Davutoğlu 55 küsur diyor ama bunun 45 altı da var

AK Parti bünyesinde Davutoğlu'nun başarısızlık sınırı olarak yüzde 45'in ya da 300 sandalyenin altı konuşulurken, yüzde 55-60 hedefini siyasetin aritmetiğiyle izah etmek çok zor; tabii sadece HDP değil, CHP ve MHP'nin de işleri sarpa sarmaya başlamazsa.

Başbakan Ahmet Davutoğlu dün AK Parti’nin seçim kampanyasını başlattı.

Dünyanın üzerimize geldiği şu günlerde “Dünya bizi alkışlıyor” gibi hamasi saptamaları ve Mehter Marşı gibi bir seçim şarkısı eşliğinde verilen –nostaljik ve tehlikeli- “Dünyada adaleti sağlamaya geliyoruz” vaatlerini zor da olsa günün heyecanına verelim.

AK Parti internet sitesinde yer alan seçim bildirgesinde yazılı Kürt çözümü meselesinin Davutoğlu’nun ilan ettiği 100 madde arasında yer bulamaması, ama Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın çok istediği başkanlık sisteminin önemli yer tutması ise dikkat çekiciydi.

Ama Davutoğlu’nun vaatleri arasında, örneğin Erdoğan’ın daha 2011 seçiminden akıllarda kalan Boğaz’a üçüncü köprü kurma, İstanbul’a dev havaalanı yapma, ne bileyim “çılgın” Kanal-İstanbul projesi gibi vaatler de yoktu.

***

Tabii bir açıdan baktığınızda Davutoğlu’nun vaatlerinin icraata değil, ideolojik-siyasi hedeflere dair olmasında bir iç tutarlılık var.

Ne de olsa AK parti dünyasında icraatın artık Erdoğan’ın öngördüğü türden bir süper-başkana bırakılması öngörülüyor.

Ve dün açıkladığı hedeflerin iddiasına bakılacak olursa, Davutoğlu başkanlık anayasasını çıkaracağından neredeyse emin görüntü çiziyor.

Nereden mi anlıyoruz?

***

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun yüzde 35 hedefini “Hayalleri bile küçük” diye küçümserken, kendi hedefini “55’lere, 60’lara koşuyoruz” diye özetledi.

Bu gerçekten iddialı bir hedef... Düşünsenize Erdoğan dahi en yüksek oyu aldığı 10 Ağustos cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 52’ye ulaşmıştı; Davutoğlu seçmenin ona Erdoğan’dan fazla destek vereceğine inanıyor.

Gerçi seçim sonuçlarına ve gayrı resmi anket haberlerine baktığınızda yüzde 55 küsur hedefinin gerçekten büyük hayallere sahip olmakla telaffuz edilebileceğini de görüyorsunuz.

***

Son parlamento seçimlerinde, yani 12 Haziran 2011 seçimlerinde AK parti yüzde 50’ye yakın oyla Türkiye’de daha önce iki kez rastlanan bir destek düzeyine erişti.

Erdoğan cumhurbaşkanlığına da yüzde 52 ile seçildi ama parlamento seçimlerinin her zaman farklı özellikleri var.

Nitekim 30 Mart 2014’teki belediye seçimlerinde de AK Parti yüzde 45,6 oy almıştı. (O seçimlerde CHP’nin oyu yüzde 27,8, MHP’nin 15,2 olmuştu.)

***

Yerel seçimlerden sonra yeni kurulan HDP’nin siyasette yükselişi ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 9,8’e ulaşmasına tanık olduk.

Zaten HDP’ye seçime parti olarak girip o adaletsiz yüzde 10 seçim barajını aşacağını düşündüren de o sonuç oldu.

HDP’nin, AK Parti’nin yaptırdığı anketlerde hâlâ yüzde 10’u aşamadığı, hatta 9’u aşamadığı yolunda, AK Parti Genel Merkezi'nden sızma haberler basında yer alıyor bugünlerde.

***

Tabii o anketlerdeki bir başka ilginç noktanın da AK Parti’nin yüzde 45-46 bandında görülüyor olması; yani Davutoğlu’nun kendi ilan ettiği hedefe ulaşmasına daha en az yüzde 10 ve sadece 51 gün var.

Erdoğan’ın 400 milletvekilliği hedefinden birkaç ısrar sonra 335’e gönül indirmesi boşuna değil.

Çünkü 2011’de yüzde 50 aldığında dahi AK Parti 326 milletvekili çıkarabilmişti. Bu sayı Anayasa’yı Meclis oylamasıyla değiştirmek için gereken en az 367 oyun da, halkoylamasına götürmek için gereken 330 oyun da altındaydı.

Erdoğan 335 diyerek Davutoğlu’ndan en azından süper-başkanlık anayasasını halkoylamasına götürmesini sağlamasını istiyor.

***

Peki, Davutoğlu bu 51 günde hedefiyle arasındaki yüzde 10 farkı kapatıp Erdoğan’a 367 vekil, o da olmadı 335 verebilecek mi?

Biraz yakından bakalım.

Diyelim HDP yüzde 10’u aşamadı ve mesela 9 küsurda kaldı. Ve diyelim CHP de MHP’de oylarını hiç artıramadılar ve toplamları yüzde 40 küsurlarda kaldı.

O durumda dahi siyasetin aritmetiği Davutoğlu’nun öngördüğü yüzde 55 ve üzerindeki hedefi açıklamakta yetersiz kalıyor; toplam sayı 100’den fazla çıkıyor.

***

Bu durumda Davutoğlu’nun umudu, doğu ve güneydoğuda HDP’ye verilen oyların AK Parti’ye milletvekili olarak yaraması ve belki 330’un tutturulması olabilir, o da bir ihtimal.

Kürt çözümü neden 100 maddede okunmadı sizce?

AK Parti’nin seçim hesaplarında sadece HDP’nin değil, MHP’nin oy artırması endişesi de mevcut; Davutoğlu o nedenle PKK ile devam eden diyalogu hatırlatacak beyanlardan kaçınıp, PKK’yla mücadele tablosunu öne çıkartmak istiyor bu aralar.

***

Ama bir başka senaryo da var. O da HDP’nin yüzde 10 barajını geçmesi senaryosu.

O durumda, tekrar edelim CHP ve MHP yerinde dahi saysa AK Parti’nin süper-başkanlık anayasasını tek başına halkoylamasına götürecek 330 vekile ulaşması pek mümkün görünmüyor; hayaller büyük olsa da sayılar yetmiyor.

Gerçi o durumda da Davutoğlu’nun 267’yi aşıp tek başına hükümet kurması, yani seçim zaferi kazanması mümkün; ama Erdoğan açısından kendisini süper-başkanlığa taşımayacak bir sonucun zafer sayılması mümkün görünmüyor.

***

Zaten AK Parti içinden gelen bilgilere göre, Davutoğlu’nun 7 Haziran’da yüzde 45’in altında, ya da 300 milletvekilinin altında almasının “başarısızlık” sayılacağı yolunda kazanlar kaynatılmaya başlamış durumda.

Yani Davutoğlu AK Parti’yi yüzde 45 ya da 300 milletvekilinin altına düşürürse, tek başına hükümet kursa dahi Erdoğan ve şu anda sesini çıkarmayan bazı AK Partililer tarafından başarısız ilan edilebilir; o halde çok hareketli bir AK Parti Genel Kurulu bizi bekler.

Bir de şu an yüksek ihtimal görülmese de kâğıt üzerinde var olan bir senaryodan söz edelim.

Diyelim HDP Meclis’e girdi, CHP ve/veya MHP’de oyların yükseltti… İşte o durumda AK Parti’nin yüzde 42’nin altına düştüğü her oy, Davutoğlu’nun tek başına hükümet kurma ihtimalini zora düşürür.

***

Peki, Erdoğan bütün bunları kollarını bağlayıp seyredecek, kaderine katlanacak mı?

Yoksa başka bir planı mı var? Onu da bir başka yazıya bırakalım artık, söz.