CHP'nin İstanbul'da Sarıgül, Ankara'da Yavaş tercihi

Kılıçdaroğlu yalnızca sola dayanarak aslında bir merkez partisi olan CHP'yi sıçratamayacağını gördü, sonuca odaklı çalışıyor.

CHP Parti Meclisi pazar günü yaptığı uzunca bir toplantının ardından 30 Mart 2014 yerel seçimleri için üç büyük şehrin adaylarını kesinleştirdi; İstanbul Mustafa Sarıgül, Ankara Mansur Yavaş ve İzmir Aziz Kocaoğlu.

CHP kitlesi bakımından Aziz Kocaoğlu’nda yadırganacak bir şey yok. AK Parti’nin topuğundaki diken gibi duran İzmir’in Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bu süreçte deyim yerindeyse başına gelmeyen kalmadı. Defalarca soruşturmaya uğradı, hapse girdi ama yolsuzluk iddialarından ismine bir leke gelmeden çıkmasını bildi. Bu süre içinde İzmirliler de onu yalnız bırakmadı, öyle anlaşılıyor ki CHP Genel Merkezi de. En önemli sorunu altyapı eksiklikleri olacak gibi görünüyor ama İzmir bu seçime Türkiye’nin pek çok şehrinden daha politize giriyor. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın ‘yatırımlar’ kartına karşın laik ve modernist hayat tarzının korunması refleksi Kocaoğlu’nun avantajı olacak. Ancak bir önceki seçimdeki 25 puanlık farkı (CHP % 55.2, AK Parti % 30.7) kapatmak Yıldırım için dahi zor.

İstanbul’da Mustafa Sarıgül sonunda oldu. Türkiye’nin milli gelire katkısı en yüksek ilçesi Şişli’nin efsaneleşmiş belediye başkanı hakkında dolaşan pek çok efsane olduğu da bir gerçek. DSP, YDH derken CHP Gençlik Kolları’ndan yetişme Sarıgül yuvaya döndü; hem de Türkiye’nin ilginç değişimlere sahne olduğu bir dönemde. İstanbul belediye seçimleri, Brüksel’de, Vaşington’da da Türkiye konuşulduğunda akla gelen ilk sorulardan. Sarıgül, sadece CHP’nin geleneksel laik, cumhuriyetçi tabanıyla değil, toplumun pek çok kesimiyle rahat ilişki kurabilen bir isim olarak bir süredir İstanbul’daki oyu AK Parti’den de yüksek gösterilen Kadir Topbaş’ı zorlayabilecek tek isim olarak işaret ediliyordu. İstanbul, nüfusu bakımından da Türkiye ortalamasına etki eden, ülke büyüklüğünde bir şehir. Dolayısıyla Sarıgül’ün CHP’yi yüzde 40’ın üzerine çıkarması (2009’da AK Parti % 44.2, CHP % 37) Türkiye’deki genel siyasi havayı (2011’de AK Parti % 49.9, CHP % 25.9) etkiler; ne kadar çıkarırsa o kadar etkiler.

Ankara’da Mansur Yavaş’ın adaylığına itirazlar yükseldi doğrusu; ama Alevi ve ulusalcı kesimden gelen itirazlar, kendi kesimleri içinde dahi fazla yayılmadı. Kemal Kılıçdaroğlu, ismi altı aydır Genel Merkez’de telaffuz edilen Yavaş’ın arkasında durdu ve Parti Meclisi’nin çoğunluğunu ikna ederek Yavaş’ın adaylığını açıkladı. Yavaş 2009 seçiminde MHP adına yüzde 27 oy almıştı; AK Parti % 38.5, CHP % 31.5 idi. Yavaş, daha öncesinde Ankara’nın ihmal edilmiş Beypazarı ilçesini başarılı belediyeciliği ile birkaç yıl içinde bir iç turizm noktasına yükseltmiş, Ankara siyaset ve diplomasi kesimlerinin daha o zaman dikkatini çekmiş bir isimdi. Hayat tarzı CHP tabanıyla örtüşen Yavaş’ın MHP ile ters düşmesinin nedeni ise MHP tabanının istediği ölçüde partizanlık yapmamasıydı. Soldan, CHP tabanından gelen bir ismin AK Parti içinde ayrı bir marka değeri olan Belediye Başkanı Melih Gökçek karşısında ancak ‘bayrağı yere düşürmeme’ şansı olurdu. Yavaş ile CHP’nin Gökçek’i zorlama şansı var. Tıpkı Sarıgül gibi, aradaki 7 puanlık farkı kapatıp geçecek her adım, Ankara’nın nüfusu nedeniyle CHP’nin Türkiye genelindeki görünümünü yükseltmiş olacak.

Aslında Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu seçimlerdeki ‘fiili cephe’ politikasını en iyi anlatan örnek Yavaş... Fiili cephe, partilerle ittifak yaparak onların yükünü taşımak yerine, diğer parti tabanlarına, toplum kesimlerine erişimi olan siyasetçileri kendi partisine kazanmak şekilde ifade edilebilir. Aslında daha önce Turgut Özal ANAP’ta, Süleyman Demirel DYP’de, Tayyip Erdoğan AK Parti’de benzeri yöntemlerle laik, sosyal demokrat, Alevi kesimlerden isim cezbetmişlerdi. Bu anlayış çerçevesinde örneğin Balıkesir CHP adayı da eski DYP milletvekili Sami Sözat oldu. Bir başka örnek de Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in aday olduğu Antakya’da AK Parti’den istifa eden, aslen merkez-sağdan gelen Lütfü Savaş’ın CHP’den aday olması.

Kılıçdaroğlu, bir yandan Türkiye’de yalnızca sol-sosyal demokrat tabana dayalı siyaset yapmanın temelde bir merkez partisi olan CHP’yi ileri götüremediği saptaması yapıyor, diğer yandan “Haklı çıkacağıma mutlu çıkayım” anlayışıyla sonuca odaklı çalışıyor. İşte CHP için yeni olan asıl bu...