Başer: Sınır ötesi operasyona ben ya da Ralston engel değiliz

'Türkiye'nin PKK'ya karşı sınır ötesi harekâta uygun gördüğü zaman karar verebileceği konusunu görüşmelerde özellikle yeniden gündeme getirdim. ABD Büyükelçisi Ross Wilson da...

'Türkiye'nin PKK'ya karşı sınır ötesi harekâta uygun gördüğü zaman karar verebileceği konusunu görüşmelerde özellikle yeniden gündeme getirdim. ABD Büyükelçisi Ross Wilson da, bizim Dışişleri ve Genelkurmay yetkililerimiz de oradaydı. Bu fikre alışsınlar istiyorum. Kamuoyundaki şu yanlış anlamayı gidermek istiyorum: PKK'ya karşı özel temsilcilik de, Başer ve Ralston'un çalışmaları da Türkiye'nin sınır ötesi harekâta karar vermesi önünde bir engel değildir. Türkiye bağımsız bir devlet ve uygun gördüğü anda bu kararı verecektir.'
Bu sözler Türkiye'nin PKK ile mücadele uluslar-arası özel temsilcisi Edip Başer'e ait. Benzeri sözleri Ralston'a 11 Aralık 2006'da Stuttgart'ta da söyleyen Başer'e Ralston bu kez, "Gayet tabii, kendini korumak her ülke gibi sizin de hakkınız" demiş.
Ralston, Türkiye'ye gelmeden önce Irak'a gitmiş, Kürdistan Bölgesel Hükümeti başkanı ve Kürdistan Demokratik Partisi lideri Mesud Barzani ile görüşmüş, Türkiye'nin PKK kontrolünde olduğu gerekçesiyle boşaltılmasını istediği Mahmur BM Mülteci Kampı'nı görmüştü. Ralston'un Barzani'nin 'PKK sorunu diyalogla çözülür, genel af gerekir' sözlerine katıldığı yönündeki haberler ise Ankara'da tepkiye yol açmıştı. Dünkü görüşmemizde, Başer bu konuda şunları söyledi:

  • "Bu kez Ralston gelmeden haberleri geldi. Rahatsız olduk. Baş başa görüşmemizde ilk sorduğum konu bu oldu. Barzani ile çözüm konusunda aynı fikirde olduğumu ne Barzani'ye, ne de bir başkasına söylemedim dedi. Kendisi de, Ankara Büyükelçisi Wilson da PKK ile görüşme önermelerinin söz konusu olmadığını açıkladı. Tabii Ralston ile Barzani'nin baş başa ne konuştuğunu tam olarak bilmemiz mümkün değil. Ama ben söylediğine itibar ediyorum. Çünkü ya birlikte çalıştığınız kişinin sözüne itibar edecek, doğru çıkmazsa önüne koyacaksınız, ya da hiç çalışmayacaksınız. Şu anda bizi rahatsız eden bir durum yok görüşmelere ilişkin."
  • "Mahmur Kampı'na ilişkin ortada bir tür danışıklı dövüş olduğunun farkındayız. Yani teftişe gelineceğinin önceden duyurulması, PKK'lıların da kampı boşaltması gibi. Bunu bildiğimizi görüşmelerde söyledik. Ama bizce şimdi önemli olanın PKK'lıların kampa dönmemesi ve nihai süreçte kampın kapatılmasını beklediğimizi de kendilerine ilettik."
    Ankara'da iki gün süren görüşmelerin iyice açığa çıkardığı bir durum var. Bu mekanizma ABD'nin önerisiyle ABD-Türkiye ve Irak arasında kuruldu. Ancak Irak'la bu bağlamda tek resmi temas, Irak'ın Güvenlik Bakanı El Vaili'nin Başbakan Nuri El Maliki ile birlikte 15 Aralık'ta Ankara'ya yaptığı ziyarette kuruldu. Irak'ın Ankara Büyükelçisi Sabah Omran'ın, Türkiye'nin kendilerini PKK ile mücadele konusunda pek de kale almamasından yakındığı biliniyor. Başer'e, Irak'taki Kürt yönetimi bir yana, Irak hükümetiyle neden görüşülmediğini sorduğumda şu yanıtı aldım:
  • "Bir görüşmemiz olmuştu, biliyorsunuz. Orada kendilerinden bazı taleplerde bulunduk. Birincisi, Irak hükümetinin 'Başka ülkelerin terörist saydığı' gibi ifadelerin arkasına saklanmadan, net biçimde PKK'nın terörist bir örgüt olduğunu ve topraklarında faaliyetine izin vermeyeceğini açıklamasını istedik.
    İkincisi, Irak Devlet Başkanı Celal Talabani'nin Mahmur Kampı'yla ilgili BM'ye bir mektup yazması gerekiyor; bunu istedik. Üçüncüsü, Irak'la aramızda bir Terörle Ortak Mücadele Anlaşması taslağı var. İmzalamaları onların da, bizim de elimizi rahatlatacak. Üç konuda da henüz gelişme yok. Gelişme olduğunda, sonuç getirici görüşme yapma imkânı da olur."
    Başer, önceki öğlen Wilson'un evindeki yemekte CHP Hakkâri Milletvekili Esat Canan'ın "Güneydoğu'nun da şehitleri var" ifadesine ilişkin çıkan haberler üzerine de şunu söyledi: "Ben o milletvekilimizin öyle bir söz söylediğini duymadım. Dağdakiler de bu ülkenin çocukları, onları kazanmak lazım gibi bir şeyler söyledi. Bunları biz de söylüyoruz. Yalnız sınır ötesi harekatın çözüm getirmeyeceğini söyleyince, ben de karşımızda teröristlerin olduğunu, silah bırakıp eve dönmeleri çağrımıza karşılık vermediklerini, ülkeye, insanına zarar verdiklerini, kendi ölüleri dahil 30-40 bin can kaybına yol açtıklarını, devletin bu durumda onlarla masaya oturup, taleplerinizi kabul ediyoruz, siz de silah bırakın diyemeyeceğini söyledim. Sohbet havasındaydı."
    Başer'in sözlerini son gelişmelerle birlikte değerlendirince şu tablo görülebiliyor: Türkiye'nin yalnızca Kerkük nedeniyle Irak'ta topyekün bir askeri harekâta kalkışma olasılığı şu an ne kadar uzaksa, PKK nedeniyle sınır ötesi operasyonlarını sıklaştırması da o kadar yakın ihtimal.