Dakika iki, gol iki

Başbakan Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı dosyasını buzdolabında tutadursun...

Başbakan Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı dosyasını buzdolabında tutadursun, AK Parti seçim sonrası kalesinde ikinci golü de gördü.
CHP lideri Deniz Baykal, hukuk doktoru Profesör Zafer Üskül'ün, Atatürkçülüğün Anayasa'dan çıkarılması talebine 'dakika bir gol bir' tepkisi verdi, ama bu sözü daha önce söyleyen biri daha vardı. Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Oğuz Satıcı, bir gün önce AK Parti'nin yeni ekonomi yıldızı Mehmet Şimşek'in 'Tekstili Çin'e bırakalım' sözüne tepki olarak söylemişti.
Yani ortada 'dakika bir, gol bir' durumundan çok, 'dakika iki, gol iki' durumu var.
Üstelik AK Parti çevrelerinde açığa vurulmayan bir hayıflanma da seziliyor; 'golü kendi kalemizde gördük' makamında. Kast- edilen, bu beyanların AK Parti'ye (aldığı yüksek oy desteğine karşın) devletin hükümet dışındaki kurumsal yapılarından ve sermayeden gelme potansiyeli bulunan tepkileri hızlandıracağı, muhalif ellere malzeme vereceği.
Üskül ve Şimşek'in bu beyanlarda bulunurken aslında ne demek istediği, haklı olup olmadıklarından çok, bu fikirleri ifade etmeye cesaret etmiş olmaları üzerinde duruluyor.
Tabii diğer uçta, bu beyanlarda bir Erdoğan-AK Parti komplosu bulmaya çalışanlar var.
Kendi hesabıma ne Üskül'ün, ne Şimşek'in bu sözleri Erdoğan'ın talimatıyla, hatta onun bilgisi altında söylediğine ihtimal vermiyorum. Erdoğan'ın şu anda askerle, yargıyla, sermaye ile ideoloji temelinde yeni bir sistem tartışmasına ihtiyacı varsa, bu tür komplo teorilerine itibar edilebilir. Ama yine kendi hesabıma, tam da cumhurbaşkanı seçimine giderken ve kapsamlı bir Anayasa reformu için uzlaşma arayışına girecekken, üstelik Kemalizm üzerine kamuoyu önünde bir tartışmadan yarar umacağını sanmıyorum.
Ya da bir yandan istihdam ve ihracat sorunlarına alternatif oluşturmadan, motor sektörlerden biri olan tekstilin ömrünü doldurmakta olduğunu onların yüzüne vurmak isteyeceğine...
AK Parti reel politika yapıyor, reel politikanın gereklerini yerine getiriyor. Oysa akademi dünyasının Üskül ve Şimşek gibi inandığını söylemekten çekinmeyen üyeleri için reel politikanın yazılı olmayan kuralları sığ ve gereksiz kalabilir. (İngilizcede bir outspoken sözcüğü var. Yerine göre 'açık sözlü'den 'sözünü sakınmaz'a,
'samimi'den 'patavatsız'a dek değişen anlamlar içerebiliyor.) AK Parti'nin kendi kalesinde gördüğü iki golün Şimşek ve Üskül'e birer bakanlığa mal olup olmayacağını birlikte göreceğiz.
Erdoğan'a artık iyi haber mi, kötü haber mi bilinmez, AK Parti'yi merkeze yerleştirme projesinin parçası olan liberal/sol liberal aydınlar konuşmayı sürdüreceklerdir; gösteri daha yeni başlıyor.
Sadece DTP'lilere ve MHP'lilerin birbirleriyle çatışma ihtimaline bakarak şenlikli bir Meclis olacak yorumları yapılıyordu. AK Parti'nin oy oranında yanıldığımız gibi, bunda da yanıldık: AK Parti'ye yeterince dikkatli bakmamışız. İlgilenenler için şimdiden söyleyelim: Daha önceki meclislerin Mail Büyükerman'ını, Kubilay Uygun'unu aratmayacak isimler de ortaya çıkmaya başladı: CHP dahil, parti listelerine dikkatli bakanlar görebilir.
Konumuza dönersek, Başbakan Erdoğan seçim yorgunluğunu atmaya çalıştığı kısa tatilinden hafta başında Ankara'ya dönecek. Önünde kolay olmayan bir hafta var. Seçimden sonra askerin yönetim kadrosuyla ilk defa Yüksek Askeri Şûra toplantısında bir araya gelecek; herhalde seçim başarısı nedeniyle tebriklerini de orada kabul edecektir. YAŞ'ta bu defa orduyla ilişiği kesileceklerin niteliğinde değişiklik olabilir. Yalnız irticai faaliyet gerekçesi değil, çeteleşme gerekçesi de 'disiplinsizlik' başlığının altında eritilebilir bu kez.
Sonra Meclis açılışı var. Yemin töreninde DTP merkezli bir skandal çıkması ihtimali endişe kaynağı. Ardından Meclis başkanı seçimi var ki, Bülent Arınç'ın çok özel konumu nedeniyle asıl AK Parti içinde tartışmaya yol açabilir. Arınç'ın yeniden Meclis başkanı seçilip seçilmemesi, Erdoğan'ın hükümeti kurma çalışmasının bir parçası olacak.
Böylece takvimi önümüzdeki haftadan öteye taşımış olduk. Sıra eninde sonunda Çankaya tercihine gelecek. Gül'ünkü belli; Erdoğan'ınki
ne olacak? Beklenen o.