Çiçek: Uzlaşma için hazırız

Başbakan Yardımcısı Çiçek: "Anayasa değişmeli diyorsak, sizin yönteminizle yapabiliriz."

Önceki gün sohbet ederken Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ilginç bir şey söyledi. Söz anayasa değişiklikleri ve referandum gibi konularda AK Parti'nin uzlaşmaya yanaşmaz bir tutum içine girdiğine geldi. Fiket Bila, hükümet kanadının neden 'yalpalar' görüntü verdiğini sorunca, Çiçek ilginç bir yanıt verdi.
Gerçi Çiçek sonradan bu tutumun yeni bir şey olmadığını ve öteden beri bunu söyleyegeldiklerini vurguladı, ama belli ki toplumda ve muhalefette hâkim olmaya başlayan hava, AK Parti yönetiminde de yendiden değerlendirme kapılarını açmaya başlamıştı. Çiçek'in söylediği şuydu:

  • "Anayasa konusunda uzlaşma mümkün. Anayasa'nın değişmemesini isteyen az da olsa kesimler var. Değişmesini istemeyenler, iş sürüncemede kalsın istiyorlar. Cumhuriyet'in temel ilkelerine dokunulacak dendi; ilan ettik beş maddeye dokunmuyoruz diye. 1, 2, 3, 4 ve devrim kanunlarıyla ilgili 174. Ama hâlâ bu söyleniyor.
  • Oysa referandum konusu bile Anayasa değişikliğini gerekli kılıyor. 367 meselesine yol açan sistem ve yazım sorunlarından tutun da, ekonomi ve idaredeki kara deliklerin kapanmasına kadar nedenler var. Kara delikleri kapamak için reformlar Anayasa Mahkemesi'nden dönüyor. Bu Anayasa'nın değişmesi gerekiyor. Eğer 'Anayasa değişmeli' kosununda anlaşıyorsak, yöntem konusunda da uzlaşırız.
  • Uzlaşma iyi bir şeydir. Uzlaşma demokrasinin gereğidir. Bizim yöntemimizi yanlış buluyorsanız, sizin yönteminizle yapalım. Ama uzlaşmaya zikzak derseniz, bu olmaz. Çünkü uzlaşma dediğinizde, biraz benim dediğim olmayacak, biraz da sizin dediğiniz olmayacak. Keşke önümüzdeki dönem bu anlamda hep zikzaklarla, yani uzlaşmalarla geçse."
    Burada iki ilginç yan var: Birincisi, Çiçek temennilerini hayata geçirecek bir makamda.
    İkincisi, demek ki AK Parti, bu konuda da hatasını anladı, ama hatadan dönüşün yüzüne vurulmadan yapılmasını daha kolay buluyor.
    Bu ikincisi aslında daha kolay. Çünkü AK Parti daha önce örneğin zina olayında da, YÖK Yasası olayında da görüldüğü gibi, hatasını anlayınca, hatadan dönmek gibi bir erdemi sergileyebilen yapıya sahip. Dolayısıyla Başbakan Yardımcısı Çiçek'in, ya da eğer o da aynı hisleri paylaşıyor ise, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın konuya başka açıdan bakan bazı siyasetçi, ya da yazarların 'u-dönüşü' türü eleştirilerinden alınmasına gerek yok. Doğruya dönmek, her zaman erdemdir.
    Peki o zaman neden örneğin 21 Ekim referandumunun iptali ve cumhurbaşkanının halk tarafından iki kez beş yıllığına seçilebilmesi yolunda CHP ve MHP tekliflerine tereddütle bakıyor? Belki de bunda, Anayasa değişikliğinin zaman alması durumunda, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi imkânının kaçacağı endişesi rol oynuyor. Burada MHP'nin 'iptal olmazsa da 18 ve 19'u değiştirelim' uzlaşma adımı, AK Parti'ye manevra alanı veriyor.
    Aslında AK Parti'nin bütün bunları tek başına yapacak Meclis gücü var. Bu gücü uzlaşmaya teşvik edenin çoğulcu demokrasinin ve şeffaflaşan toplumun gücü olduğu olduğu unutulmamalı.
    Anayasa konusunda Meclis'te bir uzlaşma komisyonu kurulması ihtimali ise zor görünüyor. Bunun nedeni DTP'nin varlığı. DTP'nin anayasada 'Türkler ve Kürtler' gibi bir ifade görmeyi önşart sayacağı önyargısı, sadece AK Parti değil, CHP ve MHP açısından da caydırıcı.

    * * * * *
    Çeteler ve bağırsak temizliği
    Cemil Çiçek'e, son birkaç yılda ortaya çıkarılan bu kadar çeteye, bu çetelerin kalkıştığı kimi ölümle biten bu kadar eyleme karşın neden yargılamaların bu kadar ağır gittiğini, sonuç alınamadığını da sordum. Şunları söyledi:
    "Maalesef Anayasa'daki yargılama usulleri sorunlardan biri. Yakalananların, yalnızca kamu görevlileri için söylemiyorum, değişik masleklerden olması her birine ayrı yargılama usulü tatbik edilmesi, izin alınması gereği işi geciktiriyor. Maalesef Türkiye henüz kalın bağırsağını temizleyemedi. Yargılama karşısında hiçbir ayrıcalık olmamalı. Buna milletvekilleri de, kamu görevlileri de herkes dahil..."
    O halde neden hükümet dokunulmazlıklar konusunu Meclis'e getirmiyor? Üstelik bu, AB'nin reform talepleri arasında ön sıralarda yer tutuyor. Milletvekili dokunulmazlığı ile birlikte kamu görevlilerinin yargılanması dokunulmazlığını da sınırlayan bir yasa taslağı hazırlamak çok mu zor?