Cumhurbaşkanı seçimini mahkemelik etmeyi başardık

Meclis dün Türkiye'nin onbirinci cumhurbaşkanını oybirliğiyle ilk turda seçebilirdi. Böyle olmadı. Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir cumhurbaşkanlığı seçimi mahkemelik oldu.

Meclis dün Türkiye'nin onbirinci cumhurbaşkanını oybirliğiyle ilk turda seçebilirdi. Böyle olmadı. Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir cumhurbaşkanlığı seçimi mahkemelik oldu. Bu durumun Türk demokrasisi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi açısından üzücü olduğunu baştan söylemek gerekiyor.
CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı itiraz başvurusunun anlamı, bir açıdan baktığınızda "Biz Meclis Genel Kurulu'nda kaç kişi olduğunu sayamadık, siz hakem olun" demektir. Bir başka açıdan baktığınızda, "Biz bundan sonra 185 vekilin, Meclis'in 550 kişilik Meclis'in cumhurbaşkanı seçmesine engel olabileceğini karara bağlamak istiyoruz, yardımcı olun" demektir. Çünkü CHP'nin itirazı kabul edilirse bundan böyle Meclis'te 184 toplantı yeter sayısından bir fazlasına sahip olan herhangi bir partinin, kendi onayı olmadan cumhurbaşkanı seçtirmemesi mümkün olacaktır.
Bir açıdan bakıldığında, bu Meclis'i siyaset üstü bir cumhurbaşkanı seçmeye zorlamak demektir. Bir başka açıdan bakıldığında, toplumsal uzlaşmayı temsil edecek, 'denetleme-dengeleme' görevini yapabilecek bir cumhurbaşkanı adayı bulmayı zorunlu kılar.
Bu sonuca siyasi tartışma yoluyla Meclis kararları, Anayasa değişikleriyle ulaşmak da mümkündü. Onun yerine mahkemelik olundu.
Aslında eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu 367 konusunu ilk ortaya attığında Başbakan Tayyip Erdoğan buradan ciddi bir tehdit gelebileceğini görseydi ve bunun gereğini yapıp, ana muhalefetteki CHP lideri Deniz Baykal ile uzlaşma arayışına (tartışma ve karşılıklı suçlamalar iyice tırmanmadan) girebilseydi, dünkü tablo yaşanmayabilirdi. Bu tartışmanın, belki de Anayasa Mahkemesi kararına bağlı olarak cumhurbaşkanı seçilecek Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ü gereksiz yere hedefe koyup yıpratması da söz konusu.
Ama daha vahimi, dün Meclis Genel Kurulu'nda tanık olduğumuz tuhaf çaba idi. Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın, 367 sayısına fiilen ulaşmak adına, oy sayımını görmek için Genel Kurulu'na giren 6 CHP'liyi saptayıp tutanağa geçirmesi, bunun da AK Parti kulisinde neredeyse bayram havasında karşılanması acıklı idi. AK Partililer birbirini "İşte 367 bulundu" diye kutlarken, daha üç saat önce Başbakan Erdoğan'ın "Bizim 367 ile ilgimiz yok" sözüne, kendilerinin ne kadar inanmadıklarını göstermiş oluyorlardı.
AK Partililer, hukuki ayrıntılar içine öyle dalmışlardı ki, asıl olayın cumhurbaşkanlığı seçiminin mahkemeye düşmesinde olduğunu göremiyorlar, belki de gönmek istemiyorlardı.
Şimdi Anayasa Mahkemesi bir karar verecek. Başkan Tülay Tuğcu'nun deyişine göre, bu kararı ikinci tur oylamanın yapılacağı 2 Mayıs Çarşamba gününe dek verecek. CHP'nin itirazı kabul edilmez ve Mahkeme Arınç'ın oylamayı yönetim usulünü uygun bulursa, Meclis ikinci, en çok 9 Mayıs Çarşamba günü Abdullah Gül'ü cumhurbaşkanı seçecek.
Mahkeme CHP'nin itirazını haklı, Arınç'ı haksız bulursa, dünkü birinci turun yenilenmesi gerekecek. Bu kez Meclis Başkanı, ya da oturumu kim yönetecekse, yoklama yapıp 367 mevcut bulunduğunu göstermek zorunda kalacak. Varsa, ne âlâ, Gül yine seçilebilir. Yine bulunamaz ise, işin sonu erken seçime dek gider.
Dün tarihi bir gündü ve gereksiz bir gerilime tanık olduk. Yine de yaşanan her şey anayasal sınırlar içindedir. Ciddi bir sıkıntıdır, ama kriz değildir, çünkü yaşanan sıkıntının aşılması yolu Anayasa'da yazılı. Tülay Tuğcu'nun dediği gibi, şimdiye dek görülmemiş olsa da şimdi görünen bu durumun hukukta nasıl yer alacağı böylece meydana çıkacak. İleride 2007 seçimi örneği olarak anılacak.
Son bir not: Ben dahil pek çok yorumcu, Anavatan Partisi'nin dağınık görüntüsüne bakarak Genel Başkan Erkan Mumcu'nun iyi bir sınav veremeyeceğini, çok daha derli toplu görünüm veren DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar'ın bu işten kazançlı çıkacağını söyledi. Hep birlikte yanıldık. Mumcu ve Anavatan iyi bir sınav verdi. Ağar ise, daha bir saat önce basın toplantısı düzenleyerek oylamaya katılmayacağını duyururken yanında bulunan iki milletvekili (ki toplam sayıları dört idi) tarafından ihanete uğradı. Dün DYP ve Anavatan cephelerinde yaşananlar, iki partinin genel seçimlere birlikte yürüme planlarını mutlaka etkileyecektir.