Bush Kuran'ı Arapça okursa

İngiliz yayın kuruluşu BBC'nin de katkısıyla 21 ülkede yapılan bir ankette 'Dünya Bush'un yeniden seçilmesinin ardından daha güvenli bir yer mi?'...

İngiliz yayın kuruluşu BBC'nin de katkısıyla 21 ülkede yapılan bir ankette 'Dünya Bush'un yeniden seçilmesinin ardından daha güvenli bir yer mi?' sorusuna en çok hayır diyenler Türkler çıkmış; yüzde 82. Türkiye'yi yüzde 79'la Arjantin, yüzde 78 ile Brezilya, yüzde 77 ile Almanya izliyor. Bush'un ikinci döneminin başlamasıyla dünyayı daha güvensiz bulanların Fransa'daki oranı yüzde 75, anketin yayımlandığı İngiltere'de yüzde 64.
Bu anket İngiltere'de İngiliz işgal askerlerinin Irak'ta yaptığı ve Amerikan askerlerinin Ebu Gureyb hapisanesinde yaptıklarından aşağı kalmayacak işkence fotoğraflarının yayınlammasında sonra yapılmış olsaydı, belki ABD Başkanı George Bush'un küresel savaşındaki en yakın müttefiki Tony Blair'in ülkesinde de sonuç daha yüksek çıkardı.
Bu oranlar (eğer doğruysa) yalnızca Bush açısından değil, ABD açısından da vahim.
Çünkü ABD yönetimi, özellikle de Dışişleri Bakanlığı bir yandan dünya çapında artan Amerikan karşıtlığını gidermeye, dünyanın kalbini yeniden kazanmaya yönelik çabalar planlıyor.
Bush'un en yakın çalışma arkadaşlarından eski Ulusal Güvenlik Danışmanı, yeni Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice bu konuyu önceki gün Senato'da siyasetini anlatırken de vurgulamaya çalıştı. Çalıştı diyorum, çünkü başarılı olduğu söylenemez; Rice dünya basınına Güney Asya'daki tsunami felaketinin Amerika'ya yardımseverliğini göstermesi için 'harika bir fırsat' sunduğunu söylemesiyle haber oldu. Güney Asya'daki deprem ve deprem dalgası felaketinde ölenlerin sayısı dün itibarıyla 221 bini geçmişti ve bunun 166 bini dünyanın Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu en büyük ülkesi olan Endonezya'daydı. BBC anketine göre, Endonezya'da (felaket öncesinde belli olan) sonuç yüzde 68 idi.
ABD başkenti Washington'da yaşayan ve Amerikan yönetim kademeleriyle yakın ilişki içinde olan bir kaynağım, geçenlerde birlikte katıldığımız bir beyin fırtınası toplantısında bu konu tartışılırken hepimizi şaşırtan şu cümleyi söyledi: "Korkarım ki, Bush şu anda çıkıp Kuran'ı Arapçasından okusa bile Müslüman âlemde kimsenin kalbini kazanacak durumda değil".
Yeniden ankete dönersek ve üst sıraları incelersek ilginç bir durum ortaya çıkıyor. Arjantin ve Brezilya'daki Bush karşıtlığı, ideolojik ve kronik bir Amerikan karşıtlığından kaynaklanıyor olabilir; BBC'nin yorumu da bu yönde. Türkiye'nin durumu ise ilginç. Unutmayalım ki Türk halkı 1999'da Türkiye'deki deprem felaketlerinin hemen ardından Türkiye'ye gelen dönemin ABD Başkanı Bill Clinton'a düşmanlık bir yana büyük dostluk ve konukseverlik göstermişti. Ne tepki ile karşılaşılacağı kestirilemediği için Bush'a açılmayan Meclis kapıları, Clinton'ın konuşması için ardına dek açılmıştı. Deprem çadırlarında halkın arasına dalan ve kucağına aldığı Erkan bebekle oynaşan Clinton, Türk vatandaşlığına geçse Başbakan seçilebilecek sempatiye sahipti.
Bush politikalarıyla ABD'nin Türkiye'deki imajının geldiği noktayı daha iyi anlatabilmek için Ankara'da son haftalarda en çok okunan kitabın hangisi olduğuna bakmak yeterli: "Metal Fırtına". Kitabın Dışişleri ve Genelkurmay bünyesinde elden ele dolaştığını biliyordum. Önceki gün arayan ve AKP'nin uluslararası ilişkilerinde çok etkin bir kaynağımdan öğrendiğime göre, Bakanlar Kurulu'nda ve parti yönetiminde de herkesin elinde bu kitap varmış. Kaynağım, "Neyin ne olduğunu bildiğiğm halde, okurken gözlerim doldu. Ülkem bu duruma gelebilir mi diye endişeye kapıldım" diyordu.
Okuyanlar biliyor, Orkun Uçar ve Burak Turna adında iki genç yazar tarafından kaleme alnınan bu siyasi fantezi romanı, Kuzey Irak'ta Türk ve Amerikan askerlerinin çatışmasıyla başlıyor, çatışma Türk topraklarına yayılıyor, müdahale için Amerika'ya giden Dışişleri Bakanı Abdullah Gül
ve ekibi tutuklanıyor, romanın hepsini anlatmayayım ama, sonunda bilin bakalım Türkiye, topraklarını işgal harekâtına girişen ABD'ye karşı kimden
fayda umuyor? Avrupa Birliği'nden mi? Hayır. İki sene önce İstanbul'daki büyük bir deprem merkezli bir siyasi fantazya yazan Mine Kırıkkanat'ın
'Bir Gün Gece'sinde Türkiye ABD'ye karşı AB'den medet umuyordu. Uçar ve Turna'ya göreyse bu felaket senaryosunda Türkiye, Rusya'dan yardım vbekleyecek ve bulacak.
Bu kitabın konusu geçenlerde bir grup Avrupalı büyükelçinin de bulunduğu bir ortamda açılınca neredeyse tamamının bir nevi dehşete kapıldığına tanık oldum. Türkiye'deki bu tepkiselliğin genel olarak bir Batı düşmanlığına kayabileceği endişesi yayılıyor.
ABD yönetiminin Türkiye'de doğru okuması gereken bir şey var. Türkiye önce PKK ile girdiği ayrılıkçı savaştan, sonra Irak savaşından, Irak'ta
30 Ocak seçimleriyle artmasından endişe edilen gerilimden, bir Kürt devletinin ilan edilmesi durumunda geleceği kritik karar alma aşamasından, bir diğer komşusu İran'daki gerilim ve belirsizlikten, ABD'nin İran'a karşı gizlemediği tehditlerinden, o konuda kendisine gelebilecek taleplerin beklentisinden, uluslararası terörist saldırıların hedefleri arasında olmaktan, Kıbrıs'tan, Kafkasya'dan ve daha birçok uluslararası gerilimin odağında bulunmaktan ve bütün bunlar nedeniyle en yakın müttefiki ABD ile sürekli sürtüşmek durumunda kalmaktan yorulmuş vaziyette.
Bu yorgunluktan kimseye bir yarar gelmez, ne ABD'ye, ne Türkiye'ye, ne bölge ve dünya barışına.
Dün pahalı bir törenle ikinci dönemine yemin eden Bush ve yönetimi Türkiye'den salt askeri destek değil, gerektiğince bir dostluk ve müttefiklik de bekliyorsa, bu yorgunluğu dikkate almasında yarar var.