CHP?nin halleri

CHP seçim kampanyasına erken, yüksek moralle başlamıştı. Özellikle Adana olayından sonra aynı moralden söz etmek zor

Dün AK Parti Meclis Grubu kulisinde moraller Gazze-Davos etkisiyle yüksek, CHP Grup kulisinde moraller Adana etkisiyle düşüktü. CHP’lilerin gelip anlattıklarına sorup soruşturduklarımız eklenince, bundan iki ay kadar önce seçim kampanyasına ‘çarşaf açılımı’ ile yüksek moralli bir başlangıç yapan CHP ile dün gözlemlediğimiz arasında ciddi fark olduğu anlaşılıyor. Bu farkın birden fazla nedeni var, ama göze çarpan birkaç nedeni sıralamak mümkün.

  • Adana’da aday değişikliği. CHP lideri Baykal, 23 Ocak’ta, İstanbul Belediye Başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu ve diğer büyükşehir adaylarıyla birlikte Adana Büyükşehir adayını da Soner Çetin olarak açıklamıştı. DYP-ANAP’ın 2004 seçimlerinde ortak adayı olacak kadar sağ kökenli bir isim olan Özgümüş’e karşın Çetin’in tercih edilmesi, Özgümüş’ün ‘ikna edilememesine’ bağlanmıştı. Ama kimse büyük bir törenle ilan edilen CHP adayının 10 gün geçmeden değiştirileceğini aklına getirmiyordu. Kuliste Adana milletvekillerinin Çetin’in aday ilan edildikten sonraki itirazları üzerine ibrenin Özgümüş’e döndüğü konuşuluyor. CHP kulisi bu değişikliği savunamıyor, bundan böyle her adayın değiştirilebilir olduğu yorumları yapılıyor. Ama bazı milletvekillerinin tuhaf tepkisi, CHP’nin içinde bulunduğu moral durumunu da anlatıyor: Bu vekillere göre “İyi oldu. Aday ilan edilen, kimseyi takmıyordu”. AK Parti adaylarını yere göğe sığdıramazken, ‘derin CHP’ adaylarının özgüvene sahip olmasını değil, merkeze karşı tedirgin kalmalarını bekliyordu.
  • Aday belirleme tartışmaları: Dün Hürriyet’te Yalçın Bayer’in yazdığı İstanbul-Beylikdüzü vakası CHP kulisinde herkesin dilinde. Eğilim yoklamasını kazanan isim yerine tercih edilen Adli Tıp kökenli Vecdet Öz, geçmişte DYP ve BBP’de merkez yöneticiliği yapmış bir isim. Meraklılar Ergenekon dava dosyasına ismini arayıp nasıl geçtiğini de okuyabilirler. Yıllarını CHP’ye verenler saçlarını başlarını yoluyor. Nevşehir-Avanos’ta belediyeyi AK Parti’den almak için yerel CHP örgütü, orada belli bir oyu olan ÖDP’nin desteğini alacak Barbaros Celal Topuz’u aday olarak önermiş. Merkez reddetmiş. Avanos örgütü Ankara’ya taşınmış, görüşmüşler ama sonuç değişmemiş: Bir parti büyüğünün tanıdığı olan Mehmet Değirmenci aday gösterilmiş. Ankara-Çankaya’dan hiç söz etmeyelim. CHP’nin kalesi sayılan Çankaya’daki isim hâlâ belli değil. Denge meselesi; derin CHP kazanacak adayla Çankaya’ya iş yapacak adayla değil, kerameti kendinden menkul dengeleri bozmayacak adayı Baykal’a empoze etmeye çalışıyor. CHP Çankaya’da, Çankayalı CHP seçmeninin içine sinecek bir aday bulamazsa, Bülent Akarcalı Çankaya’yı alıp AK Parti’ye götürebilir.
    CHP’nin 29 Mart seçimlerine doğru toparlanması için hâlâ vakit var, ama vakit daralıyor.

CHP’nin AB temsilcisi 
CHP’nin AB’nin Merkezi Brüksel’de parti çizgisini anlatıp Ankara ile irtibatı sağlamak amacıyla bir temsilci ataması fikri doğru yönde atılmış bir adım. Ancak geçen hafta sonu Milliyet’te Devrim Sevimay’ın CHP Brüksel bürosuna temsilci atadığı Kader Sevinç’le söyleşisini okuyanlar, okuduğuna pişman vaziyette. Derin CHP tarafından medyaya ‘Harvard’lı Prenses’ diye çakılan 1981 doğumlu bu genç kadının, Harvard’da üniversite okumak için değil üç aylık iş iletişimi seminerine gittiği, Oxford’lu olmasının ise Oxford Üniversitesi ile ilgili değil, o şehirdeki bir lisan kursu ile ilgili olduğunu öğreniyoruz. CHP’nin AB ile ilişkilerini teslim ettiği Sevinç, Baykal’ın memleketi Antalya’daki Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu mezunu imiş. AB ile ‘tanışması’ turizm faaliyeti çerçevesinde ‘katkılarının olduğu’ bir seminerde Avrupa Parlamentosu üyesi Vural Öger’le tanışması sayesinde olmuş. O kanalla TÜSİAD Brüksel Temsilcisi Bahadır Kaleağası ile tanıştığı ve CHP’ye o kanalla geldiği öne sürülüyor CHP kulisinde; bu önemli mevkiye tam olarak hangi kanalla, hangi ehliyetini kanıtlayarak geldiğini CHP’liler de merak ediyor. Oysa CHP’ye dışarıdan biraz ilgiyle bakan birisi bile, parti içinde AB işlerinden anlayan,
birkaç dil konuşan ehil isimleri bir çırpıda sayabilirdi. Nasıl olmuyor diye merak ediliyorsa, işte böyle olmuyor.