CHP'den zekice hamleler

CHP'nin Derviş'i aday göstermesi, içeriye ve dışarıya yönelik ekonomiden iyi mesaj vermek bakımından zekice bir hamle. Diğer zekice hamlesi ise emekliye iki maaş ikramiye vaadi.

Önceki akşam, 26 Mart akşamı Türkiye'nin önde gelen sanayicilerinden Güler Sabancı, Çırağan Saray'ında bir davet verdi.

Davet Uluslararası Enerji Ajansı'nın İcra Kurulu Başkanlığı'na, üstelik oy birliğiyle seçilen Dr. Fatih Birol onuruna idi; Birol'un aynı zamanda Sabancı Üniversitesi'nin mensubu olmasından ve bundan on yıl kadar o bünyede bir enerji enstitüsü kurmuş olmalarından dolayı gurur duyuyordu Güler Hanım.

Birol, ayrıca bu göreve dünyanın en etkin kuruluşlarından olan Enerji Ajansı bünyesinde yetişerek yükselen ilk kişi ünvanını taşıyordu ki, bu başarının önemini artırıyordu.

***

Onbirinci cumhurbaşkanı Abdullah Gül, törene Enerji Bakanı Taner Yıldız ile birlikte geldi ve bir de konuşma yaptı.

Gül konuşmasında, Türkiye'nin önemli uluslararası kuruluşlarının yönetimine artık bir kaç yıl öncesine dek olduğu kadar çok isim veremediğine dikkat çekerek, Birol'un seçilmesinin bu bakımdan da önemli olduğunu söyledi.

Gül'ün önceki başarılardan örnek verdiği iki isim İslam İşbirliği Örgütü eski Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) eski Başkanı Kemal Derviş oldu.

***

Tesadüfe bakın ki, Derviş'in ismi daha bir kaç saat önce yeniden haberlere çıkmıştı ve Sabancı'nın davetine katılan iş dünyasının etkili isimlerinin Birol'un başarısının yanısıra konuştuğu en önemli konu haline gelivermişti.

Konu, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Derviş'e muhtemel bir CHP iktidarında Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı önermiş, Derviş'in de kabul etmiş olmasıydı.

Şu anda AK Parti'yi yüzde 40'ın altında, CHP'yi de yüzde 30'un üzerinde gösteren güvenilir anket pek yok. Ayrıca Kılıçdaroğlu'nun kendisi de hedefini yüzde 35 olarak koymuş bulunuyor. Ama mesele bu değil.

***

Mesele, CHP'nin ekonomi politikasını Derviş'e emanet edeceğini ilan etmiş olması ve bunun da Ali Babacan sonrası AK Parti ekonomi politikalarına dair endişeler taşıyan iç ve dış iş çevrelerine denenmiş, başarıya ulaşmış bir alternatif sunmuş olması.

Ne içeride, ne dışarıda Derviş'in Türkiye'de yapabileceklerine dair bir kötü sürprizle karşılaşma endişesi bulunmuyor; ne de olsa ülkeyi gördüğü en ağır mali kriz olan 2001 krizinden, hem de kırılgan bir üç parti koalisyonuna rağmen çekip çıkaran kişi.

Üstelik AK Parti de bunu biliyor. Yaklaşık 2008-2009'a dek AK Parti'nin ekonomi sorumlusu Ali Babacan, temel olarak Derviş'in yapısal reformlarını takip etti. Hatta ilk yıllarında bunu Derviş'in Hazine ve Merkez Bankası'nda kurmuş olduğu dinamik, ufku dünyaya açık ekibi aynen koruyarak yaptı.

***

Dolayısıyla Kılıçdaroğlu'nun Derviş'e teklifi ve onun da kabul etmesi, her ikisi açısından da doğru, CHP açısından da zekice bir hamle sayılabilir.

CHP'nin son dönemde yaptığı iki zekice hamle daha var, biri siyaset, diğeri yine ekonomi alanında.

Emekliye (hem de dinî bayramlarda) iki maaş ikramiye vaadi toplumda yankı buldu.

***

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Türk-İş ziyaretindeki konuşmasının ciddi bir bölümünü emekliye neden iki maaş ikramiye veremeyeceklerini anlatmaya ayırmış olması da hem bu vaadin toplumda yankı bulduğunu, hem AK Parti'nin canını yaktığını gösteriyor.

Çünkü Kılıçdaroğlu'nun AK Saray'ın ihtişamına para bulunurken emekliye mi bulunamadığı sorusu bir yana, iktisatçılar bu projeyi yapılabilir, ekonomiye kısa sürede belli bir canlılık verebilir ve Maliye'ye vergi dönüşü sağlayabilir buluyorlar.

Üstelik hem Derviş, hem de Babacan'ın Hazine Müsteşarı olarak çalışmış, şimdi CHP'de siyaset yapan Faik Öztrak, Hürriyet'ten Erdal Sağlam'a AK Parti iktidarlarının ilk başlarında emekli maaşlarına yüzde 30 zam talimatı gelince kaynağı bulanın kendisi olduğunu hatırlatmış ve eklemiş: Yine buluruz.

***

Kılıçdaroğlu'nun siyaseten olumlu hamlesi ise öz seçime gitmek ve partisinin milletvekili adaylarının büyük kısmını önseçimle ya da önseçim yöntemiyle yapılan eğilim yoklaması yoluyla belirleme kararı oldu.

Önseçime gitme kararının Deniz Baykal ile birlikte konuşulduğu yolunda kulis bilgisini ciddiye almakta yarar var.

Kestirme yoldan gidelim: AK Parti'de tamamen genel merkez tarafından saptanacak adayların acaba Erdoğan mı, Davutoğlu mu tarafından saptanacağı tartışması yaşanırken, CHP nispeten de olsa iç demokrasi örneği veriyor, sadece AK Parti'ye değil, diğerlerine de.

***

Peki AK Parti'yi yüzde 40 altında gösteren anket yokken bu hamleler CHP'yi iktidarda olmaya, yüzde 35 çıtasını yakalamaya yetecek mi?

CHP'deki havaya bakacak olursanız hemen herkes yüzde 30 eşiğini büyük bir zafer olarak kutlamaya hazır.

Ve aslına bakacak olursanız CHP'nin yüzde 30'u yakalaması, hatta yaklaşması, HDP'nin seçime parti olarak girip adaletsiz yüzde 10 barajını aştığı Meclis'te varlığını gösterdiği ortamda zaten artık yeni, bambaşka bir siyasi iklim var demektir.