Başkanlık tartışması erken başladı

Yeni bir anayasanın halkın geniş mutabakatına sahip olması AK Parti-CHP işbirliğiyle daha mümkün. Peki, yeni bir anayasa için bir AK Parti-CHP işbirliği olabilir mi?

Tabii beklenmeyen bir şey değildi, ama AK Parti başkanlık sistemine dayalı bir Anayasa değişikliği konusuna 1 Kasım seçim galibiyetinin hemen ertesi günü girdi.

Doğrusu parti sözcüsü Ömer Çelik 2 Kasım akşamındaki basın toplantısında doğrudan başkanlık sistemine atıfta bulunmadı; yeni bir Anayasa için muhalefet partilerine işbirliği çağrısında bulundu.

Başkanlık sisteminin AK Parti’nin seçim vaatleri arasında olduğunu hatırlatıp, kendileri açısından anayasa önerilerinin vazgeçilmez parçası olacağını söyleyen dün, yani 3 Kasım sabahı Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan oldu.

***

Aslında konuyu AK Parti açtı diyelim, ama bu konunun basın toplantısında CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin’e sorulmasıyla tartışma da başlamış oldu.

Tekin, yeni anayasayı konuşmaya başkanlık sistemi dışında hazır olduklarını söyledi; AK parti başkanlık sistemi önerisiyle CHP’nin kapısına gelmemeliydi.

Kemal Kılıçdaroğlu seçim kampanyasında defalarca, Anayasa’nın ilk dört maddesi dışında değişikliğine CHP’nin açık olduğunu söylemişti; Tekin buna başkanlık sistemini de eklemiş bulunuyor.

***

Evet, seçmenin yarısı yine 2011’deki gibi AK Parti’ye destek verdi. Bu destek 317 vekille AK Parti’nin istediği gibi bir hükümeti kurmasına, iktidarını sergilemesine yetiyor.

Ancak Anayasa'yı 367 oyla Meclis oylaması yoluyla, 330 oyla halk oylamasına taşımak suretiyle değiştirmesine yetmiyor; mutlaka takviye gerekiyor.

AK Parti’ye yeni Anayasa için kim destek verecek? Aslında Ömer Çelik’in yaptığı çağrı bu soruyu da içeriyor.

***

Hatırlayacaksınız, 2011 seçimi ardından o zamanki Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in girişimiyle dört partiden oluşan bir komisyon kurulmuştu.

Bu komisyon –çok kolay olmasa da- 60 kadar madde üzerinde görüş birliği sağlamıştı.

Ama temel olarak dönemin başbakanı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başkanlık sisteminin de eklenmesini istemesi sonrasında o çalışma dağılmıştı.

***

Bugün yeniden bir dörtlü komisyon kurulması ihtimali, en azından MHP’nin HDP ile hiçbir ortak iş yapmama siyaseti değişmedikçe bulunmuyor.

AK Parti’nin MHP, ye da HDP ile ikili iş birliğine gitmesi bir şekilde ya Kürt sorununun siyasi çözümüne tamamen kapalı, ya da onun etrafında şekillenme algısına takılması söz konusu; seçmenin yarısını yanına almış AK Parti’nin kendisini böyle bir ikilemde bırakması ihtimali düşük.

MHP ya da HDP içinden kopacak milletvekilleri ile AK Parti’nin aradaki açığı kapatması da belki siyasi etik tartışmasına yol açacak olsa da mümkün; bu transfer örneklerinin geçmişte pek de hayırla hatırlanmayan örnekleri var.

Aslında yeni bir anayasanın halkın geniş mutabakatına sahip olması AK Parti-CHP işbirliğiyle daha mümkün; toplamları her dört seçmenden üçü ve Meclis’te 451 sandalye yapıyor.

***

Peki, yeni bir anayasa için bir AK Parti-CHP işbirliği gerçekten mümkün mü?

Yoksa bu olmayacak duaya âmin demek, zaman ve enerji kaybetmek mi demek?

Geçmişe bakarsak, AK Parti ve CHP’nin işbirliğiyle 2003-2004 yılları arasında Avrupa Birliği (AB) ile uyum adımları çerçevesinde 9 anayasa değişikliği paketi, 3 temel yasa ve çok sayıda bağlı yasa değişikliğinin çok kısa sürelerde kabul edildiği hatırlanabilir.

***

Bugün bunun tekrarlanmasına en büyük engelin başkanlık sistemi tartışması olduğu anlaşılıyor.

Partilerin daha seçimin ertesi günü ortaya koyduğu müzakere pozisyonu bunu gösteriyor.

CHP’nin başkanlık sistemine geçişi tartışmaya dahi açmak istememesi kendi açısından anlaşılır bir şey.

Öte yandan, CHP anayasa konusunu görüşmeye yanaşmaz ve bir şekilde yeni anayasa yapılamazsa, Erdoğan’ın anayasa değişmese dahi –AK Parti hükümeti karşı çıkacak olmadıktan sonra- fiilen başkanlık yetkilerini kullanmaktan çekinmeyeceği de hesaba katılmalı; özellikle CHP yönetimi tarafından.