Bu defa ciddi gibi

ABD'li generallerin ziyaretiyle, Babacan, Maliki ve Zebari'nin sözleri ilginç bir resim çıkardı.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın AK Parti grup konuşmasından 'kapsamlı plan' açıklaması çıkmadı. Ancak dün yaşanan gelişmeler, ortada gerçekten ciddi bir çaba olduğu yönünde işaretler vermeye başladı.
5 Kasım'da Vaşington'da Başbakan Erdoğan ile ABD Başkanı George Bush arasındaki toplantının ardından Genelkurmay Başkanı Orgeneral Ergin Saygun ile ABD Genelkurmay Başkan Yardımcısı Orgeneral James Cartwright ve Irak'taki ABD kuvvetleri komutanı Orgeneral David Petraeus'un bir ay içinde yeniden bir araya gelerek durumu değerlendirecekleri söylenmişti.
İki generalin Washington toplantısından iki hafta sonra Ankara'ya gelmiş olmaları PKK'nın Irak'taki varlığına karşı teknik-askeri çalışmaların beklenenden hızlı mesafe kat ettiğini gösteriyor. Hatırlanacağı gibi, geçtiğimiz hafta TBMM'de milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakanı Ali Babacan, anlık istihbarat akışının başladığını duyurmuştu. Bu ziyaretle çalışmaların somut bilgi paylaşımı ve değerlendirilmesi aşamasına geldiği sonucuna varabiliriz.
Genelkurmay ve Ankara'daki ABD Büyükelçiliği'nden yapılan açıklamalarda kullanılan dilin benzerliği de dikkat çekici. Hatta ABD Büyükelçiliği açıklamasındaki 'PKK'yı yenmek' fiili, açıklamayı Türk Genelkurmayı'ndan daha köşeli hale getiriyor.
ABD, özellikle geçen yılın ortalarından itibaren yaşanan Özel Temsilcilik fiyaskosundan sonra, yeniden Türkiye'yi oyalama eleştirilerine hedef olmuştu. Hem Başbakan Erdoğan, hem de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bunu çok
açık sözlerle ifade etmişti. Başbakan Bush'un 'PKK ortak düşman' sözünün ardından, bu kez işlerin daha ciddiye alınmasını sağladığı izlenimi alınmaya başladı.
Dün yapılan üç, hatta Erdoğan'ın 'Kovboy değiliz' sözleriyle dört açıklamanın ortaya ilginç bir tablo çıkardığını söylemek de mümkün.
Bunlar; Babacan'ın, Irak Başbakanı Nuri El Maliki'nin ve Irak'ın (Kürt
kökenli ve KDP'li) Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari'nin açıklamaları.
Sondan başlayacak olursak; NATO Genel Sekreteri ile görüşen Zabari "Türkiye'nin geniş çaplı bir operasyon ihtimali azaldı" diyor. Bunu iki gün önce Barzani'nin "sınırlı ve sivil halka zarar vermeyecek" operasyona büyük bir itirazı olmayacağı yolundaki açıklamasıyla birlikte okuyabiliriz. Zabari, Irak sınırları içinde PKK'ya karşı operasyonu kabullenmek zorunda olduğunu, sanki Türkiye'nin geniş bir işgal harekâtı niyeti varmış da, engellenmiş kılığına sokuyor. Doğaldır, siyaset bu.
İkincisi, Nuri El Maliki'nin "Bu haliyle federasyon, Irak'ı parçalar" sözleri. Önemli, çünkü Maliki'nin 'bu haliyle federasyon'
dediği, geçenlerde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt tarafından da eleştirilen "gevşek konfederasyon" idaresi. Kast ettiği ise Kürt konfederasyonu.
Üçüncüsü, Brüksel'de AB Troykası ile görüşmeye giden Dışişleri Bakanı Babacan'ın Irak Anayasası'ndaki mevcut konfederasyon formülünü Türkiye'nin kabullenmediğini söylemesi. Babacan 'Kürdistan Bölgesel Hükümeti' söylemine de itiraz ediyor.
Bunu da Büyükanıt'ın "Irak'ta modern anlamda bir federasyonu tercih edeceği" sözleriyle bir arada düşündüğümüzde, sizce de ortaya ilginç bir tablo çıkmıyor mu?
Irak'taki PKK'nın etkisiz hale getirilmesi için Barzani ve Irak Kürtlerinin işbirliği şart. Barzani'nin bunun için talep ettiği tanınmanın ise Türkiye tarafından da, İran ve Arap ülkeleri tarafından da konfederasyon değil, federasyon için söz konusu olacağı anlaşılıyor. Öte yandan Barzani'nin halkına 'Kürtleri satmadığını, barışçı ve siyasi çözüme katkı verdiğini' göstermesi lazım. Burada iş kısmen Türkiye'ye düşüyor. Ama Ankara'daki tartışmalardan görülüyor ki, bu ne bir genel af, ne de bir pişmanlık yasası ile mümkün olabilir.
Yaratıcı ve kesin çözümler üretilmesi gereği ortada. Sizce de kapsamlı paketin hatları ortaya çıkmıyor mu?