Bu 'belge' kimin ayağına dolanacak?

Belge sahte çıkarsa kimin Erdoğan'ı askerle karşı karşıya getirmek istediğini soracak mıyız?

Asker, yıl uzunluğunda geçen hafta sonu sessizliğinden sonra 12 Haziran’da Taraf gazetesinde yer alan haber üzerine hafta başında iki açıklama birden yaptı.
Bu açıklamalar Başbakan Tayyip Erdoğan’ın pazar günü Şanlıurfa’da “Araştırıyoruz, gerekirse dava açarız” konuşmasından sonra ayrı bir anlam taşıdı.
Cuma gününden bu yana, başta Taraf’ın haberindeki belgede imza sahibi olarak görülen Albay Dursun Çiçek olmak üzere bazı subayları sorgulayan Genelkurmay Askeri Savcılığı pazartesi sabah saatlerinde uzunca bir açıklama yaptı.
Açıklamada öncelikle soruşturmanın 1- Taraf’ın yayımladığı belgenin gerçek olup olmadığı,
2- Gerçekse kimin emriyle, ne zaman, nerede ve kim tarafından hazırlandığı, 3- Belgenin ‘şüpheliye’ (yani bu durumda bürosunda ele geçirildiği yazılan Serdar Öztürk’ün eline) nasıl geçtiği üzerine açıldığı söyleniyordu.
Askeri Savcılık soruşturmanın dün sabah ulaştığı aşamayı da kamuoyuna şöyle duyuruyordu:
1- ‘Şu ana kadar’ belgenin Genelkurmay Başkanlığı’na dair herhangi bir birimde hazırlanmadığı ‘kanaatine varılmıştı’,
2- Yine de gerçek olup olmadığının anlaşılması amacıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan ve Taraf gazetesinden istenmişti, (Başsavcılık, belgenin Askeri Savcılığa gönderileceğini
Radikal’e söyledi.)
3- Her iki kurum da henüz göndermemişti, ama gönderdiklerinde kriminal incelemeyle sahte olup olmadığı anlaşılacaktı,
4- Her iki durumda da şüpheliden ele geçirilen ve yalnızca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda bulunması gereken belgenin Taraf gazetesinin eline nasıl geçtiğinin açıklık kazanması bekleniyordu. (Başsavcılık, bu yönde bir soruşturma başlatmış bulunuyor. Aynı şekilde Dursun Çiçek de ifade vermeye çağırılıyor.)
Öğle saatlerinde Genelkurmay Başkanlığı’nın yaptığı açıklamanın ise iki boyutu vardı. Birincisi, belgenin doğru ya da yanlış olmaksızın, AK Parti hükümeti aleyhine komplo kurma iddiası taşıyan içeriğe ilişkindi. “Türk Silahlı Kuvvetleri, daha önce de ifade edildiği üzere, demokrasi ve hukuk devleti ile bağdaşmayan davranış ve düşüncelere sahip bulunan personeli bünyesinde barındıramaz” beyanı Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un 29 Nisan tarihli basın toplantısında söyledikleri ile örtüşüyordu. Adeta, Başbuğ böyle bir iş velev ki TSK bünyesinde birileri tarafından yapılmış olsa da, bunun kendi komuta ve bilgisinde yapılmamış olduğunu söylüyordu sanki.
Genelkurmay açıklamasının Askeri Savcılık soruşturmasıyla ilgili ikinci boyutunda söylenenleri ise şöyle özetlemek mümkün:
1- Genelkurmay, Askeri Savcılığın ‘şu ana kadar’ ve ‘kanaat’ sözcüklerini içeren beyanını tekrar ediyor ve askeri yargının ‘hazırlandığı iddia edilen belgenin sahte veya gerçek olduğunun’ askeri yargı tarafından en kısa zamanda ortaya çıkartılmasını bekliyor,
2- Belgenin doğruluğu ispat edilirse, sorumluların yasalar çerçevesinde yargı makamları tarafından cezalandırılacağına inandığını söylüyor ve bunu takip etmeyi üstleniyor, belgenin sahteliği ispat edilirse, bunun kimler tarafından ve ne amaçla hazırlandığının ortaya çıkarılmasını da aynı şekilde takip edeceğini söylüyor.
Dünkü Bakanlar Kurulu ardından Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek de ‘demokrasinin hazmedilmemesi’ örneği olarak gördüğü bu ‘AK Parti’ye karşı tertibin’ üzerine gidecekleri ve ‘önünde arkasında’ kim olursa olsun soruşturulmasından yana olduklarını söyledi.
Şu kesin: Ortadaki en vahim ihtimal, belgenin doğru ve Orgeneral Başbuğ’un bilgisi olsun olmasın belli bir askeri hiyerarşi içinde yapılmış olmasıdır. Bu TSK’nın itibarı başta olmak üzere pek çok kurumu ve inancı zedeler.
Ama Genelkurmay açıklamasıyla azalmış bu ihtimalin dışına bakacak olursak, belgenin sahte çıkması halinde, mesela birilerinin Başbakan Erdoğan ile Orgeneral Başbuğ’u, ya da hükümet ile askeri karşı karşıya getirme ihtimalini de sorgulayacak mıyız?
Hükümetin askerle uzun yıllardır görülmemiş bir işbirliği içinde çalışıyor olmasından rahatsızlık duyan birileri olabilir mi?
Orgeneral Başbuğ’un bu hafta Başbakan Erdoğan ile yapacağı görüşme çok ilginç geçebilir.
Taraf’ın yayımladığı bu belge birilerinin ayağına dolanacak ya, bakalım kimlerin?