CHP Kılıcdaroğlu'na 'Devam et, ama tabanı dinle' dedi

Kılıçdaroğlu, "Beğenmeyen gider" resti çektiği kurultayı kazandı ama, imza desteği kadar oy alamadı; çıkarılacak dersler var...
CHP Kılıcdaroğlu'na 'Devam et, ama tabanı dinle' dedi

Doğrusu CHP kurultayında heyecan daha ilk saat içinde adaylık dosyaları Divan Başkanlığı’na teslim edildiğinde kaybolmuştu.
Üç yüz kadar delege imzası, yedi yüz kadar da oyla başkan seçilmeyi bekleyen Muharrem İnce, Kılıçdaroğlu’na verilen 944 imzaya karşı 177 oyda kalınca aradaki farkın kapanmasının zor olduğu anlaşılmıştı.

Kılıçdaroğlu belki de bu tablodan aldığı cesaretle hayli köşeli bir konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekmeleddin İhsanoğlu’na verdiği destek ve 2011 seçimlerinden bu yana davet ettiği merkez sağ kökenli isimler nedeniyle partiyi “sağa çekmekle”, “iktidara odaklı olmaktan çıkarmak” ve “zapturapt” ile yönetmekle suçlayan İnce’ye sert yanıtlar verdi.

Gezi Parkı protestolarından girip Soma felaketinden, yolsuzluklardan çıkarak CHP’nin son dönem toplumsal gelişmeler karşısındaki aktif tutumunu hatırlatarak “Bu mu sağa çekmek?” diye çıkıştı.
CHP bundan böyle solculuğu fakirlikte eşitlik zanneden anlayıştan zenginlikte eşitlik gören çağdaş sosyal demokrat anlayışla ekonomik programlar üretecek, yeni ve daha çalışkan kadrolarla, daha çok kadın ve genç kadrolarla bunu halka anlatıp iktdar olacaktı. Kürt meselesine özgürlük, demokrasi ve ülkenin birliği çerçevesinde çözüm bulacak parti de CHP olacaktı.

Ancak CHP iktidar olacaksa, önce kendine çeki düzen verecekti.

Kılıçdaroğlu üç kesimi hedefine koyarak salvo atışına başladı.
Birinci sırada “rakı sofrasında Türkiye’yi kurtaran” ama halkın içinde çalışmak yerine sadece konuşan “elitistler” vardı. “Ben devrimci Kemalim” dedi; artık bu anlayışta olanların partide yeri yoktu.

İkinci sırada, tıpkı “sendika ağalarına benzeyen parti ağaları” vardı. Bunlara karşı daha da sertti, “partiden temizleyeceğim” dedi.

Üçüncü sırada ise, siyasi partiyi sivil toplum kuruluşu, ya da üniversite zannedenler vardı. Partiye üye olanların parti politikasını kabul etmeleri gerekiyordu.

Kısaca Kılıçdaroğlu, CHP Kurultayına kazanırsa neler yapacağını dosdoğru söyleyerek, kazanması halinde bunu beğenmeyenenin partiden gidebileceğini söyledi. Beğenmeyip gitmeyenlerin ise yönetim kademelerinde yer alması güç olacaktı.

Belki de bu restti Kurultay’daki güç dengesini değiştiren.
Daha üç saat önce Kılıçdaroğlu için 944 imza verilmişken, sandıktan 740 oy çıktı.
Buna karşın 177 imza toplayabilmiş İnce, evet, kaybetmiş, ama 415 delegenin desteğini almıştı.
Üstelik adaylık dilekçelerine toplam 1121 delege imza atmış, 1155 delege oy kullanmıştı, yani delege katılımı azalmamış, artmıştı.

Bundan Kılıçdaroğlu’nun verdiği mesajların bir kısım delegeyi ürküttüğü, caydırdığı, ya da oy yoluyla protesto mesajı vermeye sevk ettiği sonucu çıkarmak mümkün.
Ama Kılıçdaroğlu’nun bu açık restine karşın kurultaydan açık bir destek aldığını söylemek de mümkün.

Özetle CHP Kurultayı Kılıçdaroğlu’nun söylediklerini onaylamış, ancak aynı zamanda İnce’nin eleştirilerine, bir anlamda tabandaki tartışmala kulak vermeye çağırmıştır.
İnce’nin “Değişelim, ama başkalaşmayalım” demesi CHP delegelerinde bir karşılık bulmuştur.


Mesela, CHP tabanının Atatürk’e saygı ve sahip çıkma (ama Kılıçdaroğlu’nun vurguladığı üzere bunu “Kenan Evren gibi” yapmama) Türkiye Cumhuriyeti’nin laik, demokratik bir hukuk devleti olma ilkelerinde ne kadar duyarlı olduğu, sosyal demokrat duruşta ısrar ettiği bu krultay ile bir kez daha anlaşıldı.

Bir de tabii CHP’lilerin artık hep muhalefette kalmaktan ne kadar bıktığı, iktidar ne kadar özlediği.
Çelişki de burada zaten. Ben hep aynı kalayım, beni böyle sevin diyerek bir yere kadar oluyor işte, ötesine geçilemiyor.