Cumhurbaşkanlığı, seçimler, Irak ve asker

Genelkurmay, hükümetten Irak istikameti beklerken, Köşk tartışması derinleşiyor.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın söyleyeceklerinin kürsüde yaptığı açış konuşmasıyla sınırlı olmadığı belliydi. Nitekim 'Karanlık savaş-faşist PKK' temalı konuşması ardından kahve molasında gazetecileri karşısında bulunca şaşırmadı, sorulara hazırdı.
Sorular 4 Mayıs'ta Dolmabahçe'de Başbakan Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeyle başladı. Büyükanıt da, Erdoğan gibi "İki makamın görüşmesi" dedi. Her şeyin söylenmemesi lazımdı. Bana yıllar önce söylediği bir sözü hatırlatarak, "Her şeyi söylemenin bir yeri ve zamanı vardır" dedi. Yıllar önce bu sözü 'Verilmeyecek bilgi yoktur, verilmeyecek zaman vardır' şeklinde söylemişti.
Büyükanıt'ın asıl konuşmak istediği konunun Irak'taki PKK varlığı ve buna karşı yapılması gerekenler olduğu açıktı. Kendisinin 12 Nisan'daki basın toplantısınıda Irak'a sınır ötesi harekâtın yararlı olacağı açıklamasına karşı, Başbakan Erdoğan'ın bir televizyon yayınında, "Asker isterse izin veririz" mealindeki çağrısı karşısında değişik bir yaklaşım getirdi.
Büyükanıt, o basın toplantısında askeri gereklilikten söz ettiğini söyledi. Oysa her askeri harekât, politik bir hedefle yapılırdı. Savaş kuramcısı Clauswitze'in ünlü sözüne atfen, askeri harekâtın politik hedefe ulaşmak için yapılacağını söyledi. Politik hedef neydi?
Hükümetin Genelkurmay'a politik hedef, yani politik direktif vermesi gerektiğini söyledi. Planlama böyle yapılırdı. Çünkü sınırın Irak tarafında yalnızca PKK yoktu. Barzani peşmergeleri de vardı, ABD kuvvetleri de vardı. Onlarla karşılaşıldığında ne yapılacaktı?
Özetle, Büyükanıt, Erdoğan'a medya üzerinden adeta "Siyasi otorite sizsiniz. Bizden ne yapmamızı istiyorsunuz? Söyleyin, ona göre hazırlanalım" diyordu. Gerçi askerde sınır ötesi harekâta yönelik büyük bir iştah görünmüyor. Böyle bir harekâtın getirip götüreceklerinin farkındalar. Öte yandan, Irak tarafında PKK'nın bulduğu desteğe tepki artıyor. Büyükanıt'ın Harp Akademileri'ndeki uluslararası sempozyumun açılışındaki konuşmasında "Teröristlere yardım edenler de terörist sayılmalı" ifadesinin muhataplarındarn birinin Irak Kürt liderliğinin başındaki Barzani olduğu açıktı.
Büyükanıt, güncel siyasi konulara ilişkin sorulara yanıt vermedi. İkisi önemliydi. Biri, Başbakan Erdoğan'ın Genelkurmay Başkanı ile aralarında bazı görüş ayrılıkları olduğuna ilişkin sözleri üzerineydi. Büyükanıt, önce "Ona soracaksınız" dedi, kendi fikri sorulunca da "Ben böyle bir şey söylemem" dedi. İkinci konu, cumhurbaşkanı seçimi idi. "Başkomutanınızın halk tarafından seçilmesi tartışmasını izliyor musunuz? Ne diyorsunuz" sorusunu, "Bu politik bir konu.
Bu konuya girmeyeceğim" diye yanıtladı.
Büyükanıt bu soruyu yanıtladığı sırada Ankara'da, TBMM'de cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi için son tur oylama başlamıştı. İlk maddenin oylanmasında üçte iki çoğunluktan bir eksik, 366 kabul oyu çıkınca, CHP'li Ali Topuz bunun konuyu Anayasa Mahkemesi'ne taşımaları için yeterli gerekçeyi verdiğini söyledi.
Başbakan Erdoğan'ın her fırsatta seçmenine söz verdiği üzere, 22 Temmuz'da genel seçimlerle birlikte cumhurbaşkanını halkın seçip seçmemesi için referandum sandığı da konulacak mı önümüze? Bunun için,
1- Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Anayasa değişikliğini onaylamaması,
2- AK Parti'nin referandum hazırlık süresini Yüksek Seçim Kurulu'nun kararına bırakacak şekilde kısaltacak bir yasa değişikliğine kalkışması gerekiyor. CHP'nin Anayasa Mahkemesi başvurusu bu süreci daha karmaşıklaştıracak ve tartışmayı derinleştirecek.
Dünden kalan iki not daha. Birincisi, Büyükanıt ABD uçaklarının Irak sınırını ihlal etmesi olayını 'ranatsız edici bir sınır ihlali' boyutunun ötesine taşımama eğiliminde görünüyor. Belki de konuyu daha çok bir Ankara içi mesele olarak görmek gerekiyor.
İkincisi, Başbakan Erdoğan Cumhurbaşkanı Sezer ile haftalık görüşmesine yine gitmedi. Geçen hafta 'İzmir'de görüşeceğiz' gerekçesi vardı. Bu hafta Meclis'teki Anayasa oylamasıydı. Ama 'Erdoğan 16 Mayıs'tan sonra Sezer'in cumhurbaşkanlığını meşre saymadığı için mi Çankaya'ya çıkmıyor' sorusu akıllara takıldı.
Bu durum da cumhurbaşkanlığı tartışmasının derinleşmesine katkıda bulunan bir başka unsur.
Bu yaz, her yazdan sıcak geçecek.