Bu ziyaretin önemi büyük

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ankara'ya yaptığı ziyaret, iki ülke arasında beş asırdır süren ilişkilerde yeni sayfa açılması anlamına geliyor.

Uluslararası ilişkilere protokolün dar penceresinden bakanlar, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 5-6 Aralık'taki Ankara ziyaretini 1972'deki Podgorni ziyaretiyle karşılaştırabiliyorlar. Podgorni, Sovyetler Birliği sisteminde asla yürütme gücüne sahip değildi; ipler Komünist Parti Genel Sekreteri Brejnev'in elindeydi.
Bugünse Rusya'da ipler Putin'in elinde.
Putin ziyaretini Türkiye ile Rusya arasındaki 522 yıllık diplomasi tarihi boyunca Rusya'dan yapılan en üst düzey ve ilk ziyaret saymak gerekiyor.
Bu ziyareti sembolik tanımlarla küçümseyenler de, ona olmadığı stratejik işbirliği boyutları yüklemek isteyenler de yanılıyor. Çünkü önceki gün ve dünkü temaslar aslında iki ülke arasında beş asırdır süren ilişkilerde bir ilk ve yeni bir sayfa açılması anlamına geliyor.
Ancak hem Ankara, hem de Moskova'nın bu ilişkileri ekonomik işbirliği manivelasını kullanarak ileriye götürmek istedikleri, yavaş ve temkinli ilerlemeyi amaçladıkları da görülüyor. Dün Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Putin arasındaki görüşme ardından açıklanan ortak bildirgeye bakmak bile bunu anlamak için yeterli. Maddelerin çoğu ekonomik ve ticari alandaki ilişkileri geliştirmek üzerine kurulu; hatta strateji sözcüğünün kullanıldığı paragrafta bile ekonomik ve ticari ilişkilerde bir strateji geliştirilmesinden söz ediliyor.
'Çokboyutlu Güçlendirilmiş Ortaklık' tanımından ne anlamamız gerektiği hâlâ açık değil. Ancak Putin'in heyetinde yer alan yönetim temsilcilerinin profili bir fikir veriyor: Dışişleri Bakanı, Savunma Bakanı, Enerji Bakanı, Deniz Kuvvetleri Komutanı ve Rus gizli servisi FSB yetkilileri.
Yapılan resmi açıklamalarda Türkiye ve Rusya arasında siyasi ya da askeri ortaklığı çağrıştıran hiçbir ima bulunmasa da, heyetin oluşumunda ilginç bir savunma boyutu var. Dün iki ülke deniz kuvvetleri arasında imzalanan 'Karasularının Ötesinde Tehlikeli Olayların Önlenmesi' anlaşması, Karadeniz güvenliği açısından ciddi bir aşama; dolaylı olarak Boğaz güvenliği ile bağlantılı. Boğaz güvenliği ise, petrol ve gaz taşımacılığı ve 1936 anlaşmasının doğru uygulanmasına.
Rusya, Türk savunma ihalelerine girmek istiyor. Ama NATO teknolojisine uyum sorunu bir yana, siyasi faktörler belirleyici oluyor. Dün Putin, saldırı helikopteri ihalesi için "Adını 'Erdoğan' koyduk, yine almadınız" diye herhalde kendince espri yaptı. Ama adı Başbakan Tayyip Erdoğan henüz iktidar yürüyüşüne geçmeden çok önce 'Erdoğan' konan bu Rus-İsrail ortak tasarımı prototipin önündeki tek engelin siyasi olmadığı da biliniyor. Yine dün imza konulan askeri ve teknik fikri ve sinai mülkiyet haklarının korunması anlaşması, sanayi casusluğunu önlemek ve teknoloji transferini yasal yollardan sağlamak konusunda daha geniş manevra alanı verebilir.
Güvenlik boyutunda, ilişkiler, Rusya'nın PKK lideri Abdullah Öcalan'ı nereye saklayacağını bilemeyerek sonunda sınırdışı etmek zorunda kaldığı 1999'dan bu yana değişti. O zamana dek Türkiye'nin terörizme karşı ortak mücadele çağrılarına pek aldırmayan Moskova, Çeçen saldırıları canını yakmaya başlayınca 1999'da kapsamlı bir terörizmle mücadele deklarasyonuna imza atmıştı.
11 Eylül 2001 saldırıları ardından değişen küresel koşullar, iki ülkeyi ister istemez yakınlaştırıyor. Putin'in yıl içinde daha önce planlanan ziyaretinin Beslan'daki terörist saldırı nedeniyle yapılamadığı akıllarda.
Yıl içinde deyince, ziyaretin en önemli yönlerinden birine dikkat çekmek gerekiyor.
2004 ilginç başladı, ilginç bitiyor. Yılın ilk ayları Kıbrıs'ta radikal adımların atılmasına sahne olmuştu. İkinci yarısında ABD Başkanı George Bush'un, Irak savaşı ve geriliminin gölgesinde yaptığı ziyaret öne çıktı. Üçüncü yarısında Avrupa Birliği reformlarının hızlanmasına şahit olduk. Rus Devlet Başkanı Putin'in beş asır sonra ilk ziyareti de Erdoğan hükümetinin pek çok açıdan sınandığı bu yılın son ayında gerçekleşti. Şimdi yılı 17 Aralık'taki AB zirvesiyle kapatmaya hazırlanıyoruz. Yılı nasıl bitireceğimizi görmeye çok değil 10 gün kaldı.