Bayar neden aday oldu?

Meclis dışındakiler 29 Mart'tan farklı etkilendi. DP, DSP, SP ve ANAP'taki hareketlenme ne getirebilir?

Mehmet Ali Bayar durduk yerde Demokrat Parti’nin yarın yapılacak kongresine neden aday oldu?
Cevap, ‘Kazanmak için’ bile değil. Daha basit ve aslında Türk siyasetinin içinde bulunduğu safhayı çok iyi anlatıyor: Kendisini diğerlerinden ayırmak, ayrı olduğunu göstermek için.
Diğerleri kim? Bir yanda dibe vurmuş bir DYP’yi en zor zamanında sırtlamış, DP’ye dönüşüm sürecinde taşımış ve parti binalarına haciz üzerine haciz gelirken 29 Mart seçimlerinde yine de 3.7 oyu bulabilmiş Süleyman Soylu var.
Diğer yanda, 12 Eylül 1980 askeri darbesi ardından siyasetten yasaklanmış Süleyman Demirel’in emanetçiliğini yapan Hüsamettin Cindoruk ve ‘eski tüfek’ de denebilecek ak saçlılar heyetinin, ‘Merkez sağı toparlayacağız’ sloganıyla Demirel’in desteğine mahzar olmuş çıkışı var.
Cindoruk ve arkadaşları, DP’nin 29 Mart sonucunu bir direnç noktası olarak alıp buradan sıçramak ve sonra daha büyük hedeflere koşmak gibi hedefler açıklıyor. Ankara kulislerinde konuşulduğu kadarıyla yarınki kongreyi alırlarsa, güz-kış aylarında olağanüstü bir kongreyle ANAP’la birleşmek ve 2011 seçimlerinde
yüzde 15-20 oy desteği sağlamak gibi hedefler bunlar. Kongreyi alamazlarsa, yedekte tutulan
DYP ismi, o da olmazsa Adalet Partisi ismi altında yeni bir parti örgütlemekten söz ediyorlar.
(Siyaseti bilenler bu çabanın bütçesinin 100 milyon doları aşacağının farkında; ciddi kaynak gerektiriyor.)
Soylu ise Cindoruk ekibinin, halen Ergenekon davasından tutuklu Başkent Üniversitesi Rektörü Profesör Doktor Mehmet Haberal ev sahipliğindeki Patalya toplantılarıyla irtibatını öne çıkarıyor ve (biraz da belden aşağı bir vuruşla) ‘Ergenekoncular, darbeciler partiyi ele geçiriyor’ söylemini işliyor.
Dün konuştuğumuz kadarıyla Bayar, Türkiye’nin AK Parti iktidarıyla Ergenekon davası suçlananları arasında sıkışmış olmadığını, insanları bu ikilemde bırakmanın Türkiye’ye faydası olmadığını, ‘yeni bir siyaset’ gerektiğini düşünüyor. Bu yüzden, sırf kendisinin ayrı bir yerde durduğunu, Türkiye’nin bu iki seçenekten birine zorlanma durumunda olmadığını göstermek için adaylığını açıkladığını söylüyor.

Meclis dışı siyasette durum
Bayar’ın tutumu aslında şu an Meclis dışındaki siyasi partilerde yaşanan hareketliliğin niteliği konusunda bir fikir de veriyor.
Bu bir arayış, bu bir ayrışma, başka bir açıdan bakıldığında çözülme ve yeniden kurulma tablosudur.
Cumartesi günü yapılacak DP Kongresi bir yönüyle böyle bir ayrışmaya sahne olacak. Cindoruk ekibinin -kazanmaları durumunda- kısa sürede Mesut Yılmaz ile ilişki kurarak birleşme hedefinde bulunan ANAP’ın geçen hafta birden sahneye çıkıp, Anayasa değişikliği modeli önerileriyle ‘Ben buradayım, ölmedim’ işareti vermesi de benzeri bir hareketliliğin göstergesi.
Pazar günü yapılacak DSP Kongresi de öyle. Zeki Sezer, 29 Mart seçimlerinde dipe vurduktan sonra, yapması gerekeni yapmış, istifa etmişti. Daha sonra Ahmet Tan’ın ortaya attığı iddialar ve partinin kurucu ruhu Rahşan Ecevit’in müdahaleleriyle kamuoyunun ibretle izlediği bir tartışma süreci yaşandı. Ecevit’in desteğine mahzar olan Alemdar Yalçın’ın karşısına bir de Masum Türker çıkınca, Sezer dün -Türk siyasetinin ‘Göreve talip değilim, ama hizmetten kaçılmaz’ ardından en sık kullanılan basmakalıp lafı olan- ‘Teşkilat istiyor’ diyerek bir daha adaylığını açıkladı.
DSP Kongresi şu anda toparlanmadan çok, dağılmanın kongresi olacak gibi görünüyor, ama siyaset bu, akışı her an yön değiştirebilir.
29 Mart seçimlerinden heyecanlananlar hareket geçen bir diğer parti de Numan Kurtulmuş yönetimindeki Saadet Partisi oldu.
O da Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih’i önüne çıkaranların baskısına karşı durmaya çalışıyor. Bir yandan da kendisini halka, medyaya anlatmaya çalışıyor.
29 Mart seçimleri, yerel seçimler olmasına karşın sonuçlar itibarıyla genel siyaseti derinden etkiledi. Yalnızca Meclis içindeki partileri değil, dışındakileri de. Ekonomik kriz ve Kürt sorunu gibi, Ermenistan’la ilişkiler ve AB gibi devasa sorunların gölgesinde AK Parti nasıl -en geç 2011 Temmuz’unda yapılacak- genel seçimlerde oyunu yüzde 39’un üstüne çıkarmak için seferber olduysa, Meclis dışında kalanlar da kendilerini yeniden göstermeye çalışacaklar. Bunun sancıları yaşanıyor.