Köşk denklemi

Komuta heyetinde, Köşk konusunda 'ihtiyatlı iyimserlik' var. Bunun kaynağı da Başbakan Erdoğan'ın seçimden sonraki sözleri. Muhalefetin tavrı da belli. Gözler Erdoğan''da." /> Köşk denklemi

Komuta heyetinde, Köşk konusunda 'ihtiyatlı iyimserlik' var. Bunun kaynağı da Başbakan Erdoğan'ın seçimden sonraki sözleri. Muhalefetin tavrı da belli. Gözler Erdoğan''da." /> Büyükanıt konuşunca - MURAT YETKİN - Radikal

Büyükanıt konuşunca

<strong><em><font color="#BF0000">Köşk denklemi</font></em></strong><br></br>Komuta heyetinde, Köşk konusunda 'ihtiyatlı iyimserlik' var. Bunun kaynağı da Başbakan Erdoğan'ın seçimden sonraki sözleri. Muhalefetin tavrı da belli. Gözler Erdoğan''da.

Dünkü gazetelerin hemen hepsinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın hâlâ çözülememiş 'Köşk' denklemi üzerine sözleri birinci sayfa haberiydi. Bunu mevcut koşullarda doğal saymak gerekir. Ancak bu gazetelerin azında Büyükanıt'ın bu sözleri kendiliğinden değil, habercilerin biraz da ısarlı soruları üzerine sarf ettiği yazılıydı.
Gazetelerden de çok, bazı televizyon kanallarındaki haber programlarında verilen izlenim ise, adeta Genelkurmay Başkanı'nın seçimler sonrası dikkatleri bu yöne çekmek için nerdeyse basın toplantısı niteliğinde bir açıklama yaptığı, sürece böylece müdahale ettiği yönünde oldu.
Gerçek böyle değildi. Büyükanıt ilk birkaç soruya, orada KKTC askeri günü daveti münasebetiyle bulunduğunu ve ancak Kıbrıs konusunda konuşmak istediğini söyledi. (Nitekim, daha sonra Türk Silahlı Kuvvetleri'nin KKTC'deki varlığı üzerine konuştu da.) "Ne söylediysek, arkasındayız" yanıtı, şu soru üzerine geldi: "12 Nisan'da bir basın toplantısı düzenlemiş, cumhurbaşkanı konusunda görüşlerinizi açıklamıştınız. Seçimden sona görüşleriniz değişti mi?" Büyükanıt'ın, sessiz kalmasının bile haber olacağı bu soruya yanıtı da şöyleydi: "Silahlı Kuvvetler görüşlerini günlük olaak değiştirmez.
12 Nisan'da dediklerimizin bugün de arkasındayız. Halen geçerliliğini koruyor. Bugüne kadar ne söylediysek arkasındayız, inanarak söyledik."
Görülüyor ki haberlere konu sözler, ancak görüşünü seçimle değiştirip değiştirmediği gibi yanıt verilmemesi zor bir soruya yanıt olarak sarf edildi.
Şunlar söylenebilir ve söylenmesi kadar tartışılması da meşrudur: Ankaralı gazeteciler günlerdir KKTC davetine biraz da Büyükanıt gelir ve seçim sonrası ile ilgili sorular sorulabilir niyetiyle hazırlanıyordu. Büyükanıt o davete geldiğinde seçim ve Köşk sorularıyla karşılaşacağını muhtemelen tahmin ediyordu. Denebilir ki, bu durumda bir mazeret bulup davete gelmieyebilirdi. Yahut denebilir ki, habercilerin ısrarlı sorularına "bu konuda konuşmak istemiyorum" gibi bir yanıt verebilirdi.
Bence her iki durumda da, gerilimin düşmesinden rahatsız olan, gerilimden beslenen kimseler bu tutumdan ve yanıtlardan daha memnun olurdu. Çünkü o zaman spekülasyon yapmaya, yorum yapmaya, imada bulunmaya daha uygun bir zemin ortaya çıkardı.
Büyükanıt'ın ve davete katılan diğer üst düzey komutanların dünkü konuşma ve tutumlarından en azından şu üç sonuç çıkarılabilir:
1- Cumhurbaşkanı konusuna bakışları değişmedi,
2- Şu anda Köşk'ün yeniden bir gerilim konusu olmasını istemiyorlar. Bunu başlatan olmak da istemiyorlar,
3- Ama bekliyorlar. Seçimden galip çıkan AK Parti'nin Köşk siyasetinin kesinleşmesini bekliyorlar. Ve ihtiyatlı bir iyimserlikle bekliyorlar.
Bunu da nereden mi çıkarıyorum?
Davet boyunca komutanlarla yazılmamak kaydıyla yaptığımız sohbetlerden edindiğim izlenimlerden çıkarıyorum.
Komutanlar, (tıpkı size daha önce aktardığımız Batılı diplomatlar gibi) Başbakan Erdoğan'ın seçimin adından yaptığı iki konuşmadan etkilenmişler. bunlardan birincisi, seçim gecesi, parti balkonundan galibiyetini ilan ettiği konuşma. İkincisi, seçimlerin ardından Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e çıkmasından sonraki basın toplantısında söyledikleri. Her ikisinde de Erdoğan'ın uzlaşma yönünde, toplumda yeni gerilim hatları oluşturmama yönünde hareket edeceği izlenimi vermesi bu ihtiyatlı iyimserliğin nedeni.
Bugün başlayacak Yüksek Askeri Şûra toplantısına başkanlık edecek Erdoğan, kaşısında bu ihtiyatlı iyimserlik içindeki komuta heyetini bulacak, onların tebriklerini kabul edecek. Belki iyimserliğin devamı için neyin gerektiği yönünde bir izlenimle yoplantıdan ayrılacak. Belki bu izlenim, günlerdir zihninde çevirdiği Meclis Başkanlığı-Hükümet-Köşk denklemini çözmede ona yadımcı olacak.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün adaylığı konusuna gelince. Tekrarlamak gerekir ki, 22 temmuz seçimleriyle seçmenler, niyet beyanıyla Gül'ün kendisi, engel çıkarmayacağı beyanıyla MHP lideri Devlet Bahçeli ve bu durumda yapacak bir şeyi kalmadığı beyanıyla CHP lideri Deniz
baykal söylenecek ne varsa söyledi. Eğer Büyükanıt'ın beyanı da mutlaka gerekir diyenler var idiyse, artık o da eksik değil. Geriye bir kişinin beyanı kalıyor. Çözülecek denklem artık tek bilinmeyenli: Erdoğan'ın ne diyeceği önemli.