Baykal: Bu, hukuka karşı terördür

<arabaslik>'Başbakan'ın gelgitleri var'</arabaslik></br>Başbakan Erdoğan'ın daha önce de Anayasa Mahkemesi'ni eleştirdiğini belirten CHP lideri Baykal şöyle dedi: &quot;Başbakan'ın gelgitleri olduğu görülüyor. Kendini tutamıyor. Çevresi onu teskin etmeye çalışıyor, ama o durup durup patlıyor, patlamalar yaşıyor. Böyle bir üslup, hukuka karşı terör yapmaktır.&quot; </br><arabaslik>'Barzani ve Talabani'ye anlayışlı'</arabaslik></br>Bizzat Başbakan'ın kendisi istikrarsızlık kaynağı. Böyle biri başta kaldığı sürece, yargıyla, diğer kurumlarla nasıl işbirliği yapacak, ülke nasıl yönetilecek? Başbakan, Barzani ve Talabani'ye gösterdiği anlayışı yargıya ve ülkenin diğer önemli kurumlarına da gösterse iyi olur.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu'nun basın toplantısı yapacağı duyurulduğu sırada CHP lideri Deniz Baykal ile telefonda aynı konuyu görüşüyorduk. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın önceki akşam NTV yayınında Murat Akgün'ün 367 sorusuna "Bu bitmedi, çok konuşulacak.
Bu yargı için talihsizliktir, yüz karasıdır" yanıtını vermesi, dün Ankara'da günün önemli siyasi konusu oldu. Aynı zamanda adli konusu da oldu demek yerinde, çünkü Ankara Cumhuriyet Savcılığı'nın bu sözler nedeniyle Başbakan aleyhine inceleme başlatması da söz konusu.
Baykal konuya "Hatırlayacaksınız" diye girerek şunları söylüyordu: "Başbakan daha önce Anayasa Mahkemesi'nin, cumhurbaşkanlığı seçimine geçmek için gerekli sayının 367 olduğu kararı için 'Adalete kurşun sıkılmıştır' demişti. Bu sözüne ciddi toplumsal tepki aldı. Çevresindeki sağduyulu insanlar kendisini uyardı. Bunun üzerine sözü 'Ben CHP için söylemiştim' diye değiştirmişti.
"Daha sonra, 'Bu kararı tarih yargılayacaktır' dedi. O zaman biz bunu hayal kırıklığına uğramış bir siyaset adamının tepkisi olarak yorumlamış, fazla üzerinde durmamıştık.
"Ancak şimdi Anayasa Mahkemesi kararını 'yüz karası' olarak nitelemesi öncekilerden daha ciddi bir durum ortaya çıkarıyor ve bizi iki sonuca götürüyor.

İstikrarsızlık kaynağı
"Birincisi, Başbakan'ın gel-gitleri olduğu görülüyor. Kendini tutamıyor. Çevresi onu teskin etmeye çalışıyor, ama o durup durup patlıyor, patlamalar yaşıyor. İkincisi, 'kurşun sıkılmıştır' sözü ile, daha sonra çevirdiği gibi CHP'yi değil, Anayasa Mahkemesi'ni kastettiği ortaya çıkmıştır.
"Ayrıca, böyle bir üslup, demokratik hukuk devletinde kabul edilemez. Bu, hukuka karşı terör yapmaktır. Başbakan sık sık istikrardan söz ediyor. Ancak anlaşılmıştır ki, bizzat Başbakan'ın kendisi Türkiye'de istikrarsızlık kaynağıdır. Böyle bir insan başta kaldığı sürece, yargıyla, diğer kurumlarla nasıl işbirliği yapacak, ülke nasıl yönetilecek?
"Başbakan dün (önceki gün) sınırımızı geçen ABD uçaklarına sergilediği özenli ve anlayışlı tutumu, Barzani ve Talabani'ye gösterdiği anlayış ve özeni yargıya ve ülkenin diğer önemli kurumlarına da gösterse iyi olur."

Riskli siyaset
Başbakan Erdoğan, NTV'ye açıklamalarında, hem Genelkurmay ile, hem de Yüksek Yargı ile sorunlar yaşadığını söyledi. Ülke seçime giderken Başbakan'ın bu çelişkileri vurgulaması, siyasi kutuplaşmayı giderici değil, tersine artırıcı bir adım gibi görünüyor. Erdoğan ve AK Parti yönetimi belki böylelikle bir tür "İktidarda ama mağdur" rolü üstlenerek seçim kampanyasını bunun üzerine kurmak istiyor. Bu açık değil, ama riskli olduğu kesin.

* * * * *
Bugün ne olacak?
Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi doğrultusunda Anayasa değişikliği için TBMM'de son tur oylama bugün. Anayasa'nın 175'inci maddesine göre, cumhurbaşkanının geri gönderdiği Anayasa değişikliği kanununun ikinci tur oylamasında üçte iki çoğunluk gerekiyor.
Peki bugün 367 olumlu oy çıkmazsa ne olacak?
AK Parti'nin 352 sandalyesi olduğu biliniyor.
Anavatan milletvekilleri olumlu oy vermezse, ya da hiç gelmezse, hatta AK Parti içinden oy kullanmayanlar olursa ne olacak?
Bu konuda iki görüş var. AK Partili Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, 367 oy bulunamazsa, ama 330 oydan (yani beşte üç çoğunluktan) fazla oy çıkarsa, değişikliğin kendiliğinden referanduma sunulması gerektiğini söylüyor. CHP'li TBMM Başkanvekili Yılmaz Ateş, 175'inci maddenin gerekçesini de vurgulayarak, cumhurbaşkanının iade ettiği metin üzerine ikinci oylamada beşte üç değil, mutlaka üçte iki çoğunluk aranması gerektiğini, aksi halde değişikliğin iptal olması gerektiğini söylüyor.
AK Partili Kuzu'nun yorumuyla CHP'li Ateş'in yorumu birbirine zıt. Ancak Kuzu, 367 oydan az oy çıkması durumunda CHP'nin usul itirazıyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurması halinde, mahkemenin bunu görüşebileceğini de kabul ediyor.
Özetle, bugün 367 kabul oyu çıkmaz ise Başbakan Erdoğan'ı Anayasa Mahkemesi ile yeni bir mücadele bekliyor olabilir.