Bayramlık bir polisiye hikâyesi (2)

MİT'in Ergenekon davasına sunduğu yeni belgeler, yakın geçmişte neler olduğunu daha iyi anlamamızı sağlıyor

Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz: CHP’nin Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı seçimi oylamasını 367 milletvekili salonda olmadığı için Anayasa Mahkemesi’ne götürdüğü 27 Nisan gecesi, Genelkurmay, siyasi tarihimize e-muhtıra diye geçen sert açıklamayı yapmış, hükümet buna 28 Nisan’da (Türk siyasi tarihinde ilk defa olmak üzere) daha sert bir karşılık vermişti.
Olaylar ‘Asker kendi işine baksın’ diye özetlenebilecek bu karşılıktan sonra çok daha farklı gelişmeye başladı. Sıralayalım:

* 29 Nisan’da, daha önce ilan edildiği şekilde İstanbul, Çağlayan’da yapılan cumhuriyet mitingine Ankara, Tandoğan’dakinden daha fazla kitle geldi. Kitle, henüz 27-28 Nisan restleşmesinin anlamını tahlil edecek durumda değildi. Ancak ileride göreceğimiz gibi, önayak olanlar arasında ‘Ne şeriat, ne darbe’ diyenlerle, ‘Ordu göreve’ yanlıları arasındaki ilk sürtüşmeler burada başladı.

* 1 Mayıs’ta İstanbul’da polis Taksim Meydanı’nda gösteri yapmak isteyen işçi ve öğrenci gruplarına şiddetle karşılık verirken toplanan Anayasa Mahkemesi, CHP’nin talebini 9-2 haklı bularak cumhurbaşkanlığı seçimini iptal etti. Aynı akşam AK Parti yönetimini toplayan Başbakan Tayyip Erdoğan iki önemli karar açıkladı: 1- Madem Meclis’e seçtirilmiyordu, o halde cumhurbaşkanını halkın seçmesi için referanduma gidilecekti, 2- Seçimler için kasım ayı beklenmeyecek, referandum öncesi halktan güven tazelenecekti. 22 Temmuz’da seçime gidilecekti.

* 4 Mayıs’ta Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ı Dolmabahçe’deki Başbakanlık makamına çağırdı ve 2.5 saat boyunca görüştü. Bu görüşme hakkında bugüne dek bir açıklama yapılmadı.

* 13 Mayıs’ta üçüncü ve en geniş katılımlı Cumhuriyet mitingi İzmir’de yapıldı. ‘Ne şeriat, ne darbe’ ekibinden Türkan Saylan, kürsüdeki Tuncay Özkan ve destekçilerince fiziksel olarak engellenerek konuşturulmadı. Mitingler bir kez de Samsun’da yapıldıysa da İzmir sonrası parıltısını yitirdi.

* 15 Mayıs’ta İstanbul’da Uluslararası Basın Enstitüsü toplantısında konuşan Erdoğan; “Genelkurmay bana bağlıdır” dedi.

* 21 Mayıs’ta hükümet ABD ve Irak’la PKK’ya karşı ortak mücadele koordinatörü olan emekli orgeneral Edip Başer’i görevden aldı. Göreve Büyükanıt’ın teklifiyle gelen Başer, Alman Die Welt gazetesinde 12 Mayıs’ta yayınlanan mülakatta ‘Ordu, siyasetçilerin, halkın iradesine karşın Cumhuriyet’in temel, seküler değerleri zedelemesine hiçbir zaman müsaade etmeyecektir’ demiş ve bu konuda Gül ile tartışmıştı.

* 23 Mayıs’ta Ankara Ulus’ta otobüs durağında PKK’lı olduğu açıklanan bir intihar bombacısı, çantasındaki bombayı patlattı. Altı kişi öldü, 90 kişi yaralandı. Bomba biraz daha sonra patlasaydı, o yoldan Büyükanıt ve uluslararası savunma fuarı için Ankara’da bulunan 5 ülkenin genelkurmay başkanı geçecekti. 

* 24 Mayıs’ta Şırnak’ta devriye gezen askeri birliğe uzaktan kumandalı mayınla saldırıldı, 6 asker şehit oldu.

* 26 Mayıs’ta ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Dışişleri Bakanı Gül’ü arayarak ‘Türkiye ile işbirliğini artıracaklarını’ söyledi.

* 27 Mayıs’ta Genelkurmay, iki ABD savaş uçağının 24 Mayıs’ta Çukurca civarında Türk hava sahasını ihlal ettiğini açıkladı. ABD Büyükelçiliği ‘kaza’ deyip özür diledi. Dışişleri Bakanı Gül, üç gün önceki olayı Genelkurmay’ın açıklamasından öğrendiğini söyledi. Asker’in hükümete bilgi verip vermediği sorgulandı.

* 30 Mayıs’ta Diyarbakır Protestan Kilisesi Pastörü Ahmet Güvener’e suikast hazırlığı olduğu şüphesiyle altı kişi gözaltına alındı. Telefon kayıtlarından bir ay önceki Malatya cinayeti sanıklarıyla irtibatları anlaşıldı.

* 1 Haziran’da Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, Irak sınırında peşmergelerin Türk askerine silah doğrultup sözlü tacizde bulunduğunu söyleyerek sınır ötesi harekat talebini tekrarladı. Irak Kürtleri özür diledi.

* 3 Haziran’da ABD Savunma Bakanı Robert Gates, Türk ordusunun Kuzey Irak’a girip kuvvet kullanması halinde, gerilimin artacağı uyarısında bulundu.
İç politikada da seçim gerilimi artıyordu. Tıpkı 2002 seçimlerine gidilirken yaşandığı gibi, 2007’deki seçimlere gidilirken de birden Irak’a askeri harekât konuşulmaya başlamıştı.
2002 seçimleri öncesi Irak’a harekat konuşulurken MİT’e ulaşan ilk ‘Ergenekon ve Lobi’ çalışmasını ve onun ancak seçimlerden çok sonra Ankara’daki yeni yönetimle paylaşıldığını hatırlayalım (Radikal, 14-15 Eylül 2008) Şimdi tam Cumhurbaşkanı seçimleri tartışılırken MİT’in Genelkurmay ve Başbakanlığa, askeri kişileri ve suikast planlarını içerdiği öne sürülen ‘Karargah Evleri’ belgeleri verdiğini (Radikal, 26 Kasım 2009) ve 21-22 haziran’da da ona ait ekleri ilettiğini anlıyoruz. Acaba o süreç nasıl gelişiyordu?
Şimdi burada duruyor ve bu polisiyenin devamını yarına bırakıyoruz.