Daha çok köprüye evet, daha az özgürlüğe hayır

Ekonomik kalkınmayı sürdürmek için daha fazla köprü, yol, santral gerekliyse, insani kalkınmayı sürdürmek için de daha fazla özgürlük, adalet, eşitlik gerekli.

Lütfen hemen ‘Daha çok köprüye de hayır’ demeden okumaya devam edin. Hem artık bu kadar insan İstanbul’dayken ne yapacaksınız? ‘Biz geldik, başkası gelemez, herkes evine’ mi diyeceksiniz? Büyük şehir idaresi ideoloji kalıplarına değil, sorunlara çözüme ihtiyaç duyar.

Sorun yalnız İstanbul’un trafiği değil, Avrupa-Asya karayolu trafiği ve bunun Ortadoğu-Kafkas-Orta Asya akışının Türkiye üzerinden olması. Dolayısıyla yalnızca İstanbul değil, Çanakkale Boğazı’na da köprü gerekebilir yakında. Sorun varsa, çözüm bulacaksınız.

Başbakan Tayyip Erdoğan, 3. köprü temel atma töreninde söze Hz. Muhammed’in “Konstanniye’yi alan ne kutlu askerdir” hadisini Arapça tekrar ederek başladı. Ne de olsa tören ‘Fatih’ Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethinin 560’ıncı yıldönümünde planlanmıştı, yoksa inşaat aylar önce başlamıştı. (Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama’ya da adının Arap harfleriyle işlendiği bir levha hediye etmişti. Oysa Başbakan Türkçeye hâkim, hitabet eğitimi almış bir konuşmacı.) Tören boyunca II. Abdülhamid o kadar anıldı ki köprüye onun adının verileceğini düşündüm. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 3. Boğaziçi köprüsüne ‘Yavuz’ Sultan Selim adının verildiğini açıklaması doğal geldi herkese, merhum Cumhurbaşkanı Özal da ikincisine Fatih adını vermişti.

Yavuz adına Alevi cemaatlerden itirazlar gelse de Türkiye Cumhuriyeti idarecilerinin yükselme devri sultanlarını sahiplenme geleneğine uyuyor. Güncel siyaset açısından da Yavuz’un İran’ın batıya ilerlemesini durduran ve Suriye’yi fetheden Türk imparatoru olduğu unutulmamalı.

Konumuza dönersek, köprü görkemli. 3 milyar dolarlık proje, dünyanın en geniş asma köprüsü olacak; üzerinde demiryolu bulunması onu dünyanın en uzun asma demiryolu köprüsü de yapacak. Başbakan köprüyü 29 Mayıs 2015’te hazır istiyor, yani genel seçimlerden iki hafta kadar önce, kısmetse tabii.

Üçüncü köprü bir yönüyle üçüncü havalimanına değecek. (Bakalım onun adı ne olacak? Kimi kaldırılacak Atatürk Havalimanı olur diyor, kimi Kanuni Sultan Süleyman, kimi Recep Tayyip Erdoğan; o da bir kısmet.) İstanbul’da başka dev projeler de ilerliyor: Cumhuriyet’in 90’ıncı yıldönümünde, 29 Ekim’de açılması beklenen Marmaray, İstanbul-Ankara hızlı tren hattı, Gebze Körfez geçişi ile devreye girecek İstanbul-İzmir otoyolu bunlar arasında.

Bunlar Türkiye’nin istikrarsız yönetildiği yılların açığını kapatmak için Erdoğan döneminin altyapı hamleleri. Şunu kaydetmeli: Dünyada da büyük altyapı hamleleri, sadece güçlü iktidarlar değil, muhalif seslerin hoş karşılanmadığı ve en kaba yöntemlerden en kibar olanlarına, mesela yasal, siyasi ve mali baskının yavaş yavaş arttırıldığı çeşitli yöntemlerle kısılmaya çalışıldığı dönemlerde mümkün olmuştur.

İmparatorluk döneminde Fatih, Kanuni, II. Mahmud, II. Abdülhamid, cumhuriyet döneminde Atatürk, Özal dönemleri buna örnek.
Erdoğan konuşurken, Taksim’de bir grup göstici, şehrin bu bölgesindeki tek parkın da (AVM yapılacak söylentileri altında) tarihi Topçu Kışlası’na dönüştürülmemesi için eylemdeydi: polis bolca gazlıyordu ve Başbakan ‘Ne yaparlarsa yapsınlar’ diye tutumunu ortaya koydu.
Başbakan’ın salı günü AK Parti grubunda ‘iki ayyaşın’ yaptığı yasanın dini yasaklardan daha mı üstün olduğunu sorgulaması da tartışmaya yol açtı. CHP, Erdoğan’ın acaba Atatürk’ün içkiden zevk alan bir kişi olmasına mı hakaret yoluyla atıfta bulunduğunu sorguladı. İçki yasakları daha önce IV. Murad zamanında da denenmişti bu topraklarda.

Aynı gün CHP’nin 12 Eylül döneminde gelen yüzde 10 seçim barajını düşürmek için Meclis’e sunduğu teklif AK Parti oylarıyla reddedildi. Oysa barajın düşmesi hem AK Parti vaatleri arasındaydı, hem de BDP’nin Kürt sorununa siyasi çözüm girişimleri çerçevesindeki taleplerinden. İfade özgürlüğü üzerine endişeler uluslararası raporlarda yer alıyor, burada tekrarlamaya yerimiz kalmadı.

Ama şunu söylemek lazım ki, Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına devam etmek için nasıl daha fazla köprüye, yola, enerji santralına ihtiyacı varsa, insani kalkınmasını sürdürmek için de daha fazla özgürlüklere, adalete, eşitliğe ihtiyacı var. Bu anlayışla hayırlı olsun Yavuz köprümüz.