Baykal: Polise güvenmiyorum

Hükümetin hegemonya istediğini iddia eden Baykal, ?Faşizme giden yol da yasalara uygun döşenmiştir? dedi

CHPlideri Deniz Baykal, durumun ciddiyetini vurgulamak için tekrarlıyordu: “Devletin güvenlik güçlerine, ana muhalefet lideri güvenmiyor.” Baykal, Emniyet teşkilatını kastederek “Kurumu yıpratmak niyetinde değilim” diye devam ediyordu; ama teşkilat “Belli bir kadronun” elindeydi.
Ana muhalefet liderinin ülkenin polis teşkilatına güvensizliğini açıkça beyan etmesine neden olan konu, geçen hafta CHP Genel Merkezi’nde bulunduğu açıklanan bir elektronik dinleme cihazı. Başbakan Tayyip Erdoğan önceki gün bu konu sorulduğunda polisin incelemesinin tamamlanması ardından yorum yapılabileceğini söylemişti. Dün Fikret Bila ile CNN Türk’te sunduğumuz Ankara Kulisi programında Baykal’a incelemenin nasıl gittiğini sorunca önce “Pazartesi günü yurtdışından gelecek” aletlerle daha geniş bir araştırma yapacaklarını öğrendik. Peki polis ne diyordu? CHP polise gitmemişti. Neden gitmediğini sorunca, başlığa yansıyan yanıtı aldık: “Maalesef güvenmiyoruz.” CHP lideri “Bunu söylemekten büyük üzüntü” duyuyordu, ama polise “güven kaybı içindeydi.”
Baykal, kendisini bu sert beyana sevk eden sorulara yanıt arıyordu: “Yani oraya kim koydu? Koyanlar kimin adına koydular? Ne yaptılar? Bunların aydınlatılması gerekiyor. Maalesef böyle bir güven kaybı içerisindeyiz. Güvenlik güçlerinin şu ana kadar bu tip konularda yeterince topluma güven vermediği açıktır.”
CHP liderinin sözlerinden dinleme cihazının yerleştirilmesinden polisi sorumlu tuttuğu anlamı da çıkabilirdi. Açıkça sorduk: Polisin yaptığından mı şühheleniyordu:
Baykal ‘hayır’ demedi. “Bilmiyoruz” dedi ve şöyle açıkladı: “Bir spekülasyon yapmak istemiyorum. Ciddi araştırma yapılmadan değerlendirilmemesi gereken konular. Türkiye’deki tablo bu vesileyle bir kez daha ortaya çıkmıştır. İnceledikten sonra elbette polise bilgi vereceğiz ama kendimizi teknik incelemeyi yapacağız
sonra onlara da (polise) böyle bir olay var diyerek gerekli bildirimi yapacağız.”

Watergate benzetmesi
Baykal başka imalarda da bulundu. Seçim döneminden, karşı siyasi partinin içinde olup biteni öğrenme merakından, ABD’deki Watergate skandalından söz etti. ABD’de 1973 yılında iktidardaki partinin Demokrat Parti seçim kampanyasını devlet güvenlik güçlerine dinlettiği ortaya çıkmış, skandal bir sonraki yıl Richard Nixon’un ABD Başkanlığı’ndan istifasıyla sonuçlanmıştı. CHP’nin yoksa AK Parti tarafından mı dinletilmek istendiğinden şüphelendiğini sorunca Baykal “Peşin suçlama yapmayı doğru bulmam” diye yanıtladı; “Bunu AKP yaptırdı demek istemem. Ama Türkiye’de bu tip yetki dışı özel yaşamı izleme, bilgi toplama ve bunu değerlendirme konusuna meraklı bazı çevreler var. Ne yazık ki o çevreler bu konuda çok geniş teknolojik olanaklara sahipler. Dinlediklerini bazen yansıtıyorlar. Koca bir Ergenekon davası gidiyor; bütün dayanağı bu.”
Baykal bu noktada geçtiğimiz yıl Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt ve eşinin izlenmesi olayı ortaya çıktığında ilk aşamada İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek tarafından yalanlandığını, sonradan izlemenin yapıldığının anlaşıldığını, ama bunu soruşturan savcının “sürüldüğünü” hatırlatıyor. 2005 yılında kurulan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın başkanı ve denetim kurulunun tek başına Başbakan tafrafından atandığına ve bu kurulun yine Başbakan’a düzenli rapor verdiğine dikkat çeken Baykal, Adalet Bakanı’nın soruşturma açması durumunda her hâkimin kendiliğinden bu kurum tarafından
izlemeye alınabilmesini de vahim olarak niteliyor.

Hegemonya ve faşizm
Baykal’a göre bütün bunlar, “Çok tehlikeli bir hegemonya” tesis etme çabası; “istihbarat da bu konuda çok önemli araç olarak kullanılıyor.”
CHP lideri, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün seçilmesi, üniversite atamaları, yargıyı “ele geçirme” çabaları ve güvenlik güçlerinin rolünü hep bu çerçeveye yerleştiriyor. Ama bu saydıkları hep yasal yollardan yapılmıyor mu? Baykal, kanı donduran ve yıllar önce daha Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı iken Sabih Kanadoğlu’nun “Hitler de seçimle işbaşına geldi” demesini andıran bir yanıt verior: “Faşizme giden yol da yasalara uygun olarak döşenmiştir.”
Baykal, 21 Aralık’taki CHP tüzük kurultayında da Peronizm tehlikesinden söz etmişti. Bu durumda Türkiye faşizme mi gidiyor? Baykal’ın yanıtı: “Siyasi hegemonya yolunda gidiyor.” CHP liderine göre, o nedenle 29 Mart’ta sandığa gidecek
seçmen, belediye başkanı seçmekten çok daha ötesini düşünmek zorunda.