Buz gibi casusluk; yurdun kalelerine girilmiş

Dışişleri Bakanlığı'ndaki gizli güvenlik toplantısını kaydedip yayımlamak yolsuzluk iddialarına benzemez; düpedüz casusluk faaliyetidir.

Dün öğle saatlerinde internete düşen iki ses kaydı daha öncekilere hiç benzemiyordu.
Kayıtlar çok gizli nitelikte bir toplantıdan alınmıştı. Toplantı, Dışişleri Bakanlığı’nda yapılmıştı. Bakan Ahmet Davutoğlu’nun makam katının güvenli ortamında yapılmıştı.
Tarih 13 Mart 2014 Perşembe.
Konu, Suriye’deki tek Türk toprağı sayılan Süleyman Şah Türbesi’ne Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) tarafından yapılan saldırılar.
Kriz var? Ne yapılacak? Müdahale mi edilecek? Nasıl edilecek? Alternatif planlar konuşuluyor.
Kriz toplantısına Bakan Davutoğlu başkanlık ediyor. Katılanlar MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu.
Henüz daha geniş katılımlı toplantı için özel elektronik kormalı odaya geçilmemş; Bakanın makam odasında sohbet ediliyor.
İşte dün, 30 Mart seçimine üç gün kala bu çok gizli toplantının kayıtları iki posta halinde internete sızdırıldı.

* * *

Dinledikten sonra aklıma Atatürk’ün 'Gençliğe Hitabı'ndaki bir ifade geldi:
Bütün kaleleri zaptedilmiş…
Dışişleri bu yurdun kalelerinden birisidir; zaptedilmese de girilmiş durumdadır. Genelkurmay’a zaten çoktan girilmişti. Ne Kozmik Oda kalmıştı dağıtılmamış ne Gölcük Tersanesi kalmıştı girilmedik.
Genelkurmay Başkanı ‘Terör örgütü kurdu’ denilerek müebbete mahkûm edilmişti. Dışişleri kalesine 13 Mart itibariyle girildiğini maalesef dün öğrenmiş bulunuyoruz.
Dünden itibaren, son dönem yapılan bütün bakanlar kurulu toplantıları, bütün MGK toplantılarında konuşulan her şeyin bir casusluk faaliyeti sonucu dinlenip kaydedilmiş olduğunu varsaymak zorundayız.
İçeriğini bir kenara bırakıyoruz şimdilik, yapılan düpedüz casusluk faaliyetidir. Ulusal güvenliğe saldırıdır. Hayır, sadece Dışişleri açıklaması öyle dediği için değil; hangi ülkenin dışişlerindeki gizli güvenlik toplantısını, kim, ne niyetle dinliyorsa, casusluk faaliyeti içinde sayılır.
Bu işten anlayanlar 'Ortam dinlemesi' denilen türden olduğunu söylüyorlar.
Yani Dışişleri Bakanı'nın mahrem toplantısını yaptığı oda, içeriden dinlenmiş, kayda alınmış.
Artık odaya önceden dinleme cihazı mı yerleştirilmişti, yoksa katılanlardan birisinin telefonuna ya da bilgisayarına girilerek alıcıya mı çevrildi?
Belli ki dünyada herkesin elinde bulunmayan bir teknoloji kullanılmış.
Peki bunu kim yaptı? Başbakan'ın Diyarbakır’da ima ettiği gibi Gülenciler mi? ABD mi, Rusya mı, Çin mi, İran mı, Almanya mı?
Kaydın yapılması ayrı suç ama yayımlanmasındaki zamanlama acaba 30 Mart seçimleri değil de seçimlerden hemen sonra İsrail’le varılma ihtimali beliren anlaşmayı etkilemek mi?
Yapanların amacı Erdoğan hükümetini seçim ortamında Suriye konusunda daha da zora düşürmek mi?
Birbirinden önemli bu soruların tamamı ikinci plandadır.
En önemlisi, bunun buz gibi bir casusluk faaliyeti olmasıdır.

* * *

Bir de MİT ne yapar Allah aşkına? Öyle bir toplantının, üstelik müsteşarının da bulunduğu bir toplantının güvenliğini sağlayamıyorsa MİT ne yapar? Dışişleri kalesine girilmişse, MİT kalesine de girilmiş sayılmaz mı?
Ülkenin ulusal güvenliği hiç bu kadar kevgire dönmemişti.
Devlet yapısı, işleyişi hiç bu kadar kevgire dönmemişti.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ilk anda yayılan hebarlerde olduğu gibi MGK’yı toplantıya çağırmadı; kulise bu işe en az Erdoğan kadar öfkelendiği sızdı.
MGK toplanmadı ama,YouTube kapatıldı. Dışişleri’nin deyişiyle Türkiye’nin düşmanları, her kimse onların zaten kim bilir ne zamandır bildiğini halkın duyması önlenerek ne tür bir fayda gözetildiyse artık, TİB kararıyla erişim engellendi.

* * *

Bir başka not: Bantlar ortaya saçılır saçılmaz muhalefet liderlerinin konudan haberi oldu. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, hem de Suriye sınırında Hatay’da konuşacaktı. MHP lideri Devlet Bahçeli Kahramanmaraş’ta, BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş Elazığ’da.
Birbirinden hassas üç il. Üçü de bu konuda tek bir şey söylemedi; Kılıçdaroğlu YouTube yasağını eleştirdi yalnızca. Muhalefet sorumlu davrandı. Medya da sorumlu davrandı, olması gerektiği gibi. Çünkü durum vahimdi, ciddiydi.
Durum ciddidir, ciddiyetiyle ele alınmalıdır.