Başer-Ralston görüşmesi ne getirebilir?

ABD'nin Irak savaşına başlamasının birinci derecede sorumlularından biri daha, üstelik pek de onurlu olmayan bir şekilde siyaset dışına atıldı.

ABD'nin Irak savaşına başlamasının birinci derecede sorumlularından biri daha, üstelik pek de onurlu olmayan bir şekilde siyaset dışına atıldı. Lewis Libby, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin ekip başı olarak, 2000 seçimlerinden itibaren ve yakın zamana dek George Bush yönetiminin en güçlü isimlerinden olmuştu. Libby, önceki gün mahkemede bir CIA ajanının kimliğini siyasi amaçlarla açığa çıkarmaktan, yalan ifade vermeye kadar değişen beş suçlamadan dördünden suçlu bulundu; yirmi yıla kadar hapsi söz konusu.
Libby'yi gücün zirvesinden hapse götüren yolun başında ABD'nin Irak'a müdahalesinin en önemli kamuoyu dönemeçlerinden birini oluşturan bir Bush demeci vardı. Bush, İngiltere'den gelen istihbarata göre, Saddam Hüseyin yönetiminin bir Afrika ülkesinden nükleer silah yapımı için malzeme aldığını söylemişti. Oysa İngiliz istihbaratı bu kesinlikle bir bilgi vermediği gibi, istihbaratı araştırmakla görevli bir ABD diplomatı, Joseph Wilson da bu istihbaratı doğrulayamamıştı. Bunun üzerine Beyaz Saray, kendi diplomatının ifadesini itibarsız kılmak için, diplomatın eşinin Amerikan istihbaratı CIA için çalışan bir ajan olduğunu basına sızdırdı. Bilginin Libby, ya da Rove'dan sızdığı şüphesi, nihayet Libby'yi hapse götürecek süreci başlattı.
Libby, Bush yönetimindeki yaprak dökümünün son halkası, ama sonuncusu olmayabilir.
Irak felaket bir durumda. Rumsfeld'in yerine baba Bush ekibinden Robert Gates'in atanmasından sonra değiştirilen politikanın önceliği Bağdat'ta asayişin sağlanması. Sonra sıra ülkenin diğer taraflarına gelecek diye umuluyor.
Türkiye, hem Irak'ın bir arada kalmasından siyasi, ekonomik çıkarları olduğu için, hem de bu umutla ABD'nin çabalarına yardım ediyor. Örneğin Sünni grupların yönetime desteğinde birinci derecede rol oynuyor.
Önümüzdeki cumartesi, ayın 10'unda Bağdat'ta yapılacak 'Irak'a komşu ülkeler' toplantısı, Türkiye'nin bir fikri olarak daha 2003 yılında ortaya çıktı. Başta bu toplantıyı küçümseyen ABD yönetimi, şimdi içinde yer alıyor. Bağdat toplantısından Türkiye'de siyasi düzeyde bir toplantı kararı çıkarsa, Rice'ın da katılacağı söyleniyor.
Bağdat'ın güvenliği ve iç savaşın önlenebilmesi ABD için ne kadar önemliyse, Türkiye için de Irak'taki PKK varlığının, Amerikalıların Irak Kürtlerini de işin içine katarak etkisizleştirilmesi o kadar önemli.
Türkiye ve ABD'nin PKK ile mücadele özel temsilcileri Edip Başer ve Joseph Ralston'ın bugün İstanbul'da yeniden buluşması bekleniyor. Son buluşma üzerinden Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın ABD temasları geçti.
Bu temasların ardından Türkiye'de geniş ve yıpratıcı bir 'diyalog' tartışması yaşandı.
Gerçi yalnız Başer ve Ralston değil, Gül ve Büyükanıt da terörle mücadelenin sabır isteyen bir iş olduğunu, hemen sonuç alınamayabileceğini söylüyorlar. Son Başer-Ralston buluşmasından bu yana Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin PKK lideri Abdullah Öcalan'ın adil yargılandığına karar vermiş olması, hukuki açıdan da yeni bir durumu ortaya çıkardı. Öcalan'ın sağlık durumu iddiaları ve DTP'nin parlamenter siyasete öncelik vereceğini açıklaması bu gelişmeler ışığında rastlantı sayılmamalı. PKK kendisini köşeye sıkışmış hissederse, özellikle de 21 Mart Nevruz yaklaşırken bütün süreçleri hızlandıracak eylemlere kalkışır mı? Sorulara bunu da eklemek gerek.
Bu koşullar altında yapılacak Başer-Ralston görüşmesinden ne beklenmeli? Türkiye'nin Irak'ta zor durumda kalan ABD'ye ve Irak'a vereceği katkının PKK konusunda yakın ve somut katkılara yol açması ihtimali hâlâ kaybolmuş değil.
İki küçük ayrıntı: ABD'nin NATO Daimi Temsilcisi Victoria Nuland geçtiğimiz hafta İran ve füze savunma sistemi işbirliği konuları ağırlıkla tartışılmak üzere Ankara'daydı. ABD Dışişleri'nin Türkiye-Kafkaslar-Kıbrıs bölgesine bakan Müsteşar Yardımcısı Mathew Bryza'nın da bugün, yani Başer-Ralston görüşmesinin olacağı gün, 'Enerji Arenası' toplantılarında konuşmak üzere İstanbul'da olması bekleniyor.
Artık Türkiye'nin taraf olduğu hiçbir denklem, enerji ve enerji güvenliği konuşulmadan kurulamıyor.