Baykal mayın tarlasına girdi, mayın komisyona çekildi

Hükümet mayın tasarısında geri adım atarak ikinci tezkere krizini savuşturdu. Siyasetin ufkunu mayın tartışması sardı

Tabii en acısı sabah erken saatlerde aldığımız haber oldu. Hakkâri’de gece yürüyüşü yapan bir askeri kol, gece yarısı sularında mayın saldırısıyla altı şehit verdi.
Bu saldırı, PKK’yı Kandil’den yöneten kuzu postuna bürünmüş kurt Murat Karayılan’ın ‘tek istediğimiz barış, bir de Kürt parlamentosu’ demeci üzerinden 48 saat geçmeden, CHP lideri Deniz Baykal’ın ‘silah bırakılsın,
afla kutlayalım’ demecini PKK kurucusu Abdullah Öcalan’ın doğum yeri Halfeti’de tekrarı üzerinden 24 saat geçmeden yapıldı.
Türk Hava Kuvvetleri’nin sabah saatlerinde Irak’taki PKK mevzilerini vurmasından kısa süre sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Kırgızistan’dan ‘Bu saldırıyı herkes kınamalı’ diye topu fiilen DTP’nin sahasına bıraktı. Çünkü PKK saldırılarını açıkça kınamayan bir tek onlar vardı.
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’ün yazılı açıklaması bu gelişmelerin ardından haber merkezlerine gönderildi. DTP ‘terörün her türlüsüne karşıyız’ söylemiyle artık Ankara’daki AB diplomatlarını da PKK’nın eylemlerini kınamış olduğuna inandıramıyor. Dünkü açıklamasında da Türk öncelikli suçu PKK’ya karşı güvenlik operasyonlarının durdurulmamış olmasına veriyordu. Ama ilk kez muhatabının kuzu kılığındaki Kandil kurdu olduğu bir mesaj geldi DTP’den: Demokratik çözüm isteyenler ellerini tetikten çekmeliydiler.
Şimdi bu sözü de Diyarbakır’ın Bağlar semtinden İzmir’in Kadifekale’sine dek kahve ve ev sohbetlerinde ‘TC devletini kastettik’ diye tevil etmeye çalışanlar olabilir aralarında. Ama dengeler değişiyor; su başka türlü akmaya başladı. DTP’li Akın Birdal’ın ‘Cumhurbaşkanı ve Başbakan Kürt planı açıklamadan mutlaka Hasan Cemal ile görüşsünler’ demeci gerçekçi değil. Ne Karayılan’ın mesajını iletmek için, ne de Cumhurbaşkanı’nın
o mesajı almak için mevcutların dışında aracılara gerek duyduğu gibi bir görüntü yok artık ortada. Kartlar giderek daha açık oynanmaya başladı; bu da bir yönüyle iyi.

Dengeleri CHP değiştirdi
Kürt meselesinde dengelerin değişmesinde önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un 29 Nisan basın toplantısında, ardından 7 Mayıs Prag dönüşünde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün söylediklerinin büyük önemi vardı. Ancak son dönemeçte Kürt meselesinde dengeyi gerçekten değiştiren gelişme CHP’nin oyuna girmesi oldu.
CHP’nin oyuna girmesinde Cumhurbaşkanı Gül’ün 5 Mayıs’ta CHP lideri Deniz Baykal’la görüşmesinin bir payı olmuş mudur? Olabilir. Ama Baykal’ın 17’si gecesi CNN Türk’te ana hatlarıyla, 19 Mayıs’ta da ilk kez Radikal’de ayrıntılarıyla söylemeye başladıkları, bugün Kürt meselesinde yeni ve öncekinden farklı bir tartışma zeminine imkan verdi. CHP’nin DTP ile muhatap olmaya başlaması, Baykal’ın ‘DTP’liler yalnızca söylediklerinden dolayı yargılanamaz’ demesi, dün mayınlar patlayıp şehit aldıktan sonra bile ‘Affın tek şartı silahlı mücadeleye son verilmesidir’ demesi ilk kez Kürt sorununda çözüm umudu doğurmaya başladı. Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu’nun, 18 Mayıs’ta Milliyet’te söylediği ‘Kürt sorunu CHP’siz çözülmez’ sözü adeta doğrulanıyor. Olumlu yönden söylesek; Kürt sorunu CHP katkısıyla çözülebilir.
Baykal dün o sözleri Suriye sınırında söyledi. Televizyonlara görüntü verirken ‘Biraz daha arkaya gidersem mayın tarlasına gireceğim’ demesi yansıdı.
Baykal Suriye sınırında mayın tarlasının kıyısında iken, Ankara’da Meclis’te bir siyasi galibiyet kazandı. CHP’nin başlattığı, MHP’nin desteklediği muhalefet sonucu, Suriye sınırındaki mayınların temizlenerek, arazinin temizleyen şirkete neredeyse yarım asır kiralanmasını öngören yasa tasarısı komisyona geri çekildi. Şimdi temizleme ve kiralama kısmı ayrı ayrı ele alınacak.
Oysa Başbakan Tayyip Erdoğan daha sabah saatlerinde belediye başkanlarına konuşurken bu yasada ısrarlı olduğu izlenimi vermişti. Birkaç saat içinde değişen ne mi oldu? Sanırım Başbakan konunun hem kamuoyunda,
hem de Meclis’teki AK Parti grubunda oluşturduğu hoşnutsuzluğu gördü. Şu aralar en son ihtiyaç duyduğu şey, 2003 Irak tezkeresi örneğindeki gibi AK Pari grubunun  bir kısmının hükümetin yasa tasarısına destek vermemesi olabilirdi. Mayın tasarısında muhalefete karşı geri adım manevrasıyla ikinci bir tezkere krizini önledi. Kriz önlendi ama AK Parti karizması 29 Mart ardından biraz daha zedelenmiş oldu.