Başer: Zor durumda kaldım

Terörizmle Mücadele Özel Temsilcisi Edip Başer, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 'sonuç alınamıyor'...

Terörizmle Mücadele Özel Temsilcisi Edip Başer, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 'sonuç alınamıyor' açıklamasının kendisini zor durumda bıraktığını söyledi. Bu durumun kendisini işten alıkoymayacağını ve şikâyetçi olmadığını söyleyen Başer, Başbakan'ın bu sözleriyle 'ABD'ye bir mesaj vermek istemiş olabileceği' yorumunda bulundu.
Başer'le dünkü telefon görüşmemizde vurguladığı bir başka husus ise, Erdoğan'ın ABD ile PKK'yla mücadele amaçlı kurulan mekanizmanın sonuç getirmediğini söylemeden önce son durum üzerine Başer'den doğrudan bilgi almamış olduğunu ortaya koyuyor. Önce Başer'in söylediklerini aktaralım, sonra değerlendirmeye çalışalım. Başer'in sorularımız üzerine söylediklerini şöyle aktarabiliriz:

  • Geçenlerde de açıkladığım gibi, sayın Başbakan'ın söyledikleri benden alınmış bilgiye dayanmıyor. Neden bu açıklamayı yaptığını bilmiyorum.
    Ayaküstü sorulmuş bir soruya, o anın koşulları çerçevesinde sonradan söylememiş olmayı tercih edeceğimiz cevapları hepimiz verebiliriz. ABD'ye bir tür mesaj verme arzusuyla da söylemiş olabilir. Başbakan'ın aklı tabii başka konularla da meşgul olabilir, bunu ilzam etmek için söylemiyorum.
  • Başbakan ile en son görüşmemiz İran ziyaretinden hemen sonra oldu. Hayır, Joseph Ralston ile Stuttgart'ta yaptığımız görüşme ardından konuşma fırsatı bulamadık. Şikâyet etmiyorum, tabii Başbakan'ın belki zamanı olmuyor. Tabii, Terörle Mücadele Yüksek Kurulu'nda gerekli bilgileri aktardık. Tabii orada sayın Abdullah Gül başta olmak üzere hükümetin beş bakanı var. Sayın Başbakan bu açıklamaları yaptıktan sonra kendisiyle bir görüşmemiz olmadı. Görüşüp bilgi vermeyi arzu ediyorum. Sayın Gül ile de olmadı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile daha sık görüşebiliyoruz; o da bilgi alıyor, ben de arayıp bilgi veriyorum."
  • Açıklama beni bir açıdan zor durumda bıraktı. Hem kamuoyuna karşı, hem de başlangıçtan bu yana bu görevin gereksiz ve yararsız olacağını eleştirenlere karşı zor durumda bıraktı. Ama şu bilinmeli: Ben
    bu göreve talip olmasam da, teklif edildiğinde kabul ettim. Bunu ne bir kişi, ne bir kurum için yaptım, ne de maddi bir karşılık alıyorum ve bekliyorum. Bu görevi sadece milletime hizmet için kabul ettim, ben de arkadaşlarım da.
  • Terörün bitirilmesi için madem yeni bir fırsat doğdu, bunun kullanılması gerekiyordu. Bu yolun denenmesi gerekiyordu. Bir çıkış sağlanabilirse, bundan milletimin faydası olacak. İhtiyaç duyduğumuz imkânların henüz sağlanamamış olması, çalışmalarımızı olumsuz etkilemiyor. Bunun hiçbir önemi yok. Genelkurmay, MİT, Dışişleri sağolsunlar gayet güzel işbirliği ve bilgi akışı sağlıyorlar. Devlet mekanizmasından her türlü yardımı alıyoruz. İdari sıkıntıları aşmakta da yardımcı
    olan görevliler var, dediğim gibi ne şikâyet ediyorum, ne de onu bir engel olarak görüyorum. Önemli olan bu işin başarıyla sonuçlanması."
    Önce bir tarih sıralaması yapalım: Başbakan Erdoğan 3 Aralık 2006'da İran'daydı. Dönüşünde Başer ile görüştü. Başer, 11 Aralık'ta, Almanya'nın Stuttgart şehrinde ABD'li özel temsilci Ralston ile görüştü. Bu görüşmede, Türkiye'nin Irak'taki PKK varlığına yönelik sınır ötesi operasyon kararı vermemesinin, ABD ve Irak hükümetlerinin PKK'yı engelleyici tutumuna bağlı olduğunu söyledi. Bu durumu 18 Aralık'taki Terörle Mücadele Yüksek Kurulu'nda tekrarladı. Bu bilgiler 21 Aralık'ta Radikal'de Başer'in 'sonuç almaktan umutlu' sözleriyle kamuoyuna duyurulmuş oldu. Konu 28 Aralık'taki Milli Güvenlik Kurulu'nda da görüşüldü. Erdoğan 3 Ocak 2007'de Lübnan seyahati sırasında gazetecilerin sorusu üzerine bilinen açıklamayı yaptı.
    Aradan geçen bir ay uzun bir süre değil. Ayrıca Erdoğan'ın, Gül tarafından bilgilendirilmiş olması da beklenir. Yine de Başer'in gösterdiği tablo, hükümetle güvenlik bürokrasisi arasında bir iletişim sorununu açığa çıkarıyor. Böylesine hassas bir konuda Başbakan'ın atadığı ve ona bilgi vermekle görevli bir temsilci, Başbakanla konuşma fırsatı bulamıyor, Başbakan ve yardımcısı Dışişleri Bakanı'ndan çok Genelkurmay Başkanı ile görüşebiliyorsa ve bütün nezaketine karşın Başbakan'ın kendi baktığı alandaki bir çıkışının arkasında duramıyorsa ortada sorun var demektir. Teşhisi koyarsak, tedaviyi de buluruz belki.