Baykal: Erdoğan'ın bilgi vermesi lazım

Başbakan Tayip Erdoğan'ın CHP lideri Deniz Baykal'a 'beklenen mektubunu' gönderdiği haberi perşembe akşamüzeri çıkınca ilk iş Başbakan Sözcüsü Kemal Öztürk'ü aramak oldu.

Başbakan Tayip Erdoğan’ın CHP lideri Deniz Baykal’a ‘beklenen mektubunu’ gönderdiği haberi perşembe akşamüzeri çıkınca ilk iş Başbakan Sözcüsü Kemal Öztürk’ü aramak oldu.
Mektubun içeriğini öğrenmek istiyordum. Öztürk “Bir sayfa olduğunu söyleyebilirim. Ama ben de içeriğini bilmiyorum. Kesin karar var, içerik açıklanmayacak, mektubun muhatabına saygısızlık olur” dedi.
Bu cevap bir haberci için hayal kırıklığı olsa da saygıdeğer bir yaklaşımdı. Yine de Ankara siyasetiyle çeyrek asırdır bulunan bir gazeteci olarak, mektubun içeriği konusunda bilgi sahibi olacağını düşündüğüm başka AK Parti kaynaklarına da başvurdum. Yanıt aynıydı: Mektubun içeriğini açıklamama kararı alınmıştı.
Nitekim CHP Genel Merkezi’nden de benzeri yanıt aldık. Baykal CHP muhabirlerine mektubun bir sayfalık bir davetiye niteliğinde olduğunu ve yeni bir şey söylemediği dışında bilgi vermemişti.
Sabah gazetelerini aldığımda, benim ve başka hiçbir Ankara gazetecisinin başaramadığını Zaman Ankara Temsilcisi Mustafa Ünal ve Yeni Şafak Ankara Temsilcisi Abdulkadir Selvi’nin başardığını ve mektubun içeriğini yayımladıklarını okudum. Demek ki hükümetteki kaynakları, ‘açıklanmayacak’ kararı olan mektubun içeriğini ele geçirecek kadar derindeydi.
Hem meslektaşlarımızı, hem de hükümet ve AK Parti yetkililerini tebrik etmek lazım.

‘Bilgi istiyor, vermesi lazım’
CHP lideri Baykal ile dün telefonda konuşurken ilk olarak mektup içeriği olarak yayımlanan metnin doğru olup olmadığını sordum.
“Doğru” dedi; “Bir sayfalık bir mektup.”
Sonra ‘ilk değerlendirmesini’ birkaç cümlede özetledi: “Hiçbir özelliği yok. Sürecin gerekçesini anlatıyor,
ziyaret etmek istiyor. Belli bir prensibi müzakere etmek gibi bir yaklaşımı yok.”
- Başbakan’ın mektupta size süreçte gelinen aşamayı anlatıp, sizin görüşünüzü almayı istemesini nasıl değerlendirdiniz?
- Kafasındaki en son fotoğrafı benimle paylaşacağını, o fotoğrafı vereceğini söylemiyor. Süreçteki aşamaları, geldiği noktayı anlatmak istiyor. Aynı şey değil. Benden görüş, bilgi almak istiyor. Hâlbuki bu aşamada onun bilgi vermesi lazım.
- Görüşecek misiniz?
- Şimdi değerlendiriyoruz. Bir, iki gün içinde cevabı vereceğiz.
- Yazılı bir cevap mı olacak?
- Henüz karar vermedik.
- Bazı televizyon kanallarında ‘Şartlı evet’ diyeceğiniz duyuruldu? Görüşmek için şart mı öne süreceksiniz?
- O değerlendirmeleri ben de izledim. Bizimle bir ilgisi yok o söylenenlerin.
- İlk değerlendirmeniz ne yönde?
- Önceden ne diyeceğimi söylemek, mektup sahibine nezaketsizlik olur.

Baykal görüşür mü?
Baykal’ın Erdoğan ile görüşmeme ihtimali var. Ama görüşmese bile birkaç noktadan şimdiden emin olmak lazım:
1- Baykal, Kürt açılımı konusunu Erdoğan ile görüşse bile, Erdoğan’ın sürecin içeriği ve amacı üzerine açıklamasını dinlemeden, şimdiye dek söylemediği hiçbir şeyi söylemeyecektir.
2- Görüşse ve Erdoğan’ı dinleyip ona yeni bir şeyler söylese bile açılım sürecinin ortağı olduğu izlenimi verecek beyan ve tutumdan kaçınacaktır. Bununla birlikte CHP’nin tutumunun MHP’ninkiyle aynı olduğu algısından da kaçınacaktır.
3- Erdoğan’a vereceği cevabı, muhtemelen Erdoğan’ın 15 Ekim’deki Bağdat ziyareti ve ekim ayının ikinci yarısındaki Meclis oturumuna göre zamanlayacaktır. Cevabının ve tutumunun azami etkiyi yaptığından emin olmak isteyecektir.
4- Ancak Baykal, Erdoğan ile görüşse de görüşmese de, neden 2007’de Cumhurbaşkanlığı konusunda, Anayasa değişiklikleri konusunda kendisi görüşmek istediği halde Erdoğan’ın görüşmekten kaçınmış olmasını ve belki hiç söylemeyecek olsa neden bu sürecin başında ilk olarak kendisini muhatap alıp anlatmamış olmasını- Erdoğan’ın burnundan getirmek için elinden geleni yapacaktır.
Başbakan Erdoğan, Baykal’a sonunda başvurmuş olmakla, gecikmiş de olsa doğru bir iş yaptı.
Bu mektubu yazarken de sanırım, az önce aktarmaya çalıştığım noktaları göze aldı. Nitekim, Erdoğan, Baykal’ın yanıtına göre Meclis oturumuna karar vereceğini söyleyerek bunu gösterdi.
Bence Baykal da burnundan getirmek dâhil- siyasetin gereği yapmak istediklerini yapsa da bu görüşme çağrısını geri çevirmemeli. Sonucu destek olsun olmasın ki olması gerekmez- bu görüşmenin yapılması hem ülkedeki gerilimi düşürecek, hem de aslında CHP seçmeninin büyük bölümünün vicdanına hitap edecek, CHP’nin yararına olacaktır.