Çıta yükseliyor

Başbakan'ın, PKK'ya yönelik silah bırak çağrısı yaparken 5 Kasım tarihini konuşması, Bush'la görüşmesinden beklentileri artırdı.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bir yandan PKK'ya tezkere gölgesinde silah bırak çağrısını yinelerken, diğer yandan 5 Kasım'da ABD ile anlaşmaya varmak istediğini söylemesi, belki her şeyden çok, bu tarihte ABD Başkanı George Bush ile görüşmesinden beklentinin yükselmesi sonucunu doğurdu.
Erdoğan'ın önceki akşam söylediklerinden sonra, 5 Kasım'da Bush'la görüşmesinden artık "Başkanı kararlı gördüm" gibi bir açıklamayla ayrılması ikna edici olmaz. Erdoğan, Bush'un sözüne inanarak, belki o an koşullar onu gerektirdiği için 2006 Temmuz'unda, ortada tezkere filan da yokken Genelkurmay'a verdiği sınır ötesi dahil ne gerekiyorsa yapın direktifini durdurmuştu. O zaman söz, PKK ile mücadele konusunda ABD, bir özel temsilcilik oluşturulacağı ve böylelikle PKK'nın Irak'ta etkinliğine son verileceği idi.
Özel temsilcilik büyük bir fiyaskoyla sonuçlandı. Bugün Türk kamuoyu, özel temsilcilik önerisinin Türkiye'yi PKK'ya karşı etkin önlem almaktan bir yılı aşkın süre alıkoyduğu, oyaldığına inanıyor. Başbakan Erdoğan dahi bu durumu "Artık bıktık" sözleriyle ifade ediyor.
Erdoğan'ın Bush'la görüşmesinin hemen öncesinde, 2-3 Kasım tarihlerinde İstanbul'da Türkiye'nin önayak olmasıyla yapılacak Irak'a komşu ülkeler zirvesi var. Türkiye, bir yandan Irak'ı PKK'yı engellemezse sınır ötesi harekâta kalkışmakla tehdit ederken, bir yandan da Irak toplantısına ev sahipliği yapıyor.
Bu toplantı, Irak Devlet Başkanı Celal Talabani'nin Türkiye'ye gelmesi için bir fırsat. Ancak Talabani, en son Suriye Devlet Başkanı Beşar El Esad'ın Türkiye'ye verdiği desteği yerden yere vururken söyledikleri gibi, kendisini Mesud Barzani'den ayrı tutmak isteyenleri yanıltıyor. Talabani Irak cumhurbaşkanı değil, bir Kürt örgüt lideri gibi davranmayı tercih ediyor.
Erdoğan, Bush ile görüştüğünde hem bu zirve yapılmış, hem de ABD başkentinde Ermeni karar tasarısının akıbeti az çok ortaya çıkmış olacak. (Zaten Erdoğan'ın Bush ziyaretini kesinleştirmesinde Ermeni tasarısı konusunda rüzgârın, tezkerenin de önemli payıyla Türkiye lehine dönmeye başlamasının etkisi oldu.)
Dolayısıyla Erdoğan'ın Bush'la görüşmesine kadar ya önemli bir gelişme beklemek lazım, ya da 5 Kasım'dan sonra Türkiye'nin harekete geçeceği anı kollamak... Bu ikisi de olmazsa, Erdoğan, bugün ültimatom olarak algılanan sözlerine karşın Ankara'ya yalnızca vaatlerle dönerse zor durumda kalır. Çünkü böyle bir ültimatomun muhatabı aslında ne silah bırakmaya niyeti olmayan PKK, ne de ABD askeri korumadan Bağdat'ta sokağa çıkamayan Maliki hükümeti. Muhatap, kuzeyde PKK'ya koruma sağlayan Barzani liderliğindeki Kürtlere tek söz geçirebilecek güç olan ABD.
Erdoğan'ın çıkışının bir başka yönü var. Tıpkı 1998'de Suriye örneğinde olduğu gibi, Ankara 'Sopayı kaldırınca indirmeyi göze alacaksın, ama rakibe itibarını zedelemeyecek çıkış yolu da bırakacaksın' taktiğiyle hareket ediyor. Bu çıkış yolunu Bağdat'ın, ya da Erbil'in şu an görmesi zor. Onlara çıkış yolunu gösterecek olan da yine ABD.

* * * * *
Dışişleri Bakanı ne yapıyor?
Türkiye, ABD ile bir yandan Irak/tezkere krizi, diğer yandan Ermeni tasarısı krizleriyle uğraşırken, Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın sürekli Ortadoğu ülkelerini turlaması Ankara'da eleştiri konusu oluyor. Babacan, tezkerenin geçmesi ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan ile (yeni büyükelçi atamalarının da konuşulduğu) bir değerlendirme toplantısı ardından Mısır'a uçmuştu. Nitekim Başbakan Erdoğan son açıklamalarını yaparken Babacan, Lübnan'dan Afganistan'a hareket halindeydi.
Babacan'ı bulamadım, ama soruyu Başbakanlık Başdanışmanı Büyükelçi Ahmet Davutoğlu'na sordum. Söylediğine göre, bu temaslar "Son derece gerekli". Temaslarda (Afganistan hariç) üç konu anlatılıyormuş: 1- Tezkerenin gerekçelerinin anlatılması (Davutoğlu, "Bakın Arap ülkelerinden karşı çıkan neredeyse yok, açık destek verenler var" diyor. Kahire'de görüştükleri Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa, "Kendinizi savunmak hakkınızdır" demiş.) 2- Irak'a komşu ülkeler zirvesi, 3- Ortadoğu Konferansı (Edindiğim izlenim, Türkiye'nin de konferansın katılımcılşarından olacağı-my).
Davutoğlu aynı çerçevede Babacan'ın yarından itibaren Suudi Arabistan, Kuveyt ve İran'a da giderek Ankara'nın siyasetini en üst düzeyde yüz yüze anlatacağını söyledi.