Cumhuriyet'i koruma görevi

Laikliğin tartışılmasına karşı çıkan asker için, Cumhuriyet'i 'koruyup kollama' da önemli.

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ'un Anayasa'daki laiklik ilkesi ve Türkçeye ilişkin sözlerine girmeden önce dikkat çekmek istediğim bir husus var. Kara Harp Okulu Komutanı Tümgeneral Tevfik Özkılıç'ın konuşmasındaki iki bölümün Başbuğ'un içerik ve zamanlama açısından önem taşıyan konuşmasının gölgesinde kalmaması ve Başbuğ'un konuşmasıyla aynı bütünlük içinde görülmesi gerekir.
O iki husus şu:
1- Özkılıç, konuşmasının daha ilk cümlesinde Harbiye'nin görevinin laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ni koruma ve kollama görevini üstlenmiş subaylar yetiştirmek olduğunu üzerine basa basa söyledi.
2- Kısa konuşmasının sonuna doğru da harbiyelilere, "Değişmez, değiştirilemez zannedilenleri değiştirmeye hazır olunuz" dedi.
Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları bazı kavramları sık kullanır. O kavramlar bazen sık kullanılır olmanın yıpratıcı etkisine maruz kalır, klişe olduğu düşünülebilir, dikkatten kaçabilir. Atatürk ilke ve inkılaplarına yapılan vurgular bu çerçevede sayılabilir. TSK mensupları bazı kavramları ise ya kullanmaz ya da çok nadir kullanır. 'Hazır olun' kavramı bir asker için önemlidir. Acemi erlerin ilk eğitimi, 'hazır ol' komutunun öğretilmesiyle başlar, uygun adım, sağa dön, sola dön kavramları ondan sonra gelir.
Özçelik'in hazırlıklı olunması gereği vurgusuna, Başbuğ'un konuşmasının sonlarında felsefedeki tanımıyla modernite tartışması çarçevesinde de rastlayınca, bunun dikkatlerden kaçmak için fazla tesadüf olduğunu düşündüm. Zaten, Başbuğ da çağdaş filozof Jürgen Habermas'ın postmodern, yani modernlik sonrası akımların, modernist akımların temel aldığı akıl ve bilim üzerine kurum ve fikirleri inşa etme kavramını yıkıp yerellik, popüler kültür ve kaotik değişimi esas aldığını söylerken bu 'tesadüf' kavramına değiniyordu. Şunu söylüyordu: "Modernitenin en önemli noktalarından birisi, gerekli zaman ve yerlerde gerekli önlemlerin alınmasıdır. Önlem ve aklın tedadüfe karşı -ki bu tesadüflerin postmodernist düşüncede önemli bir yeri vardır- hazırlıklı olmasıdır. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz; Atatürk devriminin koruyucusu olan kişi ve kurumlara düşen temel görev, tesadüflere karşı gerekli önlemleri yerinde ve zamanında almasıdır."
Hazırlıklı olma gereğinin söylendiği cümlenin devamında, Harbiye komutanının giriş cümlesindeki koruma görevi çıkıyor karşımıza.
Acaba asker, 'Şu sıralar bazı hassas konular tesadüf görünümünde karşımıza çıkabilir. Buna karşı önlem almakta hazırlıklı olmalıyız' mı diyor? Öyle diyorsa bu ne anlama geliyor? Asker ve hükümet ilişkilerinin cumhurbaşkanı seçimi nedeniyle gerilmesi ardından Anayasa tartışmalarının bu gerilimin sürmesine yol açacağı anlamına mı?
Bu soru sorulmalı. Çünkü Başbuğ, konuşmasının sonunda Anayasa tartışmalarına doğrudan şöyle değiniyor: "Anayasa'daki laiklik ilkesine ilişkin işlevsel tanımlar tartışma konuları içerisine çekilmemelidir. Cumhuriyet'in kuruluş felsefesinin temelini oluşturan ulus-devlet ve üniter devlet yapısına; Cumhuriyet'in temel nitelikleri olan; demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti niteliklerine sahip çıkma ve koruma, hiçbir ayrım yapmaksızın, kendisini Türk ulusunun bir ferdi olarak gören herkese düşen bir görevdir. Türk Silahlı Kuvvetleri de bu yapı ve niteliklerin korunmasında her zaman taraf olmuştur ve olmaya da devam edecektir."
Yani, TSK için Anayasa'daki laiklik ilkesi ne kadar 'olmazsa olmaz' bir kavram ise, TSK'nın Anayasa'nın 6'ncı maddesine dayandırılan
İç Hizmet Kanunu'nun 35'inci maddesiyle verilen (ve 12 Eylül 1980 darbesine yasal zemin oluşturan) 'koruma ve kollama görevinin' yerinde kalması da neredeyse o kadar önemli.
Sadece o da değil. Başbuğ, Türkçenin ulus-devlet açısından neden önemli olduğuna konuşmasında geniş yer ayırarak da Anayasa tartışlmalarına müdahil oluyor.
Başbuğ'un PKK ile mücadele konusunda ABD'ye yaptığı beklenmedik sertlikteki "Hiçbir yaptırımda bulunmuyorlar" ve "Söz değil, eylem zamanı" çıkışlarının da, ABD ile ilişkileri düzeltmek isteyen hükümetle yeni kırılma hatları ortaya çıkarması muhtemel.
Başbuğ'un konuşması, siyasi tartışmalarda yankısını bulacak türden.