Baykal: Türkiye içeriden çatırdıyor

CHP lideri Baykal Gül'ün 'millet içinde adacık olmaz' sözünden 'memnun'

Ankara’da düne Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un Trabzon’da yaptığı sert konuşmayla başladık.
Başbuğ’un ‘TSK süreçten rahatsız, sessiz kalamaz’, ya da yargı uygulamalarını kastederek ‘Kurumlar arası çatışmaya neden olabilir’ gibi çıkışlar yapması, bu rahatsızlığı ‘yetkili ve ilgili makamlara’ ilettiğini söylemesi Ankara’nın zaten gergin gündemine eklendi.
İşin dikkat çekici yanı, Başbuğ’un böyle bir açıklama yapacağının önceki günden belli olmamasıydı. Kimileri bu durumu, önceki akşam Başbakan Tayyip Erdoğan ve dar kabinesinin yaptığı güvenlik toplantısı ardından, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın dün için basın toplantısı yapacağının duyurulmasına bağlıyor.
Kimileriyse, dün Sabah gazetesinde yer alan ve Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal’ın, Erzurum’daki 3’üncü Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk’i, Ergenekon soruşturmasıyla ilgili ifade vermeye çağırdığı haberine.

Erdoğan’a öfke
Bu doğruysa, yalnız Başbakan Erdoğan değil, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de bir hafta arayla ikinci defa Savcı Osman Şanal’ın soruşturmaları nedeniyle en üst düzeyde rahatsızlık beyanı ve şikâyet almış demektir. Hatırlanacağı gibi, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Emre Taner de Erzincan’da üç MİT personelinin gizli tanık ifadesiyle tutuklanmasına tepki göstermiş ve üst makamlara çıkmıştı.
CHP lideri Deniz Baykal, bu tabloyu, işin içine ‘Şiddetin siyasetin parçası haline gelmesi’, ‘Etnik siyasetin milli siyasete dönüşmesi’, ‘Sokak gösterileri’ ve ‘Parlamento’nun tahribatını da katarak, “Türkiye içeriden çatırdıyor” diye tanımladı.
Dün akşam CNN Türk’te Fikret Bila ile sorularımızı yanıtlarken oldukça köşeli konuştu. Örneğin, Orgeneral Başbuğ’un şöyle bir zamanda - ‘içerik bir yana’- salt konuşmuş olması bile “Türkiye’nin içinde bulunduğu krizin yansıması” idi. Baykal’a göre, Başbuğ ‘Nefsi müdafaa psikolojisi içinde, kendisini anlatamama durumunu’ ortaya koyuyordu. Demek ki şikâyetini hükümete götürmüş, çare bulamayınca kamuoyu ile paylaşmaya karar vermişti; bu çok üzücüydü.
Baykal, “Otuz altı yıllık siyasetçiyim” diye Erdoğan’a kızgınlığını anlatmaya başlıyor; “İlk defa, bu ağır sözleri kullandım; Başbakan’ı ihanet ve bölücülükle suçladım. Küfür olsun, hakaret olsun diye kullanmadım. Cevap veremiyor; bana iyi niyet, kardeşlik diyor. Ben senin iyi niyetini sorgulamıyorum. Damat Ferit de, Vahdettin de belki iyi niyetliydi. Sonuca bakılır. Sen ülkeyi bölüyorsun kardeşim. İnsanların duyguları ayrışmaya başladı.”
Burada önemli bir konu var. Baykal diyor ki, “Biz başta bu işe karşı çıktığımızda diyorlardı ki, ‘Tabanını kaybedersin’. Biz de diyorduk ki, ‘Önemli değil, siyasi bedelini ödemeye hazırız. Şimdi görülüyor ki, halk kaygılarımızın doğru olduğunu görmeye başladı. Biz o amaçla yapmamıştık, ama tavrımız siyasi prim yapmaya başladı.
Buradan kritik başka bir konu gündeme geliyor. Cumhurbaşkanı Gül’ün devreye girip liderleri bir araya getirmesi teklifi, geçtiğimiz hafta kabul görmemişti.

Gül’e, gül
Oturup konuşmanın bir imkânı olup olmadığını dün sorduğumuzda Baykal, “Olmaz
olur mu?” dedi; Tabii ki var. Alt var. Ülke kötü yönetiliyor. Sokaktaki şiddetten tutun, hakkını arayan işçilere yapılanlara kadar manzarayı gören vatandaşın ‘Oturun, anlaşın’ demesini
saygıyla karşılıyorum. Oturup anlaşalım da, Başbakan’da yaklaşımında hata olduğunu,
yeni bir anlayışın gerektiği yolunda bir işaret var mı? İnadım inat diyor.”
İşte bu noktada Baykal’dan Cumhurbaşkanı Gül’e bir gül gidiyor; Yavuz Donat’ın dün Sabah gazetesinde Gül ile yaptığı mülakat üzerinden.
Gül’ün ‘Milletin içinde millet adacıkları düşünülemez, mümkün değildir” demesini şöyle değerlendiriyor: “Cumhurbaşkanı Meclis konuşmasında da millet içinde millet yaratmayalım demişti, ben de bunu olumlu not etmiştim. Eğer yine onu vurguluyorsa, bu memnuniyet vericidir.”
Son bir not, kapatılan DTP milletvekillerinin Meclis’ten istifa kararı üzerine. Dün MHP lideri Devlet Bahçeli, konu önüne gelirse -Erdoğan’ın istiyorsa onları AK Parti’ye kabul edebileceği esprisiyle birlikte- istifalarını kabul yönünde oy kullanacağını söylemişti.
Baykal da “İstifa hakkına saygı gösteririm” dedi; “Tabii terörü kınayıp aralarına mesafe koyarak Meclis’te kalmalarını tercih ederim.”