Baykal'ın seçilmesi Davutoğlu'nun kararına bağlı ama...

Baykal seçilirse CHP kazanır, AKP-CHP koalisyonunu kolaylaşır. Ancak seçilmemesi koalisyonu engellemez. Bunun AK Parti'deki karşılığı 4 eski bakanın yolsuzluk dosyalarının açılması.

Baştan söyleyelim: Dün CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu tarafından Meclis Başkanı adayı olacağı ilen edilen Deniz Baykal’ın seçimi bir tek istisna dışında tek koşula bağlı.

O istisna, son turda AK Parti adayına karşı, MHP ve HDP'nin de Baykal'ı desteklemesidir.

Bu istisna dışında Baykal'ın seçilmesi Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, Kılıçdaroğlu ile daha koalisyon görüşmeleri başlamadan el sıkışıp destek olmasına bağlıdır denebilir.

CHP grubuna ek olarak Davutoğlu AK Parti grubundan Baykal’a oy vermesini istemez ise, ya da ne bileyim oylamaya katılmayıp CHP’nin çoğunluk oylarını almasına göz yummaz ise Baykal seçilemez.

***

Neden mi?

Başka türlü CHP’nin oyu yetmiyor da ondan. Yanına HDP’yi, ya da MHP’yi alabilse bile yetmiyor.

Ama bunun tersi doğru değil.

***

Yani işler başka türlü gelişir, Davutoğlu ile Kılıçdaroğlu diğer konularda anlaşıp Büyük Koalisyon kurmaya niyetlenirse, mesela Baykal’ın seçilmemesi buna engel olmaz.

Kılıçdaroğlu dün Meclis Başkanı seçimi ve koalisyon süreçlerinin “alakası olmadığını” o nedenle söyledi.

Yoksa Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Davutoğlu’na hükümeti kurma görevini Meclis Başkanı seçildikten sonra vereceğini söyleyerek iki süreci ilişkilendirdiğini Kılıçdaroğlu da elbette görüyordur.

***

Başka türlü de söylenebilir: Baykal seçilmişse, bunu AK Parti-CHP koalisyonunun kurulacağına işaret saymak mümkün.

Diğer partiler de böyle bakıyor. Dün telefonda konuştuğumuz HDP’li Pervin Buldan, iki partinin “Baykal üzerinde anlaşmış olabileceği” yorumunu yaptı.

Baykal’ın seçimi CHP için (Cumhurbaşkanı'na vekâlet makamını alacağı için) büyük kazanç sayılır, AK Parti-CHP koalisyonunu kolaylaştırabilir, ama seçilmemesi koalisyona engel olmaz.

***

Bu denklemin AK Parti saflarında da bir karşılığı var; o da mesela yolsuzluklar konusunda söz konusu olabilir.

17 Aralık 2013 soruşturması nedeniyle dönemin Başbakanı tarafından kabine dışı bırakılan dört eski bakanın dosyalarının CHP’nin de oylarıyla yeniden açılması, eğer diğer konularda anlaşmışlarsa Davutoğlu için koalisyonu kurmama, ya da vaz geçme meselesi olmayacaktır.

Ya da mesela Rıza Sarraf (ya da Reza Zarrab) dosyasının…

***

Yeni Şafak’tan Abdülkadir Selvi’nin dünkü “Rıza Sarrf’ın heykelini dikelim” yazısı bu konudaki hissiyatı yansıtması açısından önemliydi.

Zerrab’a ihracat ödülü verilip sahip çıkılmasını eleştiren Selvi yazsını “Hani seçimlerden mesaj alınmıştı? Böyle mi alındı? Oldu olacak Rıza Sarraf’ın heykeli dikin, 4 bakanı da seçim afişi yapın olsun bitsin bu iş” diye bitirmişti.

Bu kadar yük, belli ki artık AK Parti saflarındaki bazı vicdanlara da ağır geliyor. (Belki bir gün sıra Gezicilere atılmış Kabataş ve Dolmabahçe Camisi iftiralarına da gelecektir.)

***

Peki ya AKP-MHP koalisyonu, ya erken seçim ihtimali?

Her ikisi de hâlâ masada. Ama mesela MHP’nin cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’a rakip olmuş Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday göstermesi, AK Parti cephesinde işi biraz daha yokuşa sürmek olarak okunmuş bize gelen haberler göre.

Erken seçimi ise, özellikle de Beştepe’ye giden anketlerde de değişen fazla bir şey olmayacağı tahminlerinin yapılması ardından MHP dışında resmen isteyen kimse kalmamış durumda.

***

Haydi, bir kulis bilgisini de yazının sonuna gelmişken vereyim. AK Parti de, CHP de gayrı-resmi iletişim kanallarını yenilemeye başladı, daha önce gölgelerde kalan isimler, önümüzdeki günlerde biraz daha öne çıkabilir.

Kimilerine göre bu durum gayrı-resmi diplomaside ayrıntılara inilmeye, işlerin ciddileşmeye başladığını gösteriyor.