Büyükanıt soruları yanıtladı.

'Etle tırnak gibiyiz'
Kuzey Irak'a olası sınır ötesi harekâtla ilgili diplomatik temaslar sürerken, Orgeneral Yaşar Büyükanıt, "Dışişleri Bakanı ile her zaman görüşüyoruz. Genelkurmay ile Dışişleri etle tırnak gibidir" dedi. Büyükanıt, tezkerenin içeriğinde de mutabık olduklarını söyledi.
'Çok önemli bir görüşme'
"Harekete geçmeye hazırız" diyen Büyükanıt'ın, "Iraklılarla görüşmeler mi önemli, ABD'lilerle mi?" sorusuna yanıtı: "Hepsi önemli. Tabii Başbakan Erdoğan'ın ABD Başkanı Bush'la (5 Kasım'daki) görüşmesini beklemek lazım. Çok önemli bir görüşme."" /> Büyükanıt soruları yanıtladı.

'Etle tırnak gibiyiz'
Kuzey Irak'a olası sınır ötesi harekâtla ilgili diplomatik temaslar sürerken, Orgeneral Yaşar Büyükanıt, "Dışişleri Bakanı ile her zaman görüşüyoruz. Genelkurmay ile Dışişleri etle tırnak gibidir" dedi. Büyükanıt, tezkerenin içeriğinde de mutabık olduklarını söyledi.
'Çok önemli bir görüşme'
"Harekete geçmeye hazırız" diyen Büyükanıt'ın, "Iraklılarla görüşmeler mi önemli, ABD'lilerle mi?" sorusuna yanıtı: "Hepsi önemli. Tabii Başbakan Erdoğan'ın ABD Başkanı Bush'la (5 Kasım'daki) görüşmesini beklemek lazım. Çok önemli bir görüşme."" /> Büyükanıt, 'Biz harekete geçmeye hazırız' dedi: Bush'u beklemek lazım - MURAT YETKİN - Radikal

Büyükanıt, 'Biz harekete geçmeye hazırız' dedi: Bush'u beklemek lazım

<em><strong><font color="#575757">Büyükanıt soruları yanıtladı.</font></strong></em><br></br><arabaslik>'Etle tırnak gibiyiz'</arabaslik></br>Kuzey Irak'a olası sınır ötesi harekâtla ilgili diplomatik temaslar sürerken, Orgeneral Yaşar Büyükanıt, "Dışişleri Bakanı ile her zaman görüşüyoruz. Genelkurmay ile Dışişleri etle tırnak gibidir" dedi. Büyükanıt, tezkerenin içeriğinde de mutabık olduklarını söyledi. </br><arabaslik>'Çok önemli bir görüşme'</arabaslik></br>"Harekete geçmeye hazırız" diyen Büyükanıt'ın, "Iraklılarla görüşmeler mi önemli, ABD'lilerle mi?" sorusuna yanıtı: "Hepsi önemli. Tabii Başbakan Erdoğan'ın ABD Başkanı Bush'la (5 Kasım'daki) görüşmesini beklemek lazım. Çok önemli bir görüşme."

Ankara Hilton Oteli'nin Marco Polo lokantasının dün uluslararası bir PKK operasyonu karargâhı mı, yoksa sonuç alınması mümkün olmayan pazarlıkların sürdüğü güvenlikli bir mekân mı olarak kullanıldığı akşam saatlerine dek belli olmadı. Irak-PKK kriziyle ilgili kim varsa oradaydı dün öğleden sonra boyunca.
Aslında lokanta PKK konusunu görüşmek üzere Ankara'ya gelen Irak heyetinin öğle yemeği için ayrılmıştı. Ancak gelişmeler öyle hızlı seyretmeye başladı ki, Marco Polo adeta anafor gibi, bütün ilgilileri içine çekti. Yemekler yendikten sonra geniş salon bölümlere ayrıldı ve pazarlıklar, görüşmeler hararetlendi. Telefonlar Bağdat, Vaşington, Erbil ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ziyarette bulunduğu Bükreş arasında gidip gelmeye başladı.
Aslında Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari'nin Irak heyeti Ankara'ya gelmeden önce verdiği demece bakanlar, heyetin Ankara'ya âdet yerini bulsun kabilinden geldiğini, görüşmelerin nafile olacağını sonuç getirmesinin zor olduğunu düşünebilirlerdi. Zebari, Ankara'ya giden heyetin Türkiye'nin Irak'a harekâtını görüşmeye, onay vermeye yetkili olmadığını ilan ediyordu. Bu sözler, Kürt asıllı Zebari'nin KDP lideri Mesud Barzani'nin en yakın kurmaylarından biri olmak kimliği ile, Irak Dışişleri Bakanı kimliği arasında kaldığı, aklının Bağdat ve Erbil arasında karıştığının işareti sayılabilirdi. Öte yandan Zebari'nin heyetin Ankara'ya PKK'nın Irak'taki faaliyet damarlarının kesilmesinin pratik yollarını görüşmeye gittiğini söylemesi de tuhaftı. Çünkü bu konu zaten Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın 23 Ekim'de Bağdat'a yaptığı ziyarette hem Zebari'ye, hem de Cumhurbaşkanı Celal Talabani'ye ilettiği 'Türkiye'nin altı talebi' arasında yer alıyordu. Iraklı Kürtler, PKK'ya karşı fiziki harekete geçmeyeceklerini en son önceki gün Barzani'nin ağzından tekrarlamışlardı zaten. Ama şimdi desteği kesmek için de mi pazarlık öneriliyordu.
Erbil'le Bağdat'ın arasının açıklığına işaret olmak üzere, Ankara'ya gelen heyetin Türk yetkililerce ciddiye alındığı daha görüşmelerin ilk saatlerinde belli oldu. Babacan, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile birlikte saat 10'da Irak Milli Güvenlik Bakanı Şirvan El Vaili ve Savunma Bakanı Muhammed Casim'le yaptıkları toplantı ardından bakanlıktan ayrılarak doğru Genelkurmay Başkanlığı'na gitti.
Bu gelişme Ankara'yı dalgalandırdı. Iraklılar Babacan'a operasyonel bir bilgi, PKK'lılara ilişkin, ya da rehin tutulan sekiz askere ilişkin somut bilgi vermiş olabilirdi. Çünkü aynı sırada, Atalay ile Dışişleri Müsteşarı Ertuğrul Apakan, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'e bilgi vermek üzere Başbakanlığa geçiyor, yine aynı toplantıda bulunan Irak toplantıya katılmış olan Irak İstihbarat Başkan Yardımcısı, Kürt asıllı bir PKK uzmanı Faysal Doski de, Müsteşar Emre Taner ile görüşmek üzere MİT karargâhına gidiyordu. Bilgiler, Bükreş'teki Başbakan Erdoğan'a da iletildi. Bakanlar daha sonra yemek için geçtikleri Hilton'da ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson da ekibe katıldı. Barzani ve Talabani'ye bağlı grupların temsilcileri de orada idi.
Görüşmeleri iki kademede görmek mümkün. Birinci kademede Türkiye'nin altı talebi var. Başbakan Erdoğan, bunların yerine getirilmemesi durumunda Irak'taki PKK varlığına müdahale hakkının saklı tutulduğunu söylüyor. 1 Kasım'da Ankara'ya geleceği bildirilen ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ise, iki gündür üst üste Türkiye'yi askeri harekâta kalkışmasının daha kötü sonuçlara yol açacağı konusunda uyarıyor. Bu uyarılar, Ankara'daki asabiyeti yatıştıracağına körüklüyor.
Öte yandan Ankara'da karar mekanizmalarının içinde bulunduğu karışıklık, 24 Ekim'deki MGK bildirisine zaten yansımış durumda. Tezkerede tek hedefin PKK olduğu söylenmişken, MGK bildirisinde ekonomik önlemlerin hedefi olarak Irak Kürtleri görülüyordu. MGK'nın hükümeti yetkilendirmesine karşın henüz bu konuda atılan adım da yok.
Kamoyunda huzursuzluk kaynağı olan bir konu da PKK'nın elindeki sekiz askerin durumu. Askerleri kurtarmak için (üstelik ABD de böyle bir harekâta karşı çıkmayacağını ilan etmişken) bir arama-kurtarma harekâtı düzenlendiğine dair kamuoyuna açıklanmış bir bilgi yok. Amerikalılar ise, sekiz askerin Türkiye'ye verilmesinde devreye girmek istiyorlar. Tıpkı Meclis'te DTP'lilerin yaptığı gibi. Bu durum, PKK'nın resmen muhatap alınacağı endişesiyle hükümet nezdinde hiç de hoş karşılanmıyor. Bir başka hoşnutsuzluk faktörü de, sanki sekiz asker iade edilince gerilimin ortadan kalkacağı yolunda yayılmak istenen anlayış.
Ankara'da, herhangi bir bakanlık binasında değil, Marco Polo lokantasında yapılan görüşmelerin somut sonuç verip vermeyeceğini görmek için fazla değil, bugün ve yarınımız var. Somut somuç çıkmaz ise Rice ve diğer ABD'li ve Iraklı yetkililerin vereceği demeçler de, dünkü hararetli görüşmeler de nafile kalacak. O durumda gözler hâlâ Başbakan Erdoğan'ın 5 Kasım'da ABD Başkanı George Bush ile yapacağı görüşmeye çevrili olacak.
ABD belki Erdoğan hükümetinin endişelerini kullanarak Türkiye'yi Irak'taki PKK varlığına harekete geçmekten alıkoymaya, zaman geçirerek heyecanı söndürmeye çalışıyor. Ancak böylece geçen zaman, Türkiye'nin bölgedeki itibarına da, etkisine de, Türk-Amerikan ilişkilerine de kazanç olarak yazılmıyor.

* * * * *
Büyükanıt: Erdoğan-Bush görüşmesini bekleyelim
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Irak'la yaşanan PKK krizinde yapılacaklar için Başbakan Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı George Bush arasında 5 Kasım'da planlanan görüşmenin sonucunu beklemek gerektiğini söyledi. "Türkiye çok krtitik günlerden geçiyor. Hızlı gelişmeler yaşanıyor" diyerek herkesi sorumlu davranmaya davet eden Büyükanıt, Meclis'ten çıkan Irak tezkeresinin hayata geçirilmesi konusunda ise, "Tezkere olması gerektiği gibi çıktı. Mutabıkız. Henüz hükümetten harekât talebinde bulunmadık, ama ihtiyaca göre bulunabiliriz" şeklinde konuştu.
Orgeneral Büyükanıt dün akşam beraberinde Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun olduğu halde katıldığı Avusturya Milli Bayramı davetinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Büyükanıt sorulara şu yanıtları verdi:
- Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Iraklı bakanlarla görüşmesi ardından hemen size geldi. Siz mi görüştünüz? Somut bir bilgi geldi mi Iraklılardan?
- Ben görüştüm. Ama bunda anormal bir şey yok, Dışişleri Bakanı'yla her zaman görüşüyoruz. Fazla bir bilgi yoktu, asıl görüşmeler öğleden sonra olacaktı, henüz bir bilgi almadım. Biz Dışişleri'yle gayet yakın çalışırız. Dışişleri ile Genelkurmay etle tırnak gibidir. Birlikte çalışmamızdan doğal bir şey olamaz. Babacan ile de daha önce görüşmüştük, şimdi siz bu defa sordunuz diye söyledim.
- Iraklı bakanların temaslarından umutlu bir hava doğar mı?
- Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.
- Sizce Iraklılarla yapılan görüşmeler mi önemli,
Amerikalılarla mı?
- Bu görüşmelerin hepsi önemlidir. Biz bütün aktörlerden katkı bekliyoruz. Tabii, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı George Bush ile görüşmesini beklemek lazım. Çok önemli bir görüşme.
- Harekete geçilip geçilmeyeceği 5 Kasım'da belli olacak anlamına mı geliyor nu sözünüz?
- Hayır, öyle bir şey demedim. Türkiye çok kritik günlerden geçiyor. Herkesin büyük sorumluluk içinde hareket etmesi gerekiyor. Hızlı gelişmeler yaşanıyor. O nedenle her şeyi söylememi beklemeyin benden. Gerektiğinde gereken yapılıyor. İşte çarşamba gecesi bir grup saptandı, derhal püskürtüldü.
- Son çatışmalarda kaç PKK'lının öldürüldüğü üzerinde spekülasyonlar var.
- Bakın, Genelkurmay yalan söylemez. Belki her şeyi söyleyemiyoruz, ama söylediklerimiz doğrudur.
- Genelkurmay'ın sınır ötesi harekâtı talep ettiği, hükümetin beklettiği yolunda, tezkerenin sizin istediğiniz gibi çıkmadığı yolunda iddialar ortaya atılıyor. Bu doğru mu?
- Tezkere olması gerektiği gibi çıktı. İçeriğiyle mutabık olduğumuzu zaten daha önce söylemiştim. Hükümet talimat verdiği zaman harekete geçmeye hazırız. Henüz hükümetten bir talepte bulunmadık. Ama ihtiyaç duyduğumuzda bulunabiliriz. Bu işler şöyle olur: Ya hükümet kendiliğinden bir talimat verir, ya da biz talepte bulunuruz, öyle talimat verir. İkisi arasında hiçbir fark yok. yani, top onda, top bunda denemez. Zaten bu işler, devlet işleyişinde böyle yürür.
- MGK bildirisinde ekonomik tedbirler isim verilmeden Barzani'yi hedef alıyordu. Oysa tezkerede 'yalnızca PKK' deniyordu. Bu bir çelişki değil mi?
- Hayır. MGK bildirisinde ekonomik önlem deniyor, ikisi ayrı. Bir de, MGK'da uzun süreden sonra ilk kez bir tavsiye kararı alındığına dikkatinizi çekerim. Buna çok önem veriyorum. Demek ki öyle bir ihtiyaç doğdu ki, o karar alındı.
- Sekiz asker PKK'nın elinde rehin. Bir arama kurtarma harekatı planlanıyor mu? Askerlerin Irak'ta mı, Türkiye'de mi, İran'da mı tutulduğu belli mi?
- Çalışıyoruz. Daha fazla bir şey söylemeyeyim.
- Iraklılarla görüşmeler, ABD başkanı ile görüşme, yine Ralston süreci gibi bir oyalamaya dönüşebilir mi?
- Cevabım hayır. Artık oyalama yok.