Baykal: Dink olayı siyasi cinayet

CHP lideri Deniz Baykal'a göre, Hrant Dink cinayeti ve ardından yaşanan gelişmeler Türkiye'nin sosyal ve siyasal röntgeninin çekilmesine, dışarıdan görülmeyenin görünür...

CHP lideri Deniz Baykal'a göre, Hrant Dink cinayeti ve ardından yaşanan gelişmeler Türkiye'nin sosyal ve siyasal röntgeninin çekilmesine, dışarıdan görülmeyenin görünür hale gelmesine zemin oluşturdu. Baykal bu 'röngen filmini' iki kademede değerlendiriyor. Biri, küresel eğilimlerin de etkisiyle geniş açıdan görünenler, bir de ulusal ölçekte derinlemesne görülebilenler. Şöyle açıklıyor:

  • "Birincisi, Türkiye'de birtakım insanların siyasi yönlendirmelerle, siyasi amaçlarla şiddete, cinayete başvurduğu. Maalesef Türkiye'de böyle bir potansiyelin bulunduğu artık net olarak ortaya çıktı. Bunun mutlaka, işsizlik gibi, göç gibi, eğitimsizlik gibi sosyal nedenleri var. Ancak kutuplaşma siyaseti, siyasetin kutuplaşması siyasi amaçlarla şiddete,
    siyasi cinayetlere uygun ortam yaratıyor. Bu son birkaç senenin işi değil. 6-7 Eylül 1955 olaylarından Solingen'de Türklerin evinin yakılmasına, Papa'nın sözleriyle başlayan olaylara dek, kimlik çatışmalarının, inanç ve mezhep çatışmalarının körüklendiği ve giderek doğallaştığı tehlikeli bir ortam bu.
  • "İkincisi, Dink cinayetiyle Türk toplumunun ve emniyet güçlerinin içinde bulunduğu durumu gösteren röntgen filmi. Bu vahim bir manzara. Suç karşısında, suçu önleyecek, tedbir alacak ciddi bir yapılanmanın bulunmadığı, güvenlik güçlerinin toplumdaki hastalıklarla mücadele bir yana, hastalıkları paylaştığı, hatta bu yönde yapılaştığı ve kadrolaştığını gösteriyor. Cinayet, emniyet örgütünün bilgisi dahilinde işlenmiştir ve sıradan ihmal diye geçiştirilemez. Defalarca ihbar yapılıyor, bu arada gözaltına alınması, sorgulanması gereken kişi o onbir ay boyunca atış talimleri yaptırıyor, sonra çıkıp 'Faili meçhul kalacağını sanıyordum' diyor, emniyet müdürleri, valiler çıkıp 'Mühim bir olay değil' diyebiliyor.
    Suçlulara 'Bizim çocuklar' muamelesi yapılmış.
  • "Hiç bir ciddi ülkede buna müsaade edilemez. Bu emniyet teşkilatını yönlendiren kadrolar derhal görevden alınmalıdır. İçişleri Bakanı'nın derhal istifa etmesi lazım. Milletvekilliği olmasa, görevi ihmal ve kötüye kullanmak suçlamasıyla mahkeme karşısına çıkarılması lazım. Gazetecilerin aslında bana 'İçişleri Bakanlığını ne zaman basıp istifaya çağırıyorsun?' diye sorması lazım."
    Baykal'ın bu sözlerinin, son grup konuşmasından farkları olan, daha ayrıntılara inen bir bakış getirdiği görülebiliyor. Bu kısmen, CHP bünyesindeki, aslında pek dışa yansımayan ancak içten içe süren tartışma ortamının, genel başkanın sözlerine yansımış ürünü olabilir.
    Münih Güvenlik Politikası Konferansı'na gidiyor
    Almanya'nın Münih kentinde bu yıl 43'üncüsü yapılan Güvenlik Politikası Konferansı'nı, uluslararası güvenlik politikası atmosferinin Davos'u olarak adlandırmak hiç de yanlış olmaz.Son dört-beş yıllık örneklere baktığımızda, özellikle ABD yetkililerinin Afganistan ve Irak savaşına, daha sonra savaşın evrelerine ilişkin önemli kararlarına ait ilk işaretleri hep Münih Konferansı'nda verdikleri görülebilir.
    ABD Konferansa bu yıl Savunma Bakanı Robert Gates ve Hazine Bakanı Robert Kimmit'in yanı sıra beş senatörden oluşan bir heyetle katılıyor. Ancak bu yılki konferansın yıldızı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin olacak. Alman Şansölyesi Angela Merkel, Dışişleri ve Savunma bakanları, NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, AB Güvenlik ve Dış Politika sorumlusu Javier Solana, Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora katılımcılar arasında.
    Konferansa bu yıl ilk kez bir insan hakları örgütü de, İnsan Hakları İzleme Grubu Başkanı Kenneth Roth da davet edildi.
    Bu konferansa Türkiye'den genellikle savunma bakanları davet edilirdi. Savunma Bakanı Vecdi Gönül bu yıl programda yok. Münih Konferansı'na Türkiye'den sürpriz davetli ise CHP Genel Başkanı Deniz Baykal. Dünyanın bu en önemli güvenlik politikaları forumuna Türkiye'den ana muhalefet partisi liderinin çağırılması ilginç ve önemli bir gelişme.
    Münih Konferansı'nın bu yılki tartışacağı asıl konu "Küresel krizler ve küresel sorumluluk" olacak. Konferansta terörizm, enerji ve enerji güvenliğinin de tartışılması bekleniyor.