Daha demokratik bir seçim modeli

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'-</br>nun dün genel kurulunda yaptığı konuşma etkileyiciydi. Hisarcıklıoğlu'nun konuşmasının özetini, "Artık taşınamaz hale gelen...

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun dün genel kurulunda yaptığı konuşma etkileyiciydi. Hisarcıklıoğlu'nun konuşmasının özetini, "Artık taşınamaz hale gelen bu sistem yenilenmeli" cümlesi oluşturuyordu. TOBB Başkanı, delegelerinden ayakta alkış alan konuşmasında, 22 Temmuz seçimleriyle kurulacak Meclis'in ilk işinin siyasi ve idari reformlar gerçekleştirmek olduğunu vurguladı.
"Türkiye cunmhurbaşkanlığı seçiminde iyi bir sınav vermedi" diye ön sırada kendisini dinleyen Başbakan Tayyip Erdoğan, CHP lideri Deniz Baykal ve DYP lideri Mehmet Ağar'ı süzdü; "Kimin kabahati daha büyük tartışmasını artık bir yana bırakıp ileriye bakmalı" dedi. 'Artık miadını doldurmuş 1982 Anayasası' da yeniden ve katılımcı, vatandaşa güvenen, demokratik bir anlayışla yazılmalıydı. Hisarcıklıoğlu böylece 22 Temmuz seçimlerinin Türkiye'nin bugün yaşadığı siyasi ve idari tıkanmışlığa gerçekten çare olacağı konusunda kuşkular beslediğini de söylemiş oldu. Konuşmasında Türkiye'nin dört bir yanından gelmiş TOBB delegelerinden en çok alkış desteği aldığı bölüm, "Seçmenler milletvekillerini tanımıyor, takip edemiyor. Siyasette zihniyet değişiminin, yeni bir siyasetin zamanı.
Millet, vekillerini kendi içinden seçebilmeli" dediği bölümlerdi.
Bu, Türkiye'de uzun süredir tartışılan milletvekili adaylarının parti genel merkezleri tarafından tayin edildiği sistemin eleştirisiydi.
Artık adaylarının çoğunu önseçimle belirleyen parti kalmadı denilebilir. Tabii Türkiye koşullarında basit önseçimin de çeşitli sakıncaları tahmin edilebiliyor. Partilerin rakiplerindeki belli isimleri öne çıkarma ihtimalinden, yerel mali grupların, sosyal baskı gruplarının, hatta yerel çeteleşmelerin listeleri etkilemesi ihtimaline dek hepsi geçerliliği olan itirazlar, siyasi parti yönetimlerince, merkez yoklaması sisteminde ısrar gerekçesi yapılıyor.
Erdoğan konuşması ardından Sivas'ta yapacağı seçim mitingine, Ağar da DP adını almak üzere topladığı DYP kongresine gitti. Baykal ise, Hisarcıklıoğlu tarafından verilen öğle yemeğine katıldı.
Yemek masasında Sanayi Bakanı Ali Coşkun, AK Parti'den aday olmak isteyen Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan, sosyal demokrat kökenli olmasına karşın Hisarcıklıoğlu'nun TOBB'a lazım diye CHP'den aday olmamasını rica ettiği Ankara Ticaret Borsası Başkanı Faik Yavuz ve Deniz Ticaret Odası Başkanı Halim Mete de vardı.
Konu kısa sürede vatandaşın yüzünü görmeyip, adını bilmediği isimlere oy vermekten şikâyetine geldi.
Baykal, "Aslında bizim bir çalışmamız var. Yeni Meclis'e getirmek istiyoruz" deyince dikkatler ona döndü.
Baykal, modelini şöyle anlattı: "Diyelim bir ilden altı milletvekili seçiliyor. O partiden aday olmak isteyenler isimlerini genel merkeze kaydettirecek. Genel merkez bu adayların sayısını 12'ye, yani il milletvekili aday sayısının iki katı sayıya indirecek. Böylelikle kötü niyetli sızmalara karşı bir tedbir de alınmış olacak. Sonra, hiçbir öncelik sıralaması yapılmadan, belki alfabetik sıralamayla, o 12 adayın adı, o partinin seçim pusulasının altına yazılacak. İsteyen vatandaş, hiç bir zorunluluk olmadan, o adaylar içinde istedikleri isme tercih bildirebilecekler. Böylece hem o listeye başka partiden müdahale olmaz, çünkü ancak o partiye oy vermişse geçerli sayılacak, hem de o seçim bölgesinde halkın tanıdığı, sevdiği isimler öne çıkmış olur. Yani dar bölge tercih sisteminin sakıncaları önlenerek Meclis ile seçmen arasında köprü kurulabilir. belki bu sistemde genel merkezlere yüzde 10 gibi bir kontenjan tanınarak, siyasete faydalı olabilecek, ama halkın
tanımadığı insanların dışarıda kalmasının önüne de geçilebilir."
'Baykal modeli' bu. Ali Coşkun, "Ben bunu patent başvurusu olarak sayıyorum" deyince, Baykal "Tamam patent hakkı benim, ama bu sistemi AKP getirirse de destekleriz" diye açık çek verdi. Konuşmasıyla tartışmayı başlatan Hisarcıklıoğlu'nun, "Biz böyle bir modele destek veririz" sözleriyle yeni Meclis'in konularından biri ortaya çıkmış oldu.