Perez ve Abbas Ankara'da görüşecek
Camp David'den Çankaya'ya
Ortadoğu'da yeni barış zemininin aranacağı Annapolis toplantılarından önce, İsrail ve Filistin devlet başkanları düzeyinde ilk kez bir araya Çankaya'da gelecek. Bu, 2000 yılındaki başarısız Camp David zirvesinden beri iki ülke arasındaki en üst düzey temas.
Meclis'e hitap edecekler
Şimon Perez ve Mahmud Abbas 13 Kasım'da ilk kez ortak bir çatı altında konuşma yapacak, yani birbirlerini dinleyecekler. Bu çatının TBMM olması, Türkiye'nin bölgedeki önemli rolünü gösteriyor. Türkiye Ortadoğu'da ilişkilerini sıçratmayı bildi.
Somut projeye imza
Perez ve Abbas, TOBB inisiyatifiyle başlatılan Ankara Forumu projesine imza atacak. Ankara Forumu, 6 bin Filistinliye iş sağlayacak. Bu, ABD, Rusya, AB ve BM'den oluşan 'Dörtlü Girişim'in elindeki tek somut proje." /> Perez ve Abbas Ankara'da görüşecek
Camp David'den Çankaya'ya
Ortadoğu'da yeni barış zemininin aranacağı Annapolis toplantılarından önce, İsrail ve Filistin devlet başkanları düzeyinde ilk kez bir araya Çankaya'da gelecek. Bu, 2000 yılındaki başarısız Camp David zirvesinden beri iki ülke arasındaki en üst düzey temas.
Meclis'e hitap edecekler
Şimon Perez ve Mahmud Abbas 13 Kasım'da ilk kez ortak bir çatı altında konuşma yapacak, yani birbirlerini dinleyecekler. Bu çatının TBMM olması, Türkiye'nin bölgedeki önemli rolünü gösteriyor. Türkiye Ortadoğu'da ilişkilerini sıçratmayı bildi.
Somut projeye imza
Perez ve Abbas, TOBB inisiyatifiyle başlatılan Ankara Forumu projesine imza atacak. Ankara Forumu, 6 bin Filistinliye iş sağlayacak. Bu, ABD, Rusya, AB ve BM'den oluşan 'Dörtlü Girişim'in elindeki tek somut proje." /> Büyük buluşma - MURAT YETKİN - Radikal

Büyük buluşma

<br><div align="center"><strong><em><font size="+1"><strong><font color="#000000">Perez ve Abbas Ankara'da görüşecek</font></strong></font></em></strong></div></br><strong><font color="#B00B02">Camp David'den Çankaya'ya</font></strong></br>Ortadoğu'da yeni barış zemininin aranacağı Annapolis toplantılarından önce, İsrail ve Filistin devlet başkanları düzeyinde ilk kez bir araya Çankaya'da gelecek. Bu, 2000 yılındaki başarısız Camp David zirvesinden beri iki ülke arasındaki en üst düzey temas.</br><strong><font color="#B00B02">Meclis'e hitap edecekler</font></strong></br>Şimon Perez ve Mahmud Abbas 13 Kasım'da ilk kez ortak bir çatı altında konuşma yapacak, yani birbirlerini dinleyecekler. Bu çatının TBMM olması, Türkiye'nin bölgedeki önemli rolünü gösteriyor. Türkiye Ortadoğu'da ilişkilerini sıçratmayı bildi.</br><strong><font color="#B00B02">Somut projeye imza</font></strong></br>Perez ve Abbas, TOBB inisiyatifiyle başlatılan Ankara Forumu projesine imza atacak. Ankara Forumu, 6 bin Filistinliye iş sağlayacak. Bu, ABD, Rusya, AB ve BM'den oluşan 'Dörtlü Girişim'in elindeki tek somut proje.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yarın Ankara'da İsrail ve Filistin devlet başkanlarını aynı gün ağırlamakla kalmayacak. Ortadoğu barış sürecine yeni bir başlangıç zeminin aranacağı Annapolis (ABD) toplantılarından 15-20 gün kadar önce, İsrail ve Filistin devlet başkanlarını tarihlerinde ilk kez bir araya Çankaya Köşkü'nde getirecek. Bu aslında 2000 yılında Bill Clinton'ın başarısız kalan Camp David zirvesinden bu yana İsrail ve Filistin arasındaki en yüksek düzeydeki temas olacak.
Çankaya'da 13 Kasım'da sabah saatlerindeki üçlü toplantı ardından İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, beraberce TOBB Üniversitesi'ne gidecek ve aynı masa etrafında, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ev sahipliğinde yemek yiyecekler.
TOBB Üniversitesi sonrasındaki durak, aslında bu iki ortak etkinlikten de önemli. İsrail ve Filistin devlet başkanları ilk kez ortak bir çatı altında birbirleri ardına konuşma yapacak, yani birbirlerini dinleyecekler. Bu çatının Türkiye Büyük Millet Meclisi olması, Türkiye'nin bölge politikalarında oynadığı rolü gösteriyor aslında. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın ziyaretinden Suudi Arabistan Kralı Abdullah'a kadar bölge ülkelerinin liderlerinin Ankara'da adeta resmi geçit yapması henüz bunu gösteremediyse, Perez ve Abbas'ın Ankara'da buluşmayı, konuşmayı, aynı yemeği paylaşmayı kabul etmiş olmaları göstermeli. Türkiye'nin Avrupa Birliği ile düşe kalka yürümeye çalışırken Ortadoğu'da yalnızlaşacağını, üstelik Avrupa'da da etkisini yitireceğini düşünenler yanılıyor. Türkiye, AB ısrarını, AB içindeki bazı gerici güçlere karşın sürdürürken, Ortadoğu ile ilişkilerini sıçratmayı bildi.
Yine de Perez ve Abbas'ı Ankara'da bir araya getiren gücün, siyasetin vaatlerle dolu olan yüzü değil, somut adımlar içeren yüzü olduğunu görmemiz gerekiyor.
Perez ve Abbas, Ankara'ya bundan bir buçuk yıl önce, 2005 Nisan ayında TOBB inisiyatifiyle başlatılan Ankara Forumu projesine, nihai imzayı Gül ile birlikte atmaya geliyorlar. Ankara Forumu, Gazze'de, çatışmalar nedeniyle harap olmuş Erez sanayi bölgesini TOBB önderliğinde ve İsrail ve Filistin sanayi ve ticaret odalarıyla birlikte kurulacak bir şirkete devrederek burada 6 bin kadar Filistinliye iş ve Filistin ekonomisine kaynak sağlamak, böylece de siyasi gerginliğin yumuşamasına katklıda bulunmayı amaçlayan bir proje. Sloganı 'Barış için sanayi'. Şu anda ABD, Rusya, AB ve BM'den oluşan ve başında eski İngiliz Başbakanı Tony Blair'in bulunduğu Dörtlü Girişim'in elindeki yegâne somut ve yapılabilir proje.
Siyaset, soyut kavramlar somut adımlarla ifade edilebildiğinde vücut bulabiliyor. Türkiye'ye bölgesinde güç katan Ankara Forumu projesi bunun somut örneği. Ankara Forumu ile ortaya çıkan fırsat ve Türkiye'nin çabasını, ABD ve Irak'la PKK ile yaşanan soruna bakılarak 'Terzi söküğünü dikemez' sözüyle küçümsemek doğru değil. Uluslararası siyaset bileşik kaplara benziyor çünkü: Bazen size en yakın sütundaki suyu yükseltmeniz için bir başka sütuna su eklemeniz, katkıda bulunmanız gerekebiliyor.
Bu projenin gerçekleşmesinde en çok emeği geçenleri şimdi yazmak, sonra anmaktan daha anlamlı: Gül'ün teşviki ve Hisarcıklıoğlu'nun sahiplenmesi olmaksızın bu proje gerçekleşemezdi. Fakat projeyi ete kemiğe büründüren perde arkasında kalmış isimleri saymak gerekir: TOBB'un düşünce kuruluşu TEPAV'ın müdürü profesör Güven Sak ilk sırada sayılmalı. Şu anda Dışişleri Müsteşar Yardımcısı olan eski Tel Aviv Büyükelçisi Feridun Sinirlioğlu, şimdiki Türk Büyükelçisi Namık Tan, Türkiye'nin Filistin Ekonomi Koordinatörü Vehbi Dinçerler, Filistin'in Ankara Büyükelçisi Nebil Mahfuz, İsrail'in eski Ankara Büyükelçisi Pinhas Avivi ve yenisi Gaby Levy ortaya çıkmakta olan başarılı girişimi mümkün kıldılar.

* * * * *
Fikret Bila'nın gazetecilik başarısı
Fikret Bila, geçtiğimiz hafta Milliyet'te yayımladığı emekli komutan söyleşileriyle mesleğinin zirvesinde olduğunu gösterdi. Son zamanların en çok yankı uyandıran söyleşiler dizisi, hem Bila, hem Milliyet açısından bir habercilik başarısı oldu.
Söyleşilerin bu kadar yankı uyandırmasının nedeni her biri döneminin etkin isimleri olmuş, hatta bir darbeye önderlik ederek devlet başkanlığını almış Kenan Evren gibi komutanların, bugün geriye bakınca, güçlü oldukları dönemlerdeki fikirlerini yanlış bulmaları.
Üstelik bu yanlışlıklar, ülkenin bugün yaşadığı bazı ağır sorunların doğrudan kaynağı olmuş.
Örneğin, 'Kürt yoktur, karda yürürken kart, kurt ses çıkaran dağ Türkleri vardır' saçmalığını kitlelere mal eden Evren'in bugün doğu ve güneydoğuda görev yapan devlet memurlarının Kürtçe bilmesi gerektiğini söylemesi bir trajedidir. Bir hoşluk değildir, çünkü bu bakış nedeniyle hayatını kaybeden, ya da ömrünün geri kalanını acılar içinde geçiren çok sayıda insan vardır. Gerçi Evren 12 Eylül döneminin işkencelerinden hâlâ pişman görünmüyor ama, Bila'nın yardımıyla ortaya çıkan tablo, bundan birkaç yıl önce yine Milliyet'te Hasan Cemal'in 'Kürtler' dizisiyle billurlaşan 'PKK bugünkü haliyle aslında 12 Eylül dönemi Diyarbakır cezaevinin ürünüdür' tezini güçlendiriyor.
Diziyi okuduktan sonra aklıma şunlar takıldı. Yalnız Evren değil, o dönem görev yapan bütün yetkililerin görüşlerinin eleştirilmesi bazı sonuçları göze almayı gerektiriyordu. Eleştirenler çoğu zaman bölücülerin, teröristlerin değirmenine su taşımakla suçlanıyordu.
Acaba bugün yetkililerin hangi eleştirilmesi sonuçlar göze almayı gerektiren görüş ve uygulamaları yarın 'Hay Allah, yanlış yapmışız' söyleşilerinin konusu olacak?