Bütçe görüşmeleri başlarken

2008 yılı bütçesi içeride ve dışarıda önemli konularla uğraşılan bir dönemde görüşülüyor.

On bir gün sürecek 2008 yılı bütçe görüşmeleri Türkiye'nin içeride ve dışarıda önemli konularla uğraştığı bir dönemde yapılıyor.
Bu konuları iki temel başlıkta değerlendirmek mümkün. Irak sınırındaki güvenlik sorunu ve Anayasa değişiklikleri. Alttan alta devam eden küresel ekonomik kriz ve bunun Türkiye'deki sorunlara eklenmesini de ekleyince başlık sayısı üçe çıkarılabilir.
Sonuncusu özellikle önemli. Çünkü hem diğer iki konuyu, hem de Türkiye'nin yakın geleceğini etkileme gücüne sahip. Yükselen petrol fiyatları, ithal enerjiye bağımlılık, Uzakdoğu'dan gelen rekabete karşı ayakta durmaya çalışırken, parçası olmaya çalıştığımız dünyanın sürdürülebilir kalkınma (yani çevre-sanayi-tarım ilişkileri), sosyal hukuk devleti gibi ölçülerini ileri götürmeye çalışmak kolay değil.
Nitekim artan enerji maliyetlerinin, istendiği gibi yükseltilemeyen vergi gelirlerinin, istendiği oranda kayda geçirilemeyen kazancın, istendiği kadar artırılamayan istihdamın sonuçlarını 2008 bütçe tasarısında da izlemek mümkün. Bütçedeki en büyük kalemin, 2007 bütçesinde olduğu gibi borç faizi ödemesi olması bu sonuçlardan birisi.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bugün Meclis'te yapması beklenen sunumla 222.6 milyar YTL olması öngörülen bütçenin yaklaşık 56 milyar YTL'sinin borç faizi ödemesine gideceği hesaplanıyor. İçinde bulunduğumuz 2007
sonuna dek bu amaçla ödenen miktar 43 milyar YTL olarak tahmin ediliyor.
Bu miktarı Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu diğer alanlardaki bütçe miktarlarıyla karşılaştırınca durum belki daha açık ortaya çıkabilir.
Bütçeden arslan payını bu yıl olduğu gibi (21.4) önümüzdeki yıl da (22.9) eğitim giderleri alıyor. Onu (Jandarma ile birlikte) 16.4 milyar YTL
pay verilen savunma harcamaları izliyor.
2007'de bir miktar düşme ile 6.7 milyar YTL olarak belirlenen Sağlık Bakanlığı bütçesi bu yıl (yeşil kart bütçesinin eklenmesi sonucu) önemli bir artışla 10.8 milyar YTL olarak öngörülüyor.
Bu noktada bütçe görüşmelerinin yapıldığı dönemde karşı karşıya olunan konuların getirdiği baskılanmaya dikkat çekmekte yarar var.
Bu konuların en güncel ve yakıcı olanı, Irak sınırında, Irak-Irak Kürtleri ve ABD ile de gerilime yol açan PKK ile mücadele sorunu. İçinde bulunduğumuz yıl jandarma ile birlikte 16.2 milyar YTL olarak düşünülen askeri harcamalar bütçesi, 5 milyar YTL ek ödenek almıştı. Bu durum hükümet yetkililerince 'terörle mücadele söz konusu olduğunda diğer konuların tâli kalacağı' şeklinde açıklanmıştı. Bu yılın savunma bütçesine de, terörle silahlı mücadelenin diğer ayakları olan Emniyet ve İstihbarata da ek ödenekler tahsis edilip edilmeyeceğini henüz bilmiyoruz. Ancak gelişmelere bakarak bunun muhtemel olduğu söylenebilir.
Tabii güncel sorunların tek etkisi bütçe masrafının artması olmayacak. Ülkenin gerek iç, gerek dış siyasetteki ilişkilerinin gerginleşmesi, mutlaka ekonomi üzerinde olduğu kadar sosyal ortamda da etkili olacak.
Bu bizi, ülkenin diğer önemli konusu olan ve 2008'de epey tartışacağımız anlaşılan Anayasa değişikliklerine getiriyor.
Unutmamalı ki, ekonomi, güvenlik ve siyaset alanındaki ilişkilerin ne yöne doğru seyredeceği, halen AK Parti tarafından hazırlanmakta olan taslağı da, bu taslağın tartışılacağı koşulları da, tartışmaların içerik ve sertliğini de etkileyecek. Sadece örneğin laiklik, ya da kimlik konularını değil, yargı-siyaset ilişkileri, kadın hakları gibi çok önemli konuları da hep bu ortamda tartışacağız. Ya da başka türlü okursak, örneğin Başbakan Erdoğan'ın askere Irak'taki PKK varlığına karşı siyasi direktifi verdiğini
açıklayıp, üstelik ilk operasyonu gerçekleştirmiş olarak bütçe tartışmasına girecek olması, mutlaka üzerindeki baskıyı hafifleten bir unsur oldu. Açıklama nedeni budur demiyorum, ama sonucu açısından hafifletici etken olacak.
Liderler bütçe üzerine bugün yapacakları konuşma için dün kapanmışlardı. Başbakan Erdoğan'ın Bakanlar Kurulu toplantısını yapmama nedeni buydu. CHP lideri Deniz Baykal ve MHP lideri Devlet Bahçeli de günü konuşmalarına hazırlanmak için son çalışmaları yaparak geçirdiler.
Bütçe görüşmelerinin sıradan gündem maddeleri olarak önemsenmediği birkaç yıl geçirdik. Oysa Türkiye ve bölgenin içinden geçtiği süreçle birlikte değerlendirildiğinde özel dikkat gerektiriyor.