Çankaya'da 'vefa' kabulü

Gül, dün Kayseri'den bir heyet kabul etti. Heyetin başında Gül'ün siyasete girmesinde ve Çankaya'ya çıkmasında çok büyük payı olan bir kişi vardı.

10 küsur yıl önce, 28 Şubat günleriydi. NTV Ankara temsilciliğini yürütürken bir canlı yayın için büroya davet ettiğimiz Devlet Bakanı Abdullah Gül ile yayın öncesi sohbet ediyorduk. Konu, hükümete 'yeşil sermaye' suçlamalarıydı.
O sırada ekranda ilk günlerde çok az sayıda alabildiğimiz (ve artık biz çalışanları görmekten bıktıran) bir deterjan reklamı göründü.
"Bakın bu reklamı veren şirketin sahibini tanırım" dedi Gül ve devam etti: "O da muhafazakâr bir arkadaştır. Şimdi o da mı yeşil sermaye? Ne ilgisi var bu işlerin bizimle?"
O şirketin sahibinin kim olduğunu bilmiyordum; sonradan öğrendim. Gül'ün yalnızca arkadaşı değil, siyasete girmesini teşvik eden, siyasi faaliyetini destekleyen kişilerden biriydi.
Sonra yıllar içinde tanıştık. Onunla en son karşılaşmamız, 22 Temmuz seçimlerinden bir ay kadar önce oldu. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, oda başkanlarını bölgelerine göre Ankara'ya davet ediyor, onların nabzını tutmak, o arada kendi kuruluşunun izleyeceği çizgiyi belirlemek için toplantılar düzenliyordu. Hisarcıklıoğlu bu toplantılara Ankara'daki gazetecileri de hem siyasi görünümü, hem de kendi tabanının nabzını paylaşmak üzere davet ediyordu; birkaçına ben de katıldım, çok da faydalı toplantılardı.
İç Anadolu temsilcileriyle yapılan toplantıda, Gül'ün cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı da gündeme geldi. Ben seçim sonuçlarının AK Parti'nin oylarında (itiraf edeyim ki bu derece değil) artış getirse bile, milletvekili sayısının düşebileceğini, birden fazla muhalefet partisinin Meclis'te yer alacağını, 27 Nisan bildirisi ve 4 Mayıs Dolmabahçe görüşmelerini de hatırlatarak anlattıktan, durumun belirsizliğini vurguladıktan sonra, "Ben sizin yerinizde olsam, Gül'ün cumhurbaşkanlığı üzerine iddiaya girmezdim" dedim.
Katılanlar, tereddüde düşenler oldu. Toplantıyı erken terk etmek zorunda olan bir kişi, yıllar önce Gül'ün bahsettiği o kişi "Gitmeden önce söylemeliyim ki, Murat beye katılmıyorum" dedi. "AK Parti oyları artacaktır, belki 450 vekil de çıkabilir. Ama çıkmasa da Abdullah Gül cumhurbaşkanı olacak. Ne olursa olsun, olacak."
Yine itiraf edeyim ki Gül'ün cumhurbaşkanlığına bu gözü kara inancı hem abartılı buldum, hem de imrendim. Oda başkanının tahmini milletvekili sayısında yanıldı, ama Gül'ün cumhurbaşkanlığında yanılmadı.
Bu olayı, Cumhurbaşkanı Gül seçildikten sonra kısa bir sohbetimizde kendisine de aktardım, o kişinin adını vererek. Ahmet Davutoğlu da oradaydı. Cumhurbaşkanı güldü, "Sağ olsun"
dedi, "benim tereddüde düştüğüm zamanlarda bile o hep teşvik edici oldu."
O kişi dün, Cumhurbaşkanı Gül'ün, Başbakan Tayyip Erdoğan ile ilk resmi haftalık görüşmesinden önce heyetiyle birlikte kabul ettiği, Kayseri Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Boydak idi.
Bu kabul, bir vefa borcunun ödenmesi niteliğini de taşıyordu.
Gül, önceki gün Köşk'teki ilk resmi kabulünde Genelkumay temsilcilerini ağırladıktan sonra, dün de Yargıtay'daki adli yıl açılış töreninde CHP lideri Deniz Baykal ile Kara Kuvvetleri bahçesindeki 30 Ağustos töreninden daha samimi bir selamlaşma resmi verdi. Bu küçük ayrıntılar, Çankaya'nın yeni sakinine giderek herkesin alışmakta olduğunun işaretini eriyor.
Bu durum, Gül'ün attığı her adımın kamuoyunca, özellikle de muhalefet tarafından çok dikkatle izlenmeyeceği anlamına gelmiyor. Nitekim geçekten önemli bir bürokratik makam olan Köşk Genel Sekreteliği'ne getirdiği Kültür Bakanlığı Müsteşarı Mustafa İsen hakkında, şimdiye dek hiçbir genel sekreter hakkında olmadığı kadar eleştiri çıkmaya başladı. Gül'ün bu tercihi hangi koşullar altında yaptığı spekülasyonları ile birlikte tabii.
Yeni Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, dün NTV'de yeni anayasada cumhurbaşkanı yetkilerinin kısıtlanacağını açıkladı. Gül ve Erdoğan, yürütmedeki ağırlığın Başbakan'da olacağı Orta Avrupa sistemini benimseniş görünüyorlar. Gül'ün BM Genel Kurulu için ABD'ye gideceği haberlerini yalanlayarak Erdoğan'dan rol çalmaya niyeti olmadığını göstermesi de bu açıdan önemliydi.
Bugün Gül, Köşk'teki ikinci resmi kabulünü veriyor. Muhtemelen sorularımızı sorup, sonra sizinle paylaşma imkânı buluruz.