CHP: Koalisyon yarın kurulacak gibi AKP'ye, hiç kurulmayacak gibi seçime hazırlanıyor

Kılıçdaroğlu ve yakın çalışma ekibi Davutoğlu'nun önünde duran büyük fırsatı kullanıp AK Parti-CHP uzlaşma koalisyonuna gitmek yerine, Erdoğan'ın telkini doğrultusunda ülkeyi şu karışık ortamda seçime götürmek durumunda kalacağına inanıyorlar.

AK Partili Ömer Çelik’in çıkıp Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu “istikşafi” heyeti eş-başkanı Haluk Koç ile birlikte 10 Ağustos Pazartesi saat 18.00’de akşam oturmasına beklediklerini söylemesinden hemen sonra CHP Meclis grubunu 12 Ağustos’ta toplantıya çağırınca ortalık hareketlendi.

Düşünüldü ki, Kılıçdaroğlu Meclis Grubu ve parti yöneticilerine AK Parti ile koalisyonu danışacak...

Belki danışacaktır da, ama CHP’nin asıl toplanma amacı AK Parti ile koalisyon ihtimalini tartışmak değil.

Kılıçdaroğlu CHP’li vekil ve yöneticilere “Seçime hazır olun, herkes seçim bölgesine” talimatı vermeye hazırlanıyor.


***

Zaten Davutoğlu’nun Kılıçdaroğlu’na daveti çıkardığı gün, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan aldığı hükümeti kurma görevinin 45 günlük süresinin dolmasına 13 gün kalmış olacak.

CHP yönetimi o gün Davutoğlu’nun Kılıçdaroğlu’na ne söyleyeceğini merakla bekliyor.

Akıllarından aslında üç ihtimal geçiyor, ama iki söylüyorlar.


***

Söylemek istemedikleri ihtimal, Davutoğlu’nun Kılıçdaroğlu’nu davet edip, “Kusura bakmayın. Olmuyor” demesi.

Bunun ciddi bir siyasi nezaketsizlik olacağını, Davutoğlu’nun böyle bir şey yapmayacağını düşünüyorlar; zaten bu “zamana oynama” teziyle de çelişiyor.

Geriye kalıyor sözünü ettikleri iki ihtimal.


***

Birincisi, Davutoğlu’nun “Tamam, yapıyoruz, çıkaralım kağıt kalemleri, yemekleri de söyleyelim, bakanları paylaşalım” demesi; buna da ihtimal verilmiyor.

Kılıçdaroğlu’nun daha geçenlerde “Davutoğlu samimiyetle istiyor, ama Cumhurbaşkanı izin vermez” dediği unutulmasın.

İkincisi, Davutoğlu’nun “madem heyetlerimiz aralarında anlaşmış, biz de bakalım yapabiliyor muyuz, biraz daha çalışalım” demesi.


***

CHP yönetimi bu senaryoyu muhtemel buluyor.

Hem Davutoğlu üslubuna, hem de “zamana oynama” tezine uygun.

AK Parti Grup Başkan Vekili Mahir Ünal’ın Cuma günü Merkez Karar Yönetim Kurulu toplantısına girmeden önce “O görüşmeden ‘Tamam mı, devam mı?’ kararı beklemiyorum” demiş olması bu ihtimali güçlendiriyor.


***

İşte bu nedenle Kılıçdaroğlu ve yakın çalışma ekibi, Davutoğlu’nun önünde duran büyük fırsatı kullanıp AK Parti-CHP uzlaşma koalisyonuna gitmek yerine, Erdoğan’ın telkini doğrultusunda ülkeyi şu karışık ortamda seçime götürmek durumunda kalacağına inanıyorlar.

İşte bu ihtimale karşın, 12 Ağustos’ta CHP’li vekillere “Bölgelerinize” talimatıyla birlikte “Ortak dil kullanalım” anlayışıyla bir “bilgi notu” dağıtılması hazırlığı da var.

Yani Kılıçdaroğlu CHP’yi Davutoğlu’yla yarın kuracakmış gibi AK Parti’yle koalisyona, hiç kurmayacakmış gibi de seçime hazır tutmak istiyor.


***

Ama ülke bir yandan bir yandan ABD ile Suriye ve Irak’taki IŞİD’e karşı büyük bir harekâta hazırlanırken, 7 Haziran seçimlerinden Cumhurbaşkanının uygun bulmadığı sonuç çıktı diye AK Parti seçime dümen kırarsa Kılıçdaroğlu bu durumda Davutoğlu’nun yollarına gül dökeceğe benzemiyor.

CHP Grup Başkan Vekili Engin Altay’ın 6 Haziran’da yaptığı açıklamalar, Meclis ve Anayasa Mahkemesi zeminlerindeki böyle bir hesaplaşmaya dair bütün ipuçlarını veriyor

Nasıl mı?


***

Malum, Erdoğan 45 günde hükümet kurulamamışsa Anayasa’nın 116’ıncı maddesi uyarınca “seçim hükümeti” kurarak seçime gitmek istemiyor.

Çünkü böyle bir hükümete HDP’yi dâhil etmek zorunda kalmaktan (biraz da MHP rekabeti nedeniyle) çekiniyor.

Bunun yerine Davutoğlu’na telkinde bulunarak Meclis’ten erken seçim kararı çıkartıp, tercihan MHP desteğiyle seçimi zorlamaktan yana.


***

Altay da diyor ki, evet, Meclis seçim kararı istediği zaman alabilir, ama Anayasa’ya ve Meclis İçtüzüğünün 95’inci maddesine göre, önce Anayasa Komisyonu’ndan geçmek zorunda.

Bunun için de, evet tahmininiz doğru, Meclis’in yeniden çalışmaya başlaması ve evet, Anayasa Komisyonunun oluşması gerekiyor.

Evet, seçim konusunun önceliği var, ama o Komisyonun bakması üzerine sunulmuş ve sunulacak başka öneriler de olabilir; mesela MHP’nin seçim sürecinde çok titizlendiği 17-25 Aralık soruşturmaları konusunda.


***

Eğer AK Parti Anayasa Komisyonu’ndan kaçınarak doğrudan Genel Kurul’a giderek “Eylemli İçtüzük” diye bilinen uygulamaya giderse, CHP Anayasa Mahkemesi’ne giderek kararı iptal ettirmeye, Erdoğan’ı seçim hükümeti yoluyla seçim tekrarına zorlamaya çalışabilir.

Ha bu arada başka bilgileri de paylaşalım.

Siyaset kulislerindeki bilgilere göre, AK Parti’nin güvendiği üç araştırma şirketince yapılan çalışmalarda da yenilenecek bir seçimde HDP’nin yüzde 10’un altına, bütün bu gelişmelere rağmen düşmediği, AK Parti’nin de tek başına 276’yı bulamadığı görülünce hem parti merkezinde, hem cumhurbaşkanlığı dolaylarında yüzler asılmış.

Bu durumun Erdoğan’ın pes edip 7 Haziran sonuçlarını kabullenmesine, dolayısıyla artık yürütme gücünü tek başına kullanmamaya razı olmasına değil, bu tabloyu değiştirmek için yeni taktikler geliştirebileceği endişesi var CHP dolaylarında.


***

Son olarak, eğer bütün bu aşamalardan geçilip seçime gidilirse CHP’de 7 Haziran öncesinde yapılmış olan önseçim, önseçimle Meclis’e giren vekillerin durumu ne olacak?

Kılıçdaroğlu, önseçimi kazananların kendi yerlerini aynen korumasından yana, tabii eğer Yüksek Seçim Kurulu (YSK) izin verirse.

Kontenjan adayları içinse durum aynı değil, orada sürpriz değişiklikler olma ihtimali var.