Birleşmenin formülü Ecevit

CHP lideri Baykal, DSP lideri Sezer'in işini kolaylaştırmaya çabalıyor. Baykal, ittifakın önünü açmak için Ecevit'in siyasi mirasına yoğun vurgu yapıyor

DSP yönetimi dün bütün günü il başkanları ile toplantıyla geçirdi. Bir ara dışarıya çıkan Genel Sekreter Ahmet Tan, içerideki asıl konunun CHP ile birleşme olmadığını söyleyerek gazetecileri şaşırttı. Ancak bir süre sonra Zeki Sezer dışarıya çıktı, CHP ile görüşmelerin 'İyi niyetle' sürdürüldüğünü, iyi niyetin 'iki tarafta da' mevcut olduğunu,
'hakkaniyetli bir sonuç' alınacağına inandığını, ama hakkaniyetli sonuçtan da önemlisinin Türkiye'nin iyiliği olduğunu söyledi.
Benzeri sözleri Sezer'in bu açıklamasından bir süre önce telefonda görüştüğüm CHP lideri Deniz Baykal da söylemişti. 'DSP ile yeni bir yola' çıkıyorlardı. 'Bu, toplumun isteği, talebiyle' ilerleyen bir süreçti. Net ve sade bir birleşme arzu etmişler, DSP'nin prensip olarak partiyi kapatmama isteklerine de saygı duymuşlardı. Onlar DSP'yi anlamışlar, DSP de onları anlamıştı.
Baykal muhataplarına öyle toz kondurmuyor ki, DSP ile milletvekili pazarlığı yapıldığı iddialarını bakın hangi cümlelerle yalanlıyor: "Arkadaşlar görüşmede hiçbir şahsi taleplerinin olmadığını baştan söylediler. Milletvekilliği taleplerinin bulunmadığını baştan söylediler. Kendilerine öyle şeyin olmayacağını, siyasetin Meclis'te yaplacağını, hem Meclis, hem parti kademelerinde bulunmalarını arzu ettiğimizi söyleyen biz olduk."
Peki, Baykal ve Sezer birbirlerine böyle nezaketten kırıırken, toz kondurmamaya çalışırken ve iki partinin birleşmesi kendi kitlelerinden daha geniş bir kitle için böyle ilgi odağı olmuşken, son adım neden atılamıyor? Son adımın atılmasını engelleyen ne?
Baykal'ın önceki akşam DSP'nin kapatılması isteğini şart olmaktan çıkarması, bunu da Sezer'e telefon açarak ayrıca söylemesi, aslında CHP kanadında sorun kalmadığı olarak yorumlanabilir.
DSP kanadında durum doğal olarak daha zor.
Çünkü; 1- Seçime tek başına girdiğinde baraj sorunu var. 2- Bu durum belki Bülent Ecevit'in manevi mirası adına fedakârca çalışan il ve ilçe teşkilatları için o kadar sorun değil. Ama partiyi ikinci dönem Meclis dışında bırakma ihtimalinin yönetim üzerinde oluşturduğu baskı var. 3- Sezer'in 'Meclis dışında kalan toplum kesimleri' ve 'Hakkaniyet' vurgularıın gösterdiği bir başka ayrıntı var: Sezer, Baykal'dan SHP gibi, 10 Aralık hareketi gibi soldaki diğer oluşumların da görüşünü almasını, onları da dikkate almasını istiyor. 4- Ama diğer yandan Baykal'ın DSP dışında kalan oluşumlarla ilişkiye isteksiz olduğunu bildiği için işi yokuşa sürüyor görüntüsü vermek istemiyor. 5- Ve en önemlisi, Sezer ve diğer parti yöneticileri 'Ecevit'ten devraldıkları partiyi seçime sokmama' suçlamasından çekiniyorlar. DSP, Ecevit'te somutlaşan kişi kültürünün güçlü olduğu bir parti neticede.
Sezer, Tan ve arkadaşlarının alacağı zor bir karar doğal olarak.
Baykal, Sezer'i rahatlatmak için olsa gerek, tek pürüzün DSP'nin kendi tüzüğüne göre hukuki formülü bulması olarak gördüğünü söylüyor. Ama Sezer'in Ecevit'in manevi mirasının ağırlığını omuzlarında hissetiğinin farkında. Tabii, Sezer bu aşamadan 'Sıfır görüş ayrılığı' deme aşamasından sonra birleşmenin gerçekleşmemesinin faturasının DSP kitlesi tarafından da kendisine çıkarılabileceğinin ve DSP seçmeninin bir kısmının CHP'ye kayabileceğinin de farkında.
Belki de o yüzden Baykal bütünleşme formülü olarak Ecevit'in siyasi mirasını öne çıkarıyor. "Türk siyasi hayatında Ecevit'i inkâr etmek mümkün değil. Ecevit ortak kimliğimiz olmalı, birlikte sahipleneceğiz" sözleri bunu gösteriyor.
Bütün bu sürecin, erken seçim takvimine karşı, zamana karşı bir yarış niteliği de var. Baykal, "Biz olabildiğince erken olsun isteriz ama, sorun değil, YSK'nın elverdiğince zamanımız var" diyor ama, Sezer de teşkilatı ve Ecevit'in manevi ağırlığı el verdiğince bu işi bir an önce sonuçlandırmak istiyor. Son tarih 4 Haziran, YSK'ya aday listelerinin verileceği tarih. Sezer, dün telefonda "4 Haziran son tarihimiz, o zamana dek öyle, ya da böyle bir sonuca ulaşırız" diyordu.
1980 askeri darbesi sonucu hem CHP, hem de Demokrat Parti'nin devamı olan Adalet Partisi dağılmış, parçalanmıştı. AP'den çıkan iki hareket, ANAP ve DYP, geçen hafta Demokrat parti adında birleşme kararı aldılar. Merkez solda da benzeri bir birleşme sağlanabilecek mi? Bu sorunun yanıtı, erken seçim sonucu nasıl bir Meclis ve nasıl bir hükümet oluşacağını da belirleyecek.