CHP iktidar olmazsa da paylaşmaya hazır

Bu seçimde de 7 Haziran'a benzer sonuç çıkarsa CHP bir sonraki hükümette yer almaya, yani koalisyon hükümeti kurmaya, iktidar olamasa da iktidarı paylaşmaya hazır görünüyor.

“Bu seçim bildirgesini gençlere adıyorum”. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu dün Ankara’daki konuşmasına bu sözlerle başladı.,

Bir ay kala 1 Kasım seçim-tekrarı için bildirgesini açıklayan ilk parti lideri olurken kürsünün bulunduğu sahnenin iki yanına yerleştirilmiş tribünlerde CHP Gençlik Kolları üyeleri sıralanmıştı.

CHP altı ay içinde yapılacak ikinci seçimde sadece oylarını artırabilmek için değil, CHP’yi yenilemek için de gençlere ağırlık vermeye karar vermiş gibiydi.

***

Bunu nereden mi anlıyoruz?

Anlatacağım, ama önce seçim bildirgesinin ana hattından söz etmekte yarar var.

Dün gördük ki CHP, 7 Haziran seçimlerinde toplumda olumlu yankı bulan sosyal devlet çizgisindeki ekonomik vaatleri ile 7 Haziran sonrası AK Parti ile yürütülen koalisyon görüşmelerindeki ilkelerini 1 Kasım bildirgesinde birleştirmiş.

***

Kılıçdaroğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile görüşmeleri öncesinde Türkiye’nin beş önemli sorununu yönetişim ve adalet, ekonomi, dış politika, eğitim ve toplumsal uzlaşı olarak açıklamıştı.

Dün bu sonuncusunu, “Yani Kürt sorunu” olarak açıklayarak söyledi.

Dün itibariyla Meclis’teki dört parti arasında hem PKK’nın terör eylemlerini “amasız, fakatsız” kınayan, hem devletin yeniden güvenlik odaklı politikalara dönmesine karşı çıkan, hem de Kürt sorununa, kapalı kapılar ardında, gizli gündemlerle değil, Meclis çatısı altında siyasi çözüm bulunması gerektiğini bu açıklıkla söyleyebilen yalnızca CHP kalmış görünüyor.

Kılıçdaroğlu, “Biz Türkiye’nin kurucu partisiyiz” dedi, “Kürt sorununu biz çözeriz” iddiasında olması önemli.

***

Gençlik meselesine gelince.

Kılıçdaroğlu’nun bu konuyu sadece oy için değil, CHP’yi dönüştürmek için de öne çıkardığını öncelikle vaatlerin niteliğinden anlayabiliyoruz.

Mesela, vaatlerin sadece sayıları 6 milyonu geçen üniversite gençliğini (kendi ifadesiyle “görünen” gençliği) değil, çalışan (“görünmeyen”) gençliği ve çalışamayan, işsiz gençliği de kapsadığını etraflıca anlattı.

Gençliğin işsizlik sorununa vurgu yaptı; işçilerin yüzde 80’i 1,054 TL asgari ücret alıyordu ve asgari ücretlilerin de yüzde 80’i gençti.

Asgari ücreti 1,500 TL’ye çıkarmak üzere 7 Haziran’da verdiği sözü tekrarladı ve TOBB tarafından yıllardır geliştirilmeye çalışılan iş garantili eğitim projesini sahiplendi; Organize Sanayi Bölgeleri'nde yatılı okullar kurulacak, buradaki öğrenciler mezun oldukları gün (isterlerse aynı anda üniversite okuyup) işe girebileceklerdi.

***

Başka vaatler de var, bunun karşılığında gençlerden bir tek şey istediğini söyledi Kılıçdaroğlu; zaten oradan derdinin sadece oy değil CHP’yi de değiştirmek istediğini anlamak mümkün.

“Siyasete girin” dedi, “Siyaseti dinazorlardan temizleyin”.

Gençler alkışladı, CHP’nin onlarca yıldır hükümet yüzü görememiş ak saçlı eski tüfeklerinden kaşları çatılanlar oldu.

***

Gençler 1 saat 20 dakikalık sunumu “Saraya değil, halka hizmet için oy istiyorum” diye bitirdiğinde Kılıçdaroğlu’nun etrafını CHP’de pek alışılmadık bir sloganla sardılar: “İktidar! İktidar!”

Anket çalışmaları arasında 1 Kasım’da CHP’nin tek başına iktidar olacağını, hatta birinci parti olacağını gösteren yok.

Kılıçdaroğlu’nun kendisi dahi bazı çalışmalarda yüzde 30’a yaklaşıldığını görmekten memnuniyetini gizlemiyor.

***

Yani CHP’nin iktidar olması şu anda zor, ama iktidarda olması, iktidarı paylaşması mümkün; tabii 1 Kasım’da da 7 Haziran’dakine benzer sonuç çıkacağını öngören anketler doğru çıkarsa.

Bir önceki seçimde “Oy verin, gitsinler” olan kampanya sloganını, bu defa “Önce Türkiye” yapmasından, AK Parti’yle koalisyon görüşmelerindeki önceliklerini bildirgeye koymasına, ideolojik konuları değil sosyal devlet çerçevesinde hizmet konularını öne çıkarmasına ve oradan bildirge konuşmasında diğer liderlerle şahsi polemike girmemeye özen göstermesine dek vermeye çalıştığı mesaj hep aynıydı.

***

Bu seçimde de 7 Haziran’a benzer sonuç çıkarsa CHP bir sonraki hükümette yer almaya, yani koalisyon hükümeti kurmaya, iktidar olamasa da iktidarı paylaşmaya hazır görünüyor.

Koalisyon kurulamamasından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Davutoğlu üzerindeki etkisini sorumlu tutmasından ve MHP’nin “malum (HDP) nedenlerle” ortallığa yanaşmamasından yola çıkarak, AK Parti ile koalisyon kurabileceği işaretini verdi aslında Kılıçdaroğlu dün.

Seçmenden istediği CHP’yi güçlendirip AK Parti karşısında daha iyi pazarlık gücüne sahip olmak; tekrarlamak gerekiyor, tabii 1 Kasım’da da AK parti tek başına hükümet kuracak güce ulaşamazsa.