Baykal: ABD ve İngiltere, Kıbrıs için devreye girsin

CHP lideri Deniz Baykal, Kıbrıs'taki kilitlenmenin aşılabilmesi için ABD ve İngiltere'ye iş düştüğünü söyledi.

CHP lideri Deniz Baykal, Kıbrıs'taki kilitlenmenin aşılabilmesi için ABD ve İngiltere'ye iş düştüğünü söyledi. Baykal'a göre, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'nin ağır işleyen ve ince ayara uygun olmayan yapılarındansa, ABD ve İngiltere'nin atacağı diplomatik adımlar, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'ni uzlaşma ve anlaşmaya 'motive edebilir', hareketlendirir.
Baykal, bu öneriyi dün CNN Türk canlı yayınında kısaca dile getirdi. Programın ardından Sedat Ergin ve Fikret Bila ile birlikte yaptığımız genişce sohbette de, önerisini neye dayandırdığını ve nasıl gerekçelendirdiğini anlattı. Baykal'ın sözleri şöyle:

  • Kıbrıs sorununu bu noktaya, 'Uzlaşma olmasa da Güney Kıbrıs'ı alırım' ısrarı getirdi. Ne zaman anlaşıldı ki (Annan Planı) Rumların AB nezdinde durumunu değiştirmemekte, onlara bu yönde avantaj sağlamaktadır, Rumlar 'Hayır' dedi. Şimdi, anlaşmaya evet diyen taraf AB'nin dışında, hayır diyen içinde.
  • Bu ciddi bir açmaz ve bu açmazın iki dayanağı var:
    1- AB'nin Kıbrıs politikası,
    2- Türkiye'nin en kısa sürede AB ile müzakereye başlama kararlılığı.
    Bizim bu iki dayanak üzerinde oynamamız lazım. Kurulacak denklemin değişkenleri bunlar. AB 25 üyeli bir karışım. İncelikleri olan kararları ortaklaşa alması zor; bir kişi karşı çıksa olmuyor. BM de aynı şekilde, ayrıntıların önem taşıdığı kararları uzlaşma ile üretip uygulamakta zorluk çekiyor. Oysa biz adeta zücaciyeci dükkânındayız, ince ayarlarla yürümek gerekiyor.
  • Bu işi yapacak olan ABD ve İngiltere'dir; özellikle de ABD'dir. Kıbrıs konusunda ABD'nin atacağı bir adıma hiçbir büyük ülkenin karşı çıkacağını sanmıyorum. İngiltere AB üyesi, ayrıca Kıbrıs'ta garantör. ABD ve İngiltere'ye iş düşüyor. Diyecekler ki, "Kıbrıs Türk halkına haksızlık yapılmıştır". Artık, örneğin Makedonya'ya bulunduğu gibi bir formül mü olur? Ne bileyim, Mehmet Ali Talat ve Serdar Denktaş'ı ABD'ye çağırabilirler, belki bir Amerikan uçağı Kuzey Kıbrıs'a iner, Altıncı Filo'nun bir gemisi yakıt ikmali yapar, eminim diplomatlar en uygun formülü bulurlar. Bu tip adımların sıklaşması, Rum yönetimini anlaşmaya, uzlaşmaya motive eder. 'KKTC tanınmaya mı gidiyor?' korkusunu Rumların yüreğine vermek lazım.
  • Hükümetin bu konuda ABD ve İngiltere'ye ısrarcı olması lazım. AB ile ilişkilerde de bu konuda ciddi tavra girmek lazım. AB'ye, "Ben Kıbrıs koşullarını ikinci sınıf bir üyelik için kabul etmek zorunda değilim" denebilmeli. 'Türkiye ne verilirse onu alır' görüntüsünü silmeli. 'Ben AB'deki geleceğim belli olmadan, ya da Kıbrıs'ta çözüm olmadıkça' Kıbrıs'ta Rum yönetimini tanımam' demek lazım. 'Tanımazsanız, başlamayız' derlerse, 'O zaman başlamayız' diyebilmek lazım. Aksi halde hem Türkiye kayba uğrar, hem Kıbrıs Türk halkına haksızlık olur.
    Baykal'ın bu önerisinin bir anlamı var. Öncelikle CHP, şu an diğer muhalefet partilerinin izlediği bildik politikanın dışında ve somut bir öneri getiriyor. Hükümet içinde de benzeri yaklaşımların bilinmesine karşın Baykal'ınki iyi ifade edilmiş, net bir öneri. İkincisi, 'İşimiz ABD ve İngiltere'ye mi kaldı' sorusunun meşruiyetine karşın, bu önerinin gerçekleşebilir ve uygulanabilir olması.
    Dolayısıyla Baykal'ın formülü, hükümete olduğu kadar, ABD ve İngiltere'ye de bir çağrı niteliği taşıyor ve dikkate alınması gerekiyor.