CHP iyi muhalefet yapamıyor mu?

Hükümetin şu ya da bu siyasetini beğenmeyenler eleştirmeden önce 'Muhalefet iyi çalışmıyor' diye söze giriyorsa ortada sorun var demektir.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu hafta sonu yazılı bir açıklama yaptı. Gazete ve televizyonlarda pek yer bulmadı. Belki de halka değil, doğrudan gazeteci, televizyoncu, yazar, çizer, entelektüellere hitap ettiği için dikkat çekmedi.

Gazeteci milletinin bir kısmı belki hafta sonu olduğu için bu açıklamayı görmedi bile. Görenlerin bir kısmı belki burun kıvırarak şöyle bir baktı, kenara koydu. Bir kısmı belki okumadı. (Baksanıza Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün cuma günü İstanbul’da yapıp Cumhurbaşkanlığı sitesine koyduğu ‘İslami Ortaçağ Karanlığı’ uyarısı bile okunmadı.) Ben okudum.

Kılıçdaroğlu “CHP iyi muhalefet yapmıyor” diyenlerin ‘ellerini vicdanlarına koymalarını’ istiyor, ‘kuşatma altında’ olarak nitelediği medya ve ‘aydınlara’ CHP’nin muhalefet örneklerini 27 madde halinde sıralıyor ve “Peki siz ne yapıyorsunuz?” diye soruyordu.
Bu maddeler arasında Uludere’de 34 yurttaşın öldürülmesi olayının takibinde CHP’nin rolünden Deniz Feneri yolsuzluk davasına, Sayıştay denetim raporlarının Meclis’e gönderilmemesinden faili meçhullerin araştırılması konusunda Meclis’e verilip AK Parti oylarıyla reddedilen 10 soruşturma önergesine, patates üreticisinin sorunlarından hükümetin Ortadoğu politikasına alternatif diplomasiye dek örnekler var, merak eden okuyabilir.

İşin doğrusu, CHP’nin Meclis’te boş durduğu söylenemez. Bir gazeteci olarak, açıklanmamış bazı konuları son dönemde CHP milletvekillerinin Meclis aracılığıyla hükümet üyelerine sorduğu soruların cevaplarından öğrendiğimizi söylemeliyim. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin personel sayısından son yıllarda kanser vakalarının artış gösterdiğine, icra takibindeki dosya sayısından kamudaki mobbing olaylarına dek yönetimim şeffaf işleyişine katkı sağlayan çalışmalardı bunlar.

Kılıçdaroğlu haksız değil. Hükümetin şu ya da bu siyasetini, uygulamasını beğenmeyenler dahi eleştirmeden önce “Tabii muhalefet iyi çalışmıyor” diye söze giriyorsa ortada bir sorun var demektir.

Bunu diyenler, acaba muhalefetin hükümete karşı daha sert politika izlemesinden yana oldukları için mi beğenmiyorlar, muhalefetin hükümete destek olmasını istedikleri için mi, yoksa sırf hükümetin şimşeğini üzerlerine çekmemek için bir nevi paratoner olarak mı görüyorlar bu ifadeyi?

Yaşanan bu tuhaflıkta tabii Başbakan Erdoğan’ın her fırsatta tek parti CHP’sinin 1930-40’larda kişi ve grup hakları konusunda bugün Kılıçdaroğlu dahil kimsenin savunamayacağı (Dersim’den Varlık Vergisi’ne) uygulamaları hatırlatıp, hükümete karşı çıkmayıp uygulamalarla özdeş hale getirme taktiğinin de payı olabilir. Keza CHP’nin kendi içinde bu hesaplaşmayı bir türlü tamamlayamamış olmasının da...

Ama bir muhalefet partisinden hükümetin her icraatını alkışlamasını bekleyemezsiniz. Çokpartili demokrasilerde iktidar iktidarlığını, muhalefet muhalefetliğini yapacak. Bakın, ABD’de Cumhuriyetçi Parti içindeki bir fraksiyonun tamamen partizanca inadı yüzünden dünyanın en büyük ekonomisi bütçe kanunu çıkaramıyor, kriz yaşıyor; bu işin doğasında mevcut.

Parlamenter siyaset biraz da koltuk sayısı aritmetiği demek... Sayınız yetmiyorsa, ne yaparsanız yapın dediğiniz olmuyor. Türkiye’de (doğrusu AK Parti tarafından değil, 1980 askeri darbe rejimince dayatılmış) yüzde 10 seçim barajı adaletsizliği var. Bu sistem, çok oy alan partiye yönetimde istikrar adına fazladan koltuk vererek temsilde adaletsizliği arttırıyor.

Başbakan Erdoğan, mevcut sistemin yanı sıra iki seçeneği daha tartışmaya açtı. Birisi barajı tamamen kaldırıp dar bölge sistemine geçmek, diğeri de yüzde 5’e indirip seçim bölgelerini daraltmak.

Kılıçdaroğlu’nun sistemi değiştirme, yalnızca barajı düşür önerisi, aslında en basit ve en az değişiklik gerektirecek sistem olmasına karşın, medyada fazla yankı bulmadı. Bunun sebebi belki de (yalnızca AK Parti değil, şimdiye kadarki) iktidarların, muhalefet partilerinin seçmen desteği kadar temsil edilmesi fikrini kendi otoriteleri bakımından zararlı görmeleri oldu.

Erdoğan hangi sistemi tercih edeceğini belirlemek için muhtemelen Mart 2014 yerel seçim sonuçlarına bakacak. Dolayısıyla AK Parti için uygun olanı tercih edecek.

Dünyada iktidarların icraatından muhalefeti sorumlu tutan entelektüeller var mıdır? Türkiye’de var. Bu da mümkün, ama insaflı olmak adına yüzde 10 barajı adaletsizliğini de dikkate almak lazım.