Baykal'ın çağrısı, Erdoğan ve Başbuğ

Baykal, 'belge' krizinin Erdoğan ve Başbuğ arasında soğutulmasını istemiyor

Baykal acaba Erdoğan’a mı, Başbuğ’a mı kızıyor? Ya da hangisine daha çok kızıyor?
CHP lideri Deniz Baykal’ın dün Meclis grubuna hitabının yol açtığı sorular arasına bunlar da katılmalı.
Evet, Baykal’ın dünkü konuşmasında en çok öne çıkan kısım, Başbakan Tayyip Erdoğan’a yaptığı Anayasa’daki 12 Eylül darbesini gerçekleştirenlere yargı dokunulmazlığı getiren maddeyi birlikte iptal etme çağrısı idi.
Ama Baykal’ı bu çağrıya getiren belge tartışması konusunda söyledikleri kenarda kalmamalı. Çünkü yemeğin salçalı, soslu kısmı asıl orada. Darbe ortamını tasfiye için Meclis’e yasa getirme çağrısı adeta AK Parti’nin nasıl olsa askerle arayı daha bozmamak için böyle bir işe yanaşmayacağı varsayımıyla yapılmış izlenimi veriyor. Diğer sorgulamaları, sadece hükümetten değil, askerden de hesap sorması ise yeni bir durum.
Günlerdir Taraf gazetesinin yayımladığı -ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turhan Çolakkadı’dan sonra, dün İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın da elde belgenin orijinali değil, üzerinde oynanma ihtimali bulunan fotokopisi olduğunu söylediği- belgeyi tartışıyor siyaset. Günlerdir, bu belgenin kamuoyu ile paylaşılmasındaki zamanlamaya dikkat çekiyor hükümet ve asker arasında son zamanlarda görülen yakın mesainin, denklemin dışında kalma endişesi taşıyan grupları rahatsız ediyor olabileceğini söylüyorum.
Baykal dün, Erdoğan’ın önceki gün AB Büyükelçilerine ‘kurumlar çatışma yok’ sözlerinden yola çıkarak tam da bu durumu sorguladı ve şunları söyledi:
* “Yukarıda bir uyum var. O uyumu görmekten mutluluk duyuyoruz. Onlar (Burada Baykal muhtemelen Başbakan Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’u kastediyor-MY) arasındaki bu uyumun nasıl gerçekleştiğine ilişkin tespitlerini, bilgilerii lütfedip bizlerle, milletle paylaşsalar da, biz de millet olarak kaygılanacak bir şey olmadığını görüversek.”
Baykal bu kinaye yüklü cümlelerini “Bu belgenin altında imzası olan sayın Albay Dursun Çiçek görevinde oturmaya devam ediyor” diye tamamladı.
Baykal’ın merak ettiği, Erdoğan’ı ‘belge’ Taraf’ta yayımlanır yayımlanmaz verdiği tepkiyle, ondan birkaç gün sonra Başbuğ ile görüştükten sonra verdiği tepki arasında neyin değiştiği. CHP lideri acaba adını koymak istemeden kapalı kapılar ardında bir şeyleri örtbas etme çabasından kuşkusunu mu dile getiriyor?
CHP lideri “Bu konudaki sukûneti, sessizliği ve bütün bu dedikodular, birbiriyle çelişen iddialar karşısındaki rahatlığı izah etmek çok güçtür” derken, ya da Genelkurmay Başkanı’nın ‘Eğer (belge) doğru değilse
o zaman görürsünüz’ sözleriyle neyi kastettiğini bir an önce istiyoruz’ derken apaçık Erdoğan-Başbuğ mesaisini sorguluyor.
Bu sorgulama, ulusalcı çevrelerdeki ‘Asker neden hükümetin üzerine eskisi gibi gitmiyor?’ sorgulamasından, ya da Fethullah Gülen hareketi ve onun etki alanındaki aydınlar arasındaki ‘Hükümet neden askere hemen haddini bildirmiyor?’ sorgulamasından farklı. Daha çok gerçek bir örnekten yola çıkarak yeni bir raya girme arefesindeki siyaset-asker ilişkilerine yapılan bir müdahalenin doğasını anlamaya yönelik görünüyor.
Çünkü bunu anlamak CHP’nin bu konularda bundan sonraki siyasetini de etkileyecek; 12 Eylülcüleri yargılama önerisi bunu gösteriyor.
Öte yandan, AB büyükelçileri Başbakan Erdoğan’ın ‘Çatışma yok’ sözlerini, ‘belgenin’ emir-komutayla bir darbe girişimini göstermediği şeklinde yorumlamışlar.
En büyük endişeleri bundandı. Şimdi sıra bu işten kimin sorumlu olduğunu bir an önce tespit edip yargı önüne çıkarmakta.
Yangın şimdilik kontrol altına alınmış görünüyor, henüz söndürülmemişse de. Bu konu Başbakan’ın başını bir süre daha ağrıtabilir. Baş ağrısı deyince, geçen hafta Edirne’de güneş altında fazla yürümekten kaynaklandığı söylenen ve Atina sehayatini iptal ettiren rahatsızlık hali, Erdoğan’ın önceki akşam AK Parti yürütme, dün de Meclis grup toplantılarını iptaline yol açtı; bir tek yeni valileri kabulü açıklandı. ‘Seyreltilen’ programın amacı, Başbakan’ın önem verdiği Arnavutluk-Belçika seyahatine hazırlanmak. Gerçi resmi kaynaklar o seyahatlerin de yorucu programa sahip olduğunu şimdiden söylemeye başladı. Kritik bir dönemde Başbakan’ın sağlığı Arnavutluk’ta bir karayolunun hizmete alınışı töreni, Belçika’da bir konuşmadan daha önemli olabilir.