CHP, AKP ile koalisyonda hangi bakanlıkları istiyor?

Kılıçdaroğlu koalisyon görüşmeleri öncesinde ilkelerini açıklayarak mutlaka hükümette yer almak istediğini de söylemiş oldu. MHP-HDP olmazsa, AKP ile kurulacak koalisyonda CHP'nin hangi bakanlıkları istediği de satır aralarına gizli

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu dün Türk siyasetinde daha önce örneği görülmemiş bir hamle yaptı.

Daha koalisyon görüşmeleri resmen başlamadan ilklerini ilan etti, diğer partileri de görüşmeler öncesi ilkelerini açıklamaya davet etti.

Bir anlamda koalisyonda yer alırsa, hükümet programındaki maddelerinin taslağını kamuoyuyla şimdiden paylaştı.

Bu şeffaf siyaset anlayışı yönünde atılmış olumlu bir adımdır.

***

Kılıçdaroğlu CHP’nin 14 ilkesini sıralamadan önemli bir cümle daha kurdu ve bunu ilkelerini sıraladıktan sonra tekrar etti:

“Hükümeti kurma görevi yüzde 60’lık bloğa düşüyor”.

Bunun anlamı açık: Kılıçdaroğlu’nun önceliği AK Parti’nin hükümette olmayacağı, MHP ve HDP’nin koalisyon ortağı, ya da destekçisi olacağı bir hükümet.

***

CHP’lilerin aklında bir model daha var tabii: MHP ve HDP’nin dışarıdan destek vereceği CHP azınlık hükümeti.

CHP’liler kızmasın ama başka türlü de söyleyelim:

CHP’lilerin bir kısmı haklı olarak yanıp tutuştukları iktidar hasretiyle yüzde 41 alan AK Parti’nin zehir gibi muhalefeti altında, her hareketleri MHP ve HDP’nin onayına bağımlı olacak bir hükümeti ayakta tutabileceklerine gerçekten inanıyorlar.

***

Dün Parti Meclisi’nden bu koşullar altında yetki alan Kılıçdaroğlu’nun MHP ve HDP ile bütün ihtimalleri laf olsun diye değil, gerçekten zorladığını görmesi ve tabanına da göstermesi gerekiyor.

Ama bu ihtimal olmazsa da CHP mutlaka hükümette olmak istediğini dün gösterdi; Kılıçdaroğlu bunu şu sözleriyle açıkça ortaya koydu:

“İktidar olma yolunda önemli adımlar atacaksak, aklımızla mantığımızla hareket etmek zorundayız. Bu bağlamda hiçbir partiyi ve o partiye oy veren yurttaşlarımızı yok sayamayız, yok saymamalıyız.”

***

Evet, Kılıçdaroğlu dünkü açıklamasıyla öncelikle MHP ve HDP’ye duyguyla değil, mantıkla hareket edip AK Parti’yi iktidardan birlikte uzaklaştırma çağrısı yaptı.

Ama bu olmaz ise AK Parti ile iktidar paylaşımına da kapıları açtığını zımnen söylemiş oldu; muhtemelen sıkı bir pazarlık gerektirecek bu süreç.

***

CHP yönetiminin mutlaka hükümette yer almak isteğinin bir göstergesi de neydi biliyor musunuz?

Kılıçdaroğlu’nun dün emekliye 2 bayramda birer maaş ikramiye, çiftçiye 1,5 liraya mazot, taşeronluğa son ve 1500 lira asgari ücreti yeniden ve ayrıntıyla gündeme taşıması.

Bayrama şunun şurasında bir küsur ay kalmışken ve Kılıçdaroğlu’nun emekliye bayram ikramiyesi sözü, CHP’li olsun olmasın her partiden emekliler tarafından çoktan beklenmeye başlamışken bu çıkış boşuna değildir.

Ayrıca Kılıçdaroğlu vergi denetiminin yatırımcılara baskı uygulamak amacıyla siyasi bir silah olarak kullanılmasına karşı duruşuyla iş dünyasına da ümit verici bir selam çakmış görünüyor.

Doğrusu medya özgürlüğünü bir madde olarak sayması da diğer partilere örnek oluşturması gereken bir mesaj oldu.

***

Kılıçdaroğlu dünkü çıkışıyla aslında MHP’ye “Gel, HDP ısrarından vazgeç” çağrısı yapmış sayılabilir.

Olmazsa CHP teşkilatında sizce çoğunluk, “Biz AK Parti’yle koalisyon yapmaktansa muhalefette kalalım” mı diyecektir, yoksa “İyi bir protokolle sözlerimizi tutmaya çalışalım” mı?

Kılıçdaroğlu bu nabzı tuttuğu için dün bütün kapıları açtı.

***

Ayrıca evet, CHP’liler AK Parti’ye güvenmiyorlar, daha önceki aldatılma öykülerini anlatıyorlar ama AK Partililerin de bu konuda söyledikleri var.

Mesela diyorlar ki, “CHP zaten disiplin sorunu olan bir partiydi, şimdi ön seçim nedeniyle her kafadan bir ses çıkmayacağını, koalisyon kararlarına içeriden muhalefet yapılmayacağını nereden bileceğiz?

Diğer yandan Başbakan Ahmet Davutoğlu ve yakın çevresi, çoğunluktan düştükten sonra bir de hükümetten düşmenin Ağustos (ya da Eylül) kongresinde başkanlıktan da düşmek anlamına gelebileceğini görüyorlar; Davutoğlu da mutlaka hükümette kalmak istiyor.

***

CHP ilkeleri arasında AK Parti’yi en çok zorlayacak olanlar, 5 ve 6’ıncı maddelerde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Anayasal sınırlar içinde” kalmasını ve ona tahsis edilen örtülü ödeneğin iptalini öngören maddeler olacaktır.

Davutoğlu’nun Kılıçdaroğlu’na kabul edebileceği koalisyon teklifleriyle gitmesi önündeki en önemli engel Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın statüsü olarak görülüyor.

***

Onun dışında, CHP’nin AK Parti ile bir koalisyon pazarlığında mutlaka kendisinde görmek istediği bakanlıklar bile Kılıçdaroğlu’nun dün okuduğu metnin satır atalarında saklı; isteyen okuyabilir.

Adalet, Milli Eğitim, Dışişleri, Maliye ve Çalışma bakanlıkları ile TRT ve Anadolu Ajansı’nın CHP talepleri arasında olacağını söylemek yanlış olmaz.

İş ciddiye binerse CHP’nin asli yatırımcı bakanlıklardan Ulaştırma ve Enerji’den birisine talip olması kaçınılmaz görünüyor; hem kendi açısından, hem de şu çarpık ihale-havuz-medya ilişkisinin bitmesi açısından.

***

Yolsuzlukla mücadele konusunda hem Bülent Arınç, hem Deniz Baykal aynı noktaya işaret ediyor: Bu konu koalisyon protokolünde değil, gerekirse Meclis oylamasında halledilebilir diyorlar.

Mesela dört eski bakanın dosyalarının yeniden açılması AK Parti için koalisyon yapmama, ya da bozma nedeni mi olacak? Buna kesinkes “Evet” diyecek kaç AK Partili vekil çıkar kuşkulu.

***

Geriye bir önemli konu kalıyor:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, reddedileceğini bile bile neden liderleri koalisyon görüşmelerinden önce çağırabileceğini söyledi?

Siyasette hiç bir güç, normal koşullar altında reddedileceği belli bir öneride bulunarak otoritesini sarsmak istemez.

Bu Erdoğan’ın üslubuna da uymuyor; acaba mutfakta birileri Erdoğan’ın giderek daha fazla hata yapması için yanlış akıllar mı veriyor diye düşünüyor insan.