Baykal: Köşk için uzlaşmaya açığız

AKP'nin cumhurbaşka-</br>nı adayını hâlâ açıklamamasının skandal olduğunu söyleyen CHP lideri Baykal şu mesajları verdi: "Başbakan uzlaşma isteyenlerin 'sen olma' demek istediğini anlamalı. Ben Çankaya'ya AKP'ye düşman birini yerleştirelim demiyorum. Öyle bir cumhurbaşkanı seçelim ki ileride hiçbir hükümetin emrine girmesin, kimseye de düşmanca davranmasın. Aklımda isim yok, ama bu ismi birlikte üretebiliriz."

CHP lideri Deniz Baykal, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın son günlerde cumhurbaşkanlığı konusundaki görüşmelerinin, önemli bir değişimi ve arayışı işaret ettiğini öne sürerek, sıranın uzlaşmanın gereğini kabul etmeye geldiğini ve CHP'nin samimi bir uzlaşmaya açık olduğunu söyledi. Erdoğan'ın kendi milletvekilleriyle konuşmasının toplumsal uzlaşma sayılamayacağını, sivil toplum kuruluşlarından gelen "Uzlaşma" talebinin ise "Sen olma" demek olduğunu anlaması gerektiğini söyleyen Baykal, "Doğru adres Meclis'tir. Meclis'te uzlaşmanın bir adresi, 6 milyon oyu temsil eden ana muhalefettir" dedi. Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunu bu kadar geciktirmesini bir "Skandal" olarak niteleyen Baykal, niyetlerinin Çankaya'da bir AKP düşmanı görmek olmadığını, siyasete ve anayasal kurumlara eşit ve uyumlu yaklaşacak bir ismin birlikte bulunabileceğini söyledi.
Baykal'ın dün Radikal'e yaptığı açıklamalar şöyle:

  • "Başbakanın adaylık konusunu bugüne dek geciktirmesi bir skandaldır. Bugün (dün) Nisan'ın 7'si, 1.5 ay sonra yeni cumhurbaşkanı görevi devralacak, hâlâ ortada aday, ya da adaylar yok. Dünyayı kendimize güldürüyoruz. Adayların ortaya çıkmamasının nedeni Başbakan'ın kendisiyle ilgili kararı alamaması. Başbakan'ın cumhurbaşkanı olmak istediği artık açıkça görülüyor. Bütün mesele, Türkiye'de çıkabilecek çalkantıyı göze alıp alamayacağı. Bu yüzden seçilme şansı olan adaylar da ortaya çıkamıyor.
  • "Başbakan'ın kararı 18'indeki AKP MKYK toplantısından sonra açıklayacağı söylenmişti. Şimdi son güne bırakabileceği söyleniyor. İşi bu kadar ileri götürmek son derece yanlış. Cumhurbaşkanlığı seçimi AKP mutfağının iç işleyişine indirgendi. Kendisinin aday olup olmayacağını açıklamak bu kadar geciktirilmesi, toplumun geniş kesimlerinin talebi olan uzlaşmanın engellenmesi, toplumun başka adayları arayışına, tartışmasına izin verilmemesi demektir. Bunlar oluyor, biz de seyrediyoruz.
  • "Hal böyleyken Başbakan 'Muhalefet aday çıkarsın' diyor. Muhalefet aday çıkarıp da ne olacak? 'Biz seçeceğiz' diyen kendisi. Bizle (CHP) görüşmemeyi tercih eden kendisi. Sanki cumhurbaşkanlığı seçiminde tek sorun muhalefetin aday çıkarmaması. Sanki biz aday çıkarsak, bütün bu münasebetsizlikler ortadan kalkacak. Oyun mu oynuyoruz?
  • "Aslında bir değişim yaşanıyor. Başbakan'ın görüştüğü kendi milletvekillerinin 'cumhurbaşkanı olmazsanız AKP zarar görür' dediklerini okuyoruz. Oysa biz 'Erdoğan cumhurbaşkanı olmak istiyor, olmasın' derken, 'Erdoğan Çankaya'ya çıkarsa AKP zayıflayacak düşüncesiyle çıkmasını tahrik ediyorsunuz' diye eleştiriliyorduk. Sanki Başbakan'ın böyle bir tahrike, teşvike ihtiyacı varmış gibi. Türk siyaseti son 20 günde nereden nereye geldi? Şimdi AKP'liler, Erdoğan Çankaya'ya çıkmazsa AKP zayıflar deme noktasında. Bu CHP'nin sorunu kamuoyuna anlatmakta başarılı olduğunu gösterir.
  • "Ben, Başbakan'ın kendi milletvekilleriyle, sivil toplum kuruluşlarıyla cumhurbaşkanlığını tartışmaya açmasını, kendi dışında bir adayın mümkün olup olmayacağı arayışı olarak değerlendiriyorum. Arayış, uzlaşma değildir. Uzlaşma da kendi milletvekilinle olmaz. Bakın, sivil toplum kuruluşları 'Toplumsal uzlaşma' talep ediyorlar. Ancak o kadar söyleyebiliyorlar. Ama Başbakan 'Uzlaşma' taleplerinin, 'Sen olma' anlamına geldiğini görmeli.
  • "Başbakan, 'Bana gelince mi uzlaşma?' diyor. Evet, sana gelince uzlaşma. Çünkü, Özal, Demirel, Sezer seçilirken, ki Sezer uzlaşma ile seçilmiştir, evet tartışma vardı ama, kimse onların Türkiye'nin temel uzlaşmasını tahrip edeceği endişesini taşımıyordu. Şimdi bu endişeyi taşıyan geniş kesimler var. Sen 'Benim referansım dindir' demiş kişisin. Senin hakkında hâlâ sonuçlanmamış davalar var. Sivil toplum senden 'Uzlaşma' talep ederken, yani 'Sen olmasan iyi olur' derken, bu endişeden kaynaklanan toplumsal korunma refleksiyle hareket ediyor.
  • "Bu sorunlar, samimi bir uzlaşma ile aşılır. Biz buna açığız. Uzlaşma, uzlaşmanın gereğini kabul etmekle başlar. Uzlaşmanın anlamı, kendisinin olmayacağını kabul etmektir. Cumhurbaşkanlığı seçim zemini Meclis ise, doğru uzlaşma adresi Meclis'tir. Meclis'te 6 milyon oyun sahibi var. Toplumsal uzlaşmanın Meclis'teki bir yolu, ana muhalefettir. Orada, yeni cumhurbaşkanının nitelikleri üzerinde, toplumun geniş kesimlerinin kabul edeceği bir uzlaşma sağlanabilir.
  • "Ben Çankaya'ya AKP'ye düşman birini yerleştirelim, böyle bir tuzak kuralım demiyorum. Ne münasebet? Öyle bir cumhurbaşkanı seçelim ki, o cumhurbaşkanı ileride bir AKP hükümetini, bir CHP hükümetini, ya da bir başka hükümeti düşman kabul etmeyecek, ama onların emrine de girmeyecek, yanlış yapan kim olursa olsun, ona 'dur' deyecek, cumhurbaşkanı yeminini içine sinerek yapacak, Türkiye'nin temel uzlaşmasını tahrip edeceği endişesine yol açmayacak, anayasal kurumlara eşit ve uyumla çalışmalarını sağlar şekilde yaklaşacak, dışarıda Türkiye'yi en iyi şekilde temsil edecek birisi olsun. Hayır, aklımda bir isim yok. Ama böyle bir isim birlikte üretilebilir. O yüzden bu işi son güne bırakmayalım diyoruz."