CHP ile konuşurken MHP ile işbirliğinde

Bir yandan CHP ile koalisyon görüşen AKP, diğer yandan MHP ile sözü kesilmemiş işbirliğini geliştiriyor. Erdoğan ve Bahçeli'nin vücut diliyle konuşarak yaptıkları hamleler bir AK-MHP koalisyonunun yolunu mu döşüyor?

Dün sabah bir haber, Pekin’den..

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan otele iner inmez iki lideri arayıp IŞİD ve PKK’ya karşı son harekât konusunda bilgi vermiş.

Biri Ürdün Kralı Abdullah, diğeri İtalya Başbakanı Matteo Renzi.

***

İtalya Cumhurbaşkanı değil, başbakanı. Bilgi veren Türkiye cumhuriyeti başbakanı Ahmet Davutoğlu değil, Cumhurbaşkanı.

Aradan geçmiş Davutoğlu’nun o arada –yürütmenin başı olarak- her ikisine de bilgi verebileceği on küsur saat.

Bu ülkenin bir başbakanı var oysa; daha dün Meclis’teki AK parti grubuna kendisi söyledi yönetimde boşluk olmadığını.

***

Dün Meclis kulislerinde bütün üyelerinin yüzünde güller açan tek grup doğrusu MHP idi.

AK-MHP koalisyonu ihtimalinin konuşuluyor olmasından “İstemiyorum, ama yan cebime koy” havasında memnundurlar.

Bir kaçı dün öğle NTV yayınında “Ülkenin gündemini fiilen MHP belirliyor” yorumumu izlemişti; bir vekil “Haklısınız, dedi, Anadolu’yu geziyoruz, vatandaş da öyle diyor, memnun oluyoruz.”

***

AK Parti, CHP ile koalisyon görüşmelerini yürütüyor gerçi ama son zamanlarda MHP ile adı konulmamış, sözü kesilmemiş bir işbirliğini gayet iyi idare ediyor.

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin koalisyonu konuşma şartlarının başında ne olduğunu hatırlıyorsunuz değil mi? Adını Erdoğan’ın “Barış süreci” koyduğu PKK ile diyalogun sona erdirilmesi.

Erdi mi? Erdi. Sadece MHP ile iş birliği olsun diye mi? Hayır, ama şu anda yok.

***

Adıyaman, Suruç, Ceylanpınar, Kilis, Diyarbakır, sınır ötesi operasyonlar, İncirlik ve en son Malazgirt, Şemdinli.

Bütün bunlar artık tek başına Meclis’te hükümet çoğunluğuna sahip olamayan AK parti hükümetini MHP’nin öteden beri talep ettiği katı çizgiye yaklaştırdı mı? Yaklaştırdı.

Ama dün dedik ya, hisler karşılıklı.

***

Bahçeli, Erdoğan’ın Beştepe’deki yeni cumhurbaşkanlığı sarayına yerleşip hükümet işlerine dâhil olmasına doğrusu CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan çok daha sert sözlerle karşı çıkmıştı.

Deniz Baykal’ın Erdoğan’ı ziyaretini Meclis Başkanlığı’nda CHP ile işbirliğine gitmemenin (daha HDP gerekçesinden önce) gerekçesi saymıştı.

Meclis Başkanı İsmet Yılmaz, Divan üyelerini Saray’a götürmek isteyince CHP ve HDP’liler, daha önceki tutumlarını sürdürüp gitmedi, ama MHP’liler gitti.

***

Erdoğan bu jesti karşılıksız bırakmadı, MHP’li üyenin Kürt meselesinde işi bu duruma tavizler vererek getirdiği eleştirisine ses çıkarmadı, Bahçeli’ye selam söyledi.

Dahası, Bahçeli’ye öyle bir demet gül attı ki, fark etmemek mümkün değildi.

Bahçeli bir gün önce Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığını HDP konusunda göreve davet etmişti. Erdoğan çıtayı yükseltip HDP’lilerin dokunulmazlığının kaldırılmasını istedi; 1994’de DEP’li milletvekillerinin hapse atılmasıyla Meclis’e vurulan büyük darbeyi belki de unutarak.

***

Dün bu adı konulmamış, sözü kesilmemiş işbirliğinin bir örneğine daha tanık olduk Meclis’te.

CHP artan terör saldırıları hakkında Meclis araştırması açılması isteğiyle toplantı talebinde bulunmuştu.

HDP komisyon kurulması yönünde oy kullandı. Ama MHP’nin AK Parti ile birlikte karşı çıkmasıyla Meclis terör saldırılarının iç yüzünü araştırmaya gerek olmadığına karar verdi.

***

İşte Kulis’te MHP’lilerin yüzünde güller açtıran bu yakınlaşma tablosuydu.

Eğri oturup doğru konuşalım: yeniden seçime gidilmesine can atan bir tek milletvekili yok.

Ayrıca liderleri ne derse desin, hangi partiden olursa olsun çoğu vekil partisinin iktidarda olmasını ister; siyasetin amacı iktidardır.

***

Diğer yandan, AK Parti yetkilileri her fırsatta tabanlarının CHP’den çok MHP ile işbirliği istediğini söylüyorlar.

Bugüne dek bir tek Başbakan Davutoğlu “Ama CHP’ye de” büyük bir itiraz olmadığını söyledi.

CHP tabanının da son 13 yıldır yolsuzlukla, kötü yönetimle, parlamenter laik sistemden sapmakla suçladığı AK Parti’yle koalisyona can attığı söylenemez.

***

Evet, Davutoğlu’nun da Kılıçdaroğlu’nun da samimiyetle bir AK Parti-CHP “Büyük Koalisyonu” yanlısı olduğu görülüyor.

Ömer Çelik ve Haluk Koç başkanlığındaki heyetler görüş ayrılıklarını uzlaştırmaya çalışıyorlar; günaşırı üç toplantı sonra, haftaya iki liderin baş başa oturup “Tamam mı, devam mı?” diyecekler.

Bir hafta on gün öncesine kadar, “Tamam” sorusunun alternatifi seçime gitmekti.

***

Ama görülüyor ki, Erdoğan ve Bahçeli’nin, hayır oturup anlaşmaları gerekmeden, vücut diliyle yaptığı hamlelerle bir hafta öncesine dek artık masadan kalkmış görünen bir AK-MHP hükümeti ihtimali yeniden canlandı.

Evet, bu ihtimal, yani bir yanda AK Parti ve MHP, muhalefette de CHP ve HDP formülü Türkiye’nin iç savaşa sürüklendiği 1970’lerin Milliyetçi cephe formülünü hatırlatıyor; AK-MHP bir tür Üçüncü MC’yi anımsatabilir.

Yine de AK Parti’nin CHP ile uzatmalı konuşmaları yerine neden MHP’ye teklif edip kestirmeden gitmediği sorusu, geldiğimiz aşamada sormaya değer.

***

Belki de Erdoğan da, Davutoğlu da şu Yüksek Askeri Şura’yı bir atlatalım, gerisi daha kolay diye düşünüyorlardır.

Hani tam ABD ile zoraki yakınlaşma, İncirlik, sınır ötesi harekât söz konusuyken Genelkurmay Başkanı Necdet Özel’in görevden ayrılmasını 15 gün öne çekmesi boşuna olmasa gerek.

O konuya da değinmemiz gerekiyor, ama bugünün konusu ufukta yükselen AK-MHP işbirliğiydi, onu yazdık.