Çankaya mücadelesinde AB, ABD ve İsrail boyutları

Cumhurbaşkanı Sezer'in Harp Akademileri'nde konuşacağı 13 Nisan'da, ABD'deki Ermeni tasarısının akıbeti belli olabilir. İsrail'le ilişkiler de çok kritik.

On birinci cumhurbaşkanı seçimi sürecinin başlamasına iki hafta süre kaldı. Gerçi Ankara'da tahminler, 16 Nisan'da başlayacak aday gösterme sürecinde en heyecanlı günün 25 Nisan, en heyecanlı saatlerin de 01.00'i 02.00'ye bağlayan gece saatleri olacağı yönünde. Yine de aday gösterme süreci öncesindeki hafta, önümüzdeki hafta iç politikada köşeli gelişmelerin beklenebileceğini gösteriyor.
8 Nisan'da DSP'nin Ankara'da Başbakan Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmaması talebiyle yapacağı gösteriyle başlayacak hafta, 10 Nisan'da MGK toplantısı ile devam edecek. Aslında ayın sonlarına doğru yapılan toplantı Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in talebiyle aday gösterme sürecinin önüne alınmıştı. Bu Sezer'in cumhurbaşkanı olarak katılacağı son MGK olacak. Sezer üç gün sonra, 13 Nisan'da istanbul'da Harp Akademileri'nde kurmay subaylara da cumhurbaşkanı olarak son kez hitap edecek.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın 16 Mart'ta Harp Akademileri'nde yaptığı, dün ana hatlarını duyurduğumuz, bugün tam metnini
yayımladığımız konuşma, cumhurbaşkanlığının c'sine dokunmadan asıl sorunun köklerine dek inmenin örneğiydi. Sezer'inki de öyle mi olacak? Göreceğiz.
O haftanın sonunda, 14 ve 15 Nisan'da Ankara'da, artık başına daha çok emekli generallerin, emekli valilerin geçtiği bazı sivil toplum örgüt-
lerince düzenlenen protesto gösterileri var.
Belki de bu nedenle 16'sında aday gösterme sürecinin başlayacağı o hafta diğerlerinden daha kritik.
Belki de o nedenle Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, kendisi dahil Bakanlar Kurulu üyelerinin bu süreçte mümkün olduğunca yurtdışına gitmeyeceği açıklamasını yaptı. Kendisi buna uyuyor.
Örneğin dün, Brüksel'de Türkiye'nin Avrupa Birliği ile müzakere sürecindeki ikinci fasıl, İşletmeler ve Finans başlığı ile Brüksel'de açıldı. İlk faslın açılıp kapanması Gül için büyük olaydı. İkincisi dün Başmüzakereci Hazine Bakanı Ali Babacan tarafından neredeyse sessizce açıldı. Bunda AB'nin, Türkiye'ye son dönemde gözlenen dışlayıcı tutumunun da rolü olabilir. Nitekim Gül, bugün İran konusunun görüşüleceği AB Dışişleri Bakanları toplantısına bu kez aday ülkeler de çağrılı olduğu halde gitmiyor, Müsteşarı Büyükelçi Ertuğrul Apakan'ı gönderiyor.
İran tarafından esir alınan İngiliz askerlerinin kurtarılmasında Türkiye önemli rol oynayan ülkeler arasında. Başbakan Erdoğan'ın Riyad'daki Arap Birliği toplantısında İran'ın Dışişleri Bakanı Manuçehr Muttaki ile görüşmesinde az da olsa ilerleme sağlandı.
Erdoğan'ın Riyad'da iki önemli görüşmesi daha vardı. Irak Devlet Başkanı Celal Talabani ile, Sezer ve askerlerden gelen hoşnutsuzluk
işaretlerine karşın, Irak komşular zirvesi çerçevesinde görüşmesi önemliydi. Bir de, Filistin'in Fetih'çi cumhurbaşkanı Mahmud Abbas ve Hamas'çı Başbakanı İsmail Haniye ile birlikte görüşmesi.
Türkiye, Filistin'de bu iki grup liderleriyle aynı anda görüşen ve aynı zamanda İsrail ile de görüşen çok az sayıdaki ülke arasında.
Bu özelliğinden yararlanmaya da nihayet başladı.Örneğin bugün, daha iki gün önce Hrant Dink cinayeti nedeniyle bir kınamayı oylayan ABD Kongresi'nin Dış İlişkiler salonlarında sorun getirici değil, sorun çözücü nitelikte bir toplantı planlanıyor. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun başlattığı Türkiye-İsrail-Filistin yatırımcılarının işbirliği ile, savaştan harabeye dönmüş Gazze'deki Erez sanayi bölgesini canlandırıp 6-10 bin Filistinliye iş sağlamayı amaçlayan Ankara Forumu toplantısı, Ermeni soykırımı tasarısının kilit ismi Tom Lantos'un ev sahipliğinde yapılacak. Toplantıya Filistin hükümetinin yanı sıra, İsrail hükümeti de destek veriyor.
Bu önemli. Çünkü Ermeni soykırımı tasarısının kabulü, eğer bu yıl da engellenebilirse bu ABD'deki Yahudi lobisi ve İsrail ile ilişkiler sayesinde olacak.
Muhtemelen 13 Nisan'da akıbeti belli olacak Ermeni soykırım tasarısının geçmemesi ve şu sıralarda ABD'nin PKK'nın Irak'ta varlığı konusunda somut ve dişe dokunur bir adım atması mutlaka Erdoğan hükümetinin elini rahatlatacak. Belki cumhurbaşkanlığı seçimlerin-den de çok, genel seçimlere yönelik olarak.
Ama TÜSİAD Başkanı Arzuhan Yalçındağ'ın da önceki gün vurguladığı gibi, yakın dönemin bu en gerilimli cumhurbaşkanlığı seçimi, şu anda Türkiye'nin en önemli gündem maddesi.
İç ve dış neredeyse bütün gelişmeler, bir şekilde gelip o konuya başlanıyor.