Bir aydın...

İsmail Cem, üst düzey bir siyasetçi ve solda duruşunu güler yüzlü kişiliğiyle bütünleştirmiş bir aydındı...

Yüz yüze en son görüşmemiz iki ay kadar önce Ankara'ya geldiğinde olmuştu. CHP'deki odasında yemek yedik, saatlerce siyaset konuştuk. Kanser tedavisi nedeniyle çektiği yürüme zorluğu yüzünden sıkıntı çekiyordu, ama morali düzgündü. İki günlüğüne olsun siyaset havası solumak, Parti Meclisi'ne katılmak adeta doping etkisi yapmıştı. Her şeyi soruyor, perde arkasındaki nüansları anlamak istiyordu. "Uzun süredir böyle siyaset sohbetine hasret kaldım" diyordu. Yıllarca durmadan sorular sorduğum İsmail Cem'le bu defalık rolleri değişmiştik.
Dün vefat haberini aldığımda İsmail bey ile yıllara dayanan tanışıklığımız ve ilişkimize ilişkin bazı resimler gözün önünden hızla geçti.
Bir tanesi, İsmail beyin DSP'den son ana kadar kopmamakta direndiği halde, parti içi muarızları tarafından adeta dışarı itildiği, Hüsamettin Özkan, ama daha çok Kemal Derviş'in teşvikiyle yeni bir partileşmenin hazırlığını yaptığı 2002 yazına ait. Devlet Bahçeli'nin bir MHP toplantısında, Bülent Ecevit'in Ankara'da (Mete Belovacıklı ile yaptığımız programda) yaptığı açıklamalar ardından erken seçim isteğini açıklamasından sonraydı.
İşimin geç bittiği bir gece eve daha yeni girmişken İsmail beyin başdanışmanı (şimdi İslamabad Büyükelçisi) Engin Soysal'dan bir telefon aldım. "Bakan bey, müsaitse biraz özel görüşebilir miyiz, diye soruyor" dedi. beni gazeteci olarak değil, arkadaşı olarak davet ediyordu. Yeniden giyindim, randevu Dışişleri Konutu'nda idi. Konutun girişindeki çalışma odasında birkaç kişi oturuyordu: İsmail bey, gençliğinden bu yana arkadaşı Adil Özkol, DSP'den yeni kopan Aydın Milletvekili Halit Dikmen ve Engin Soysal. Az sonra Halit Bey izin istedi, İsmail bey de konuyu açtı. Kurmakta olduğu partiye sıra isim bulmaya gelmişti.
Doğrusu, Soysal orada görevi icabı bulunduğu için tartışmalara katılmadı. İsmail ve Adil beyler 'Demokratik Türkiye Partisi' ve 'Yeni Demokrasi Partisi' seçeneklerini tartışıyordu. Biri o sırada aktif siyasette olan Demokrat Türkiye Partisi'ne benziyor, diğeri ise Yunanistan'daki merkez sağ partisinin ismiydi. Yeni Türkiye adı orada doğdu. İsmail bey hemen İstanbul'daki kızı İpek'i aradı. O hemen bu isimlerin internet hakkını aldı. Ben izin istedim, kalktım.
Arkadaşlık ile işi ayırabilen ve karşısındakine de bu fırsatı tanıyan nadir siyasetçilerdendi. Bunun başka örnekleri de oldu.
Örneğin Sedat Ergin'in ayarladığı biletlerle Ankara'da oynanan Galatasaray (Cem'in takımı) ya da Beşiktaş (Sedat ve benim) maçlarına kaçışlarımız vardı. Dışişleri bakanıydı ve protokol tribününün en önüne oturabilirdi. O bizimle basın tribününü tercih ediyordu, oraya aitti.
Sinemaya giderken biletleri ben alıyordum; kendisi, ya da koruması alırsa masuniyeti bozulur diye düşünüyordu. Kimse bakanın orada olduğunu bilsin, bu bir rahatsızlık kaynağı olsun istemiyordu. Öyle ağır sanat filmleri değildi üstelik gittiğimiz: Diyelim 'Zorro', ya da 'Charlie'nin Melekleri.'
Bu kaçamakların hiçbirinde ne ben, ne de bildiğim kadarıyla Sedat na siyasi, ya da güncel haber değeri olan hiç bir şey sormadık. Bu yazılı olmayan, hiç konuşulmamış kuraldı. İsmail beyin dostluğu, mesleki açıdan istismar edilmeyecek, o dostluğa sahip olamayan meslektaşlara üstünlüğe çevrilmeyecek kadar değerliydi.
Derviş, CHP'ye katıldıktan sonra moralini bozmamaya çalıştı, ama Kasım 2002 seçimlerini kaybedeceğini, özellike İstanbul seçim propaganda turu ardından anlamıştı. Meclis dışında kaldığına gerçekten ve çok üzüldü. Bir süre sonra da kayıtsız şartsız yuvaya döndü, CHP'ye katıldı.
Siyasi rakiplerini saygıyla anmasını bilen bir siyasetçiydi. En kavgalı olduğu günlerde dahi Bülent Ecevit, birlikte bir sosyal demokrat parti kitabı yazdığı arkadaşı Deniz Baykal'dan ve kendisi gibi Kayseri milletvekili olan Abdullah Gül'den hep belli bir saygı ile bahsettiğini hatırlıyorum. belden aşağı hiç vurmadı.
Çoğu kişi, Ali Babacan'ın Kemal Derviş'in esaslarını oluşturduğu ekonomik istikrar programını başarıyla sürdürdüğünü düşünür. Ama pek az kişi Abdullah Gül'ün 'komşularla sıfır sorun' siyasetinin esaslarının Cem tarafından atıldığının ve Gül tarafından sürdürülmekte olduğunun farkındadır.
Mekânı cennet olsun, iyi bir insan, iyi bir dost, iyi bir siyasetçi ve bir aydındı.