Cumhurbaşkanı gündemi, Başbakan gündemi, muhalefet gündemi

Anayasa değişikliğinde önce izlenen yöntem işlemedi. Gül, AK Parti'ye yeni yaklaşım önerebilecek mi?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dün CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile Çankaya Köşkü’nde bir görüşme yaptı. Benzeri geçen yıl da yapılmıştı. Cumhurbaşkanı’nın MHP lideri
Devlet Bahçeli ve diğer muhalefet liderleriyle de, benzeri toplantıları yapacağı anlaşılıyor.
Bu toplantılar vesilesiyle devletin en üst makamı olan Cumhurbaşkanlığı’nın gündemini de anlamış bulunuyoruz:
- Terörle mücadele ve Kürt sorunu
- Anayasa değişiklikleri
- AB reform sürecinin canlandırılması
- Ermenistan ve Azerbaycan ile ilişkiler
Cumhurbaşkanı Gül, işbaşına geldiğinden beri siyasi hayatın bir numaralı aktörü, Anayasa’nın 8’inci maddesine göre yürütmenin başı olarak gelişmelerde ağırlığını hissettiriyor. Bunu yaparken de güncel siyasi konulara girmek istemediğini
daha partiler üstü, günlük tutumlar üstü bir
hatta kalmak istediğini söylüyor.
Cumhurbaşkanı gündemindeki konular
arasında terörle mücadele ve Kürt sorunu, AB reformları ve Ermeni-Azeri işleri gibi konuların bu çerçeveye girdiği üzerinde bir kuşku yok. Her ikisi de ülkenin dün, bugün ve yarınını ilgilendiren ve partiler üstü kabul edilen konular. Her ikisi konusunda da partilerin ve devlet kurumları atılacak adımlar üzerinde ne kadar mutabık
olurlar, katkı verirlerse, takınacak sonucun
o kadar fazla kişiyi tatmin edeceği ortada.
Aslında Anayasa değişikliği konusu da öyle. Anayasa değişikliklerinin en geniş mutabakat ve en az partizanlıkla yapılması gereği üzerinde de kuşku yok. Ancak bu konunun güncel siyasetin dışında olduğu üzerinde soru işaretleri var.
Doğrudur, ülkenin geleceği açısından, istikrar, adalet ve özgürlükler açısından iyi yazılmış bir anayasaya ihtiyacımız var.
Türk toplumu ve kurumları, geldiği noktada 1980 darbesinin ürünü olan ve zaten yamalı bohçaya dönmüş bu Anayasa’dan daha iyisine layık.
Öte yandan Anayasa değişikliği konusunun özellikle 29 Mart seçimleri ardından özellikle AK Parti açısından ağırlıklı bir parti çizgisi olarak sunulduğu ve mutabakat bir yana kutuplaşmaya yol açar şekilde sunulduğu da tartışılıyor.
Burada durarak, hükümet açısından öncelikli gündem maddelerinin ne olduğuna bakalım. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın dün Meclis grubuna hitabı ve önceki günkü Bakanlar Kurulu açıklamalarından hareketle şu tablo ortaya çıkıyor:
- Ekonomik krzin etkileriyle mücadele
- Terörle mücadele ve Kürt sorunu
- Anayasa değişiklikleri
- AB reform sürecinin canlandırılması
- Ermenistan ve Azerbaycan ile ilişkiler
Demek ki Cumhurbaşkanı gündemi ile Başbakan gündemi arasındaki tek fark ekonomi konusuna Cumhurbaşkanı’nın aktif müdahil olmamasıdır. Başbakan ekonomi gündemini Dışişleri’nde Gül’ün halefi olan Ali Babacan’a devrederek, zamanında Kemal Derviş örneğinde olduğu gibi dışarıdan bakan atama seçeneğine gerek duymamıştır. Dışişleri’ne Meclis dışından atama yapılması mevcut halde Dışişleri’ne AK Parti grubunda Ahmet Davutoğlu’ndan daha hâkim bir kişinin Başbakan’a göre bulunmadığı gerçeğini yansıtmaktadır.
Anayasa konusuna dönersek, Cumhurbaşkanı’nın muhalefet liderlerine telkin edeceği, görüşünü alacağı Anayasa değişikliğinin hükümetin aklındakiyle aynı olup olmadığı kritik önem taşımaktadır. CHP lideri Baykal parti kapatmada laiklik karşıtı hareket ölçüsünün kaldırılması ve Anayasa Mahkemesi’ndeki siyasi etki konularına, en azından bu yasama döneminde yanaşmayacağını peşinen söylemiştir. MHP lideri Devlet Bahçeli de cumhurbaşkanı görev süresi ve seçim sürecine ilişkin bir Anayasa değişikliğine hayır diyeceğini açıklamıştır. Bahçeli, son değişikliklerle milletvekili seçiminin (gelecek seçim 2011 olmak üzere) dört yılda bir, cumhurbaşkanı seçiminin de (halk tarafından yapılacak gelecek seçim
2012 olmak üzere) 2012 olacağını Akşam gazetesine özel mülakatında açıklamıştır.
Cumhurbaşkanı Gül’ün mevcut koşullar
altında muhalefet partilerini kapsamlı Anayasa değişikliğine ikna etmesi kolay görünmüyor.
Bu durumda tek başına AK Parti tarafından ortaya atılacak ve üzerinde sonradan mutabakat aranmaya başlanacak bir modelin, daha önce denendiği, içeride ve dışarıda yanlış ve partizanca bulunduğu dikate alınacak mıdır? Partiler üstü siyaset çizgisini öne çıkaran Cumhurbaşkanı Gül’ün bu konudaki tutumu Anayasa tartışmalarının sağlıklı ilerleyip ilerlemeyeceğini de gösterecektir.