Baykal?ı kızdıran soru: Kuran öğretimi din istismarı mı?

Baykal ezber bozmayı sürdürüyor: Çok tehlikeli bir laiklik anlayışı bu, sapık zihniyet. Tedavi şart

Başbakan Tayyip Erdoğan nasıl dış politikada ezber bozmaya devam ediyorsa, CHP lideri Deniz Baykal da iç politikada ezber bozmaya devam ediyor. Ezberi bozulanlar arasında CHP seçmenleri de var üstelik.
Baykal’ın bu doğrultuda ilk hamlesi, kamuoyunda ‘çarşaf açılımı’ adı takılan girişim olmuştu. İstanbul’da törenle parti saflarına alınan çarşaflı kadınlara Baykal’ın kendi elleriyle parti rozeti takması, CHP’nin özellikle laikliğe duyarlı kesimleri arasında homurdanmalara yol açmıştı. Baykal’ın müdahalesiyle bu sesler duyulmaz olmuştu. Örneğin üniversite görevi sırasında türbanlı öğrencileri ikna odalarına çekmesiyle tanınan Nur Serter, İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin ve şimdi CHP İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı olan Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte varoşlarda çarşaflı kadın seçmenlerin oyunu talep etmeye başlamıştı.
Törenle CHP rozeti takılan çarşaflı seçmenin bir kısmı hafta başında yine törenle rozetlerini çıkardılar. Bu kimilerince ‘çarşafa dolanmak’ olarak nitelendi. Aday gösterilme kavgası içinde kısa vadeli düşünüldüğünde bu tanım kulağa hoş geliyor. CHP’nin tutumunu tutarsız bulanlarca da
bu yüzden kolaylıkla benimseniyor. Ancak olayın bir de uzun dönemli siyasi ve toplumsal yönü var ki, Türk siyasetinde 1980’lerden bu yana laiklik ekseninde giderek artan kutuplaşmaya neşter atılmış oluyor. İnanca ilişkin değerleri siyasi yelpazenin bir tarafındaki parti ve partilerle özdeşleştirme, laikliği dinsizlik, hatta din düşmanlığıyla özdeş saymaya giden bir kutuplaşma bu.
CHP, ‘çarşaf açılımına’ dek bu kutuplaşmanın tarafı olduğu izlenimi verdi. Baykal öyle olmadığını söylüyor; niyet belki o değil (Baykal’ın bunu sergilemeyi sevmese de inançlı bir Müslüman olduğu biliniyor) ama algılama bu idi.
Şimdi, üstelik de çarşaf açılımının Mehmet Sevigen’in protesto edilmesiyle iç içe geçmiş tökezlemesiyle aynı anda gelen ‘Kuran öğretimi’ çıkışı, bu algılamayı iyice tersine çeviriyor. Ezberi iyice bozan ise önerinin ilk olarak, hani katı laikçi diye bilinen bir isimden CHP İzmit Belediye Başkanı adayı Sefa Sirmen’den gelmesi ve Baykal’ın da buna üst perdeden sahip çıkışı.

Kızdıran soru
Kuran kurslarının açılması, öteden beri soldaki partiler tarafından kuşkuyla bakılan ve dînî duyguların siyasi amaçlarla istismar edilmesi olarak suçlanan bir konu oldu. Bu konuyu AK Parti gündeme getirmiş olsa, örneğin Yargıtay Cumhuriyet Başavcılığı’nın kapatma davası kapsama alanına bile girebilirdi.  CHP, belediyelerin Kuran kursu açabileceği çıkışıyla bir tutarsızlığa düşünmüyor muydu?
Dünkü konuşmamızda Baykal’ın tepki göstermesine yol açan bu ‘Din istismarı’
olarak anlaşılır mı?’ sorusu oldu. Hem de ne tepki? İşte Baykal’ın sözleri:

  • Kuran öğretilsin demek din istismarı sayılır mı? Hiç olur mu? Bu çok tehlikeli bir laiklik anlayışı. Hangi sapık zihniyet böyle anlar? Böyle anlayanı tedavi etmek lazım. Batı medeniyetini iyi anlamak lazım. İnsan haklarının temellerinden biri de inanç özgürlüğü ve inancını öğrenme özgürlüğüdür.
  • Dinini öğrenmek her vatandaşın hakkıdır. Biz diyoruz ki, bu işi mahalle arasından,
    kenardan köşeden çıkartalım. Tarikatlara, cemaatlere bırakmayalım. Diyanet İşleri’nin katkısıyla, sadece ezberini değil, doğru yorumunu, bilinçli aktarımını verelim. Bunu Diyanet gözetiminde Cumhuriyete, Atatürk’e saygısı olan sorumlu eller tarafından verilsin istiyoruz.
  • Belediyelerde bilgisayar, lisan kursu veriyoruz. Talep olursa, Kuran kursu da
    verilebilir. Kuran öğreteceğiz diyene ‘Devlet elden gider, laiklik elden gider’ denebilir mi? Sorun Kuran öğretmekte değil. Biz işte bunu, Kuran’ın doğru öğretilmesini öneriyoruz.
  • Şu andaki düzenleme çok yanlış, Türkiye’nin başına sorun çıkarıyor. Bunun
    CHP ile, partiyle de ilgisi yok. Bu parti işi değil. Diyoruz ki yerel yönetimler bu işi Diyanet İşleri katkısıyla üstlensin. Din istismarına, hurafeye karşı en önemli silah, doğru din eğitimidir.

Baykal’ın çarşaf açılımı ardından Kuran öğretimi Türk iç politikasındaki alışılmış
dengeleri değiştiriyor. Aksini, Erdoğan’ın Alevi ve Nâzım Hikmet açılımlarında görebiliriz aslında. Belki de siyaset suni gündemlerinden kurtuluyor böylece. Ama bence karar vermek için erken, sonuçlarını görmek lazım.