Çöller üzerinde yeni sınırlar mı çiziliyor?

Bölgede iki devlet fiilen çöküyor: Suriye ve Irak. Üç devletsiz aktör, devlet arıyor: Biri radikal Sünni bir Selefi devleti, diğer ikisi Kürt devleti amaçlıyor. Dört devletin ise ekonomik ve askeri olarak genişleme kapasitesi var: İran, Suudi Arabistan, İsrail ve Türkiye.

Bundan yaklaşık yüz yıl kadar önceydi.

Şimdi, Irak sınırlarında olan Kuttul Amare’de Halil Paşa idaresindeki Tük ordusu, General Townshend idaresindeki İngiliz ordularını 29 Nisan 1916’da yenilgiye uğrattıktan tam 17 gün sonraydı.

İngiliz ve Fransız hükümetleri, Çarlık Rusyası'nın da onay ve desteğiyle 16 Mayıs 1916’da gizli bir anlaşma imzaladı.

***

Bu gizli anlaşmaya göre, Ruslar İstanbul ve Boğazlar, aynı zamanda Ermenistan adı altında Doğu Anadolu’nun önemli bir kısmını “nüfuz alanı” ilan edeceklerdi.

Fransızlar, Adana, Maraş, Antep, Urfa dâhil, Batıda ‘Levant’, Doğu’da ‘Şam’ diye anılan (Evet IŞİD’deki gibi Şam) Suriye sahili, bugün batı Suriye, İsrail, Lübnan’ın bulunduğu topraklarda “nüfuz” sahibi olacaklardı.

İngilizler ise o zaman sömürgeleri olan Hindistan’a açılım sağlayabilecek ve yeni ortaya çıkan petrol kuyularını kontrol edecek şekilde Güney Mezopotamya, Basra Körfezi’nin kuzeyi, bugün Irak ve Kuveyt’i kapsayan bölgede “nüfuz” kullanacaklardı.

***

Rusya’daki Ekim 1917 Devrimi bu anlaşmayı açığa çıkarmakla kalmadı, oyunu da bozdu.

Devrimin hemen arkasından Lenin’in talimatıyla Çarlık arşivinde ele geçirilen belgeler önce İzveztiya ve Pravda gazetelerinde ardından İngiltere’de Guardian’da yayınlandı (o zamanın Wikileaks’i oydu) ve dengeler değişti.

Sovyetler'in savaştan çekilmesi, 1918’de savaştan yenilgiyle çıkan Türkiye’de Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde başlayan direniş ve istiklal savaşının kazanılıp 1923’te cumhuriyetle sonuçlanmasında önemli bir destek unsuru oldu.

***

Kimi tarihçilere göre o gizli anlaşmanın ilhamı, “Avrupa’nın hasta adamını” nüfuz bölgelerine bölme fikrini ilk ortaya atan Çarlık Rusyası’nın Dışişleri Bakanı Sergey Sazonov idi.

Ama görüşmeler, Mekke Şerifi Hüseyin Bin Ali’nin İngilizlerle, onların da Ruslar'la teması sonrasında, İngiliz diplomat Mark Sykes ile Fransız François Geroge-Picot arasında Kasım 1915’te başlamış ve az önce yazdığımız gibi, Kut savaşından 17 gün sonra 16 Mayıs 1916’da hükümetler arasında imzalanmıştı.

Bu nedenle de Sykes-Picot anlaşması olarak anıldı.

***

Anlaşma uygulanamamıştı ama Cumhuriyet'in kuruluşuyla sınırlar dışında kalan Arap coğrafyası parça parça bölünmüştü.

Suudi Arabistan, Suriye, Ürdün, Irak arasındaki sınırlar, haritalarda, kâğıt üzerine çöl kumlarında binlerce kilometre uzanan cetvelle çizilmiş düz çizgiler olarak, ne tarih, ne coğrafya, ne nüfus, ama petrol ve ticaret alanları gözetilerek İngiliz ve Fransız nüfuz bölgelerine uygun şekilde belirlendi.

Sykes-Picot anlaşmasının ömrü uzun olmamıştı ama ruhu yaşıyordu.

***

O anlaşma Sovyetler tarafından ilk ifşa edildiğinde Ortadoğu’da yaşayan iki önemli grubu dışladığı için eleştirilmişti; bunlar İbraniler ve Kürtler'di.

İsrail devletinin 1948’de kuruluşuyla sonuçlanan girişim daha 1917’de Balfour Bildirgesi'yle başladı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren, yalnızca Türkiye’de değil, ama İran ve Irak’ta da baş gösteren Kürt isyanları hep bu haritalardan bir Kürt devleti oyup çıkarabilmek amacını güttü; Irak’taki KDP ve Türkiye’de PKK silahlı mücadele temelindeki bu hareketlerin bugüne dek ayakta kalabilen örnekleri oldu.

***

Suriye iç savaşı, yeni bir aktörü ortaya çıkardı.

Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) de kumlar üzerine çizilmiş sınırları tanımıyor, kendisine başka ülkelerden bir ülke kesip almak istiyordu.

Bu topraklar, PKK’nın Suriye’deki kolu PYD’nin almak istediği payla, Irak’ta da KDP hakimiyet alanıyla çelişiyor ve tabloyu daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor.

***

Şimdilerde de bir gizli Sykes-Picot anlaşması yürürlükte mi acaba? Birileri açığa çıkartmadan böyle şeyler öğrenilemiyor ne yazık ki?

Ancak tablo şu:

Bölgede iki devlet fiilen çöküyor, bunlar Sykes-Picot ilhamıyla kurulmuş Suriye ve Irak.

Bölgede üç devletsiz aktör, devlet arıyor; bunların biri radikal Sünni bir Selefi devleti, diğer ikisi Kürt devleti amaçlıyor.

Bölgede dört devletin ise ekonomik ve askeri olarak genişleme kapasitesi var; bunlar İran, Suudi Arabistan, İsrail ve Türkiye.

Tabloyu daha da karmaşık hale getirmek üzere, bölge dışı iki  süper güç, ABD ile Rusya da askeri olarak Suriye ve Irak sahnesinde; İngiltere ve Fransa’yı artık NATO çerçevesinde ABD safında sayıyoruz.

***

Her ne kadar yüz yıl sonra suni olduğu iyice anlaşılsa da, mevcut sınırlar bir kez değişmeye başladı mı nerede duracağını, kimin aleyhine olacağını kestirmek imkânsız.

Bölgenin siyasi tarihi, evdeki hesapların çarşıya uymamasının tarihidir.

Düne kadar el altında Irak ve Suriye’deki gruplara “Yürüyün, arkanızdayız” diyen Amerikalılar'ın, Rusya’nın devreye girmesi ardından “Kürt devleti kurdurtmayız” makamına geçmesi rastlantı değildir.

***

Bu tablo içinde Türkiye açısından en akılcı strateji, genişlemenin çekiciliğine kanmadan, genişleme hülyalarına kapılmadan sağlam durabilmekte, iç barışı bir şekilde demokrasisini genişleterek sağlamlaştırabilmektedir.

Bunun ülke sınırları cinsinden ifadesi, itiraf etmek lazım ki mevcut koşullar altında NATO anlaşmasına bağlı kalmaktan geçiyor.

Bunun siyasi gelecek cinsinden ifadesi ise, yarının kestirilemediği Orta Doğu siyasetinden bu yolla uzak durup, olabildiğince Avrupa Birliği ile demokratik ve ekonomik bağları güçlendirmek gibi görünüyor.

Eğer bir yerlerde bir gizli anlaşma çerçevesinde kağıt üzerinde yeni sınırlar çiziliyorsa bile bunun çaresi yarını belli olmayan senaryolar yerine, kestirilebilir, demokratik senaryolarda yer almaktan geçiyor.

http://www.radikal.com.tr/152612215261222

YORUMLAR
(2 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Suni sınırlar derken? - İtaatsiz

Hangi sınır suni değil? Doğal sınır ne demek? Bir de "genişlemenin cazibesi" ne demek? Genişlemek neden cazip olsun ki? İsviçre mi daha yaşanılası bir ülke, Rusya mı? Hollanda mı, Çin mi? İsveç mi, Hindistan mı? Kim takar "büyük" ülkeyi ? Refah içinde, özgür ve adaletli olsun yeter. "Büyük ülke" bürokratlara ve siyasetçilere yarar, halka değil. Yavuz Selim, Kanuni Süleyman ülkeyi büyüteceğiz diye hazineyi tamtakır ettiler, uçan vergiler yüzünden 150 yıl Celali ayaklanmaları ile sarsıldı ülke, ekonomisi çöktü, BAtı'daki gelişmeleri ıskalayıp derin bir çukura yuvarlandı, bir daha da kalkamadı. İyi mi oldu?

Yazının özeti - Kör Kadı

Yazınının özeti "Eğer bir yerlerde bir gizli anlaşma çerçevesinde kağıt üzerinde yeni sınırlar çiziliyorsa bile bunun çaresi yarını belli olmayan senaryolar yerine, kestirilebilir, demokratik senaryolarda yer almaktan geçiyor." cümlesi içinde anlatılmış. Tabi bu bir temenni. Önemli olan bugün bizi yöneten siyasi iktidarın bu gerçeğin ayırdında olması. Öteki gibi birilerinin himmetine muhtaç kalındığı sürece yarını belli olmayan senaryolarla dağılıp gitmek hiç de uzak bir ihtimal değil. Toplumlar tarihi yarını belli olmayan senaryolarla yok olup giden toplumlar mezarlığı gibidir.